16 Mart 2026, Pazartesi
Haber Giriş: 12.12.2025 10:22 | Son Güncelleme: 12.12.2025 10:35

Antidepresanı bırakmak mümkün mü? Dozunu yavaş yavaş azaltmak ve terapiyle evet

The Lancet Psychiatry’de yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, antidepresanların dozunun yavaş yavaş azaltılması ve bu süreçte psikoterapinin sürdürülmesi, ilaçların tamamen kesilmesinin ardından belirtilerin geri dönmesini önlemede etkili olabiliyor
Antidepresanı bırakmak mümkün mü? Dozunu yavaş yavaş azaltmak ve terapiyle evet
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Depresyon ve anksiyete tedavisinde yaygın olarak kullanılan antidepresanların uzun süreli kullanımı, son yıllarda hem hastalar hem de hekimler arasında giderek daha fazla tartışılıyor. Avrupa genelinde her yıl artan sayıda kişi bu ilaçları kullanırken, klinik kılavuzlar belirtiler kaybolduktan sonra genellikle altı ila dokuz ay daha tedaviye devam edilmesini öneriyor. Buna karşın, pek çok hastada tedavi bu sürenin çok ötesine uzuyor.

The Lancet Psychiatry dergisinde bu hafta yayımlanan yeni bir analiz, antidepresanları bırakmak isteyen hastalar için dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Fransa ve İtalya’dan araştırmacıların yürüttüğü çalışma, 17 binden fazla katılımcıyı kapsayan 76 randomize klinik denemeyi inceledi.

Araştırmaya göre, antidepresan dozunun dört haftadan uzun bir sürede, kademeli olarak azaltılması ve bu süreçte psikolojik desteğin sürdürülmesi, kısa vadede belirtilerin geri dönmesini önlemede ilaca devam etmek kadar etkili görünüyor.

Çalışmanın başyazarı ve Verona Üniversitesi’nden Prof. Giovanni Ostuzzi, sonuçların antidepresan bırakma sürecine bakışı değiştirebileceğini belirterek, “Hastaların büyük bir kısmı için antidepresanı bırakmak mümkün olabilir; ancak bu karar mutlaka bir uzmanla birlikte alınmalı ve her bireyin özelliklerine göre planlanmalı” dedi.

İki kritik unsur: Zaman ve psikolojik destek

Analiz, antidepresanların bırakılmasından sonraki ilk bir yıl içinde belirtilerin yeniden başlamasını önlemede iki faktörün belirleyici olduğunu ortaya koydu: doz azaltmanın süresi ve psikolojik destek. Araştırmacılar, dört haftadan uzun süren azaltmayı “yavaş”, 12 haftayı aşan süreçleri ise “çok yavaş” bırakma olarak tanımladı.

Buna göre, yavaş doz azaltımıyla birlikte bilişsel davranışçı terapi veya farkındalık temelli yaklaşımlar gibi psikolojik destek alan hastalarda, ani kesme ya da kısa sürede bırakmaya kıyasla her beş hastadan birinde nüksün önlenebildiği hesaplandı.

Çalışmanın yazarları, bu bulguların ilaçsız yaşamayı denemek isteyen ve kendini toparladığını düşünen hastalar için “umut verici” olduğunu vurguladı.

'Antidepresanlar gereksiz demiyoruz'

Araştırmacılar, bulguların antidepresanların etkisiz ya da gereksiz olduğu anlamına gelmediğinin altını özellikle çiziyor. Psikoterapinin her hasta için tek başına yeterli olmayabileceği, bazı kişilerin ise uzun süreli ilaç tedavisine ihtiyaç duyabileceği vurgulanıyor.

Çalışmaya dahil olmayan uzmanlar da temkinli olunması gerektiğini belirtiyor. Imperial College London’dan Prof. Sameer Jauhar, depresyonun yineleme riskine dikkat çekerek, “Uzun vadeli veriler, ilk depresyon atağını geçiren kişilerin yüzde 60–70’inin zaman içinde yeni bir atak yaşayabildiğini gösteriyor. Koruyucu amaçlı antidepresanlar bu riski yaklaşık yarı yarıya azaltıyor” dedi.

Jauhar’a göre çalışma, psikolojik desteğin ilaçların yerini alabileceğini değil, bazı hastalarda dikkatle planlanmış ve desteklenmiş bir bırakma sürecinin işe yaradığını gösteriyor.

Araştırmanın yazarları ise özellikle anksiyete bozuklukları konusunda kanıtların henüz sınırlı olduğuna ve psikoterapiye dair daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekiyor.

Kaynak: Gazete Oksijen