10 Eylül 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 02.09.2026 10:00 | Son Güncelleme: 02.09.2026 10:00

Uzmanlardan uyarı: Şekeri tamamen bırakmak sağlığa zararlı olabilir

Şekeri tamamen hayatınızdan çıkarmanın sağlıklı olduğu düşünülürken, yeni bir araştırma bunun sanıldığı kadar doğru olmayabileceğine işaret etti
Uzmanlardan uyarı: Şekeri tamamen bırakmak sağlığa zararlı olabilir
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Şekeri tamamen hayatınızdan çıkarmak, ilk bakışta sağlıklı bir tercih gibi görünebilir. Ancak yeni bir araştırma, şekeri tamamen kesmenin sanıldığı kadar faydalı olmayabileceğine ve metabolik sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine işaret ediyor.

Independent'ın haberinde yer alan; araştırmanın sonuçlarına göre, şekersiz beslenmenin bazı koşullarda bağırsak sağlığını ve metabolik sistemi olumsuz etkileyebileceği görülüyor. Bununla birlikte araştırmanın kapsamı sınırlı ve elde edilen sonuçların insanlar için tamamen geçerli olduğu söylenemez.

Bu bulgular, son yıllarda giderek yaygınlaşan "temiz beslenme" anlayışını da yeniden gündeme getiriyor. Onlarca yıllık araştırma, aşırı şeker tüketimini obezite ve tip 2 diyabet gibi hastalıkların dünya genelinde artışıyla ilişkilendiriyor. Bu nedenle sağlık tavsiyelerinde, söz konusu hastalıkların önüne geçebilmek için ilave şeker tüketiminin ciddi biçimde azaltılması uzun süredir öneriliyor.

Özellikle işlenmiş gıdaları yoğun biçimde tüketen kişiler, farkında olmadan yüksek miktarda ilave şeker alabiliyor. Bu durum da çeşitli hastalıkların gelişme riskini artırabiliyor.

Ancak fazla şeker tüketiminin zararlı olması, şekeri tamamen ortadan kaldırmanın mutlaka daha sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Vücudu "temizlemek" amacıyla belirli bir besin grubunu tamamen beslenmeden çıkarmak, sağlıklı tutulmak istenen sistemin ihtiyaç duyduğu bazı kaynaklardan mahrum kalmasına neden olabilir.

Araştırma, sağlığı yalnızca kalori ve kilo üzerinden değerlendirmek yerine bağırsak sistemi ile metabolizma arasındaki ilişkiye de dikkat çekiyor. Şekersiz beslenme uygulandığında kilo artışı görülmemesine rağmen metabolik işleyişte bozulmalar ortaya çıkabildiği belirlendi.

Bu süreçte hormonların bağırsaklarda sorun yaşandığına işaret ettiği ve vücudun kandaki glikozu düzenleme kapasitesinin zayıfladığı görüldü. Bulgular, kişinin kilo açısından sağlıklı görünmesinin metabolik açıdan da sağlıklı olduğu anlamına gelmeyebileceğini ortaya koyuyor.

Bunun nedenini anlamak için sindirim sisteminde yaşayan mikroorganizmalara bakmak gerekiyor. Yararlı bakterilerin bazı grupları yaşamlarını sürdürebilmek için basit şekerlerden yararlanıyor. Bu bakteriler karbonhidratlarla beslendiğinde, bağırsak duvarının sağlıklı kalmasına ve besinlerin vücut tarafından emilmesine yardımcı olan çeşitli kimyasal yan ürünler üretiyor.

Söz konusu yan ürünler aynı zamanda iştahın düzenlenmesine ve vücudun insüline verdiği yanıtın iyileşmesine yardımcı olan hormonların salgılanmasını da destekliyor.

Şeker ve karbonhidrat kaynaklarının tamamen ortadan kaldırılmasıyla bu bakterilerin ihtiyaç duyduğu yakıtın azalması, bağırsak duvarını oluşturan hücrelerin enerji kaynaklarını kaybetmesine neden olabiliyor. Bunun sonucunda bağırsak bariyeri zayıflayabiliyor. Katı bir şekersiz beslenme düzeni, bağışıklık sistemine destek sağlayan yararlı mikroorganizmaların da azalmasına yol açabiliyor.

"Sızdıran bağırsak"

Yararlı bakterilerin azalmasıyla birlikte zararlı ve stres koşullarına uyum sağlayabilen bakteriler bağırsak sistemindeki boşluğu doldurabiliyor. Bu değişim, "sızdıran bağırsak" olarak bilinen durumun ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor.

Bağırsak duvarının zayıflaması sonucunda zararlı bakterilerin ürettiği toksinler bağırsaklardan geçerek vücudun diğer bölgelerine ulaşabiliyor. Bu durum da güçlü bir bağışıklık tepkisini tetikleyebiliyor.

Ancak araştırmada kullanılan beslenme düzeninin son derece düşük yağ içerdiğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu durum, günlük hayatta yaygın görülen ve yüksek miktarda yağ ile şeker içeren Batı tipi beslenmeden oldukça farklı.

Yüksek yağ ve kalori içeren bir beslenme düzeninde şeker tüketimini azaltmak hâlâ sağlıklı bir tercih olarak değerlendiriliyor. Araştırmanın ortaya koyduğu nokta ise şeker tüketimini azaltmak ile şekeri beslenmeden tamamen çıkarmanın aynı şey olmadığı.

Bulgular, öğünlerdeki şekerin en küçük miktarına kadar tamamen ortadan kaldırılmasının kendine özgü riskler taşıyabileceğine işaret ediyor. Sağlıklı bir vücut için bağırsaklardaki mikrobiyal çeşitliliğin korunması ve bu ekosistemin farklı besin kaynaklarıyla desteklenmesi önem taşıyor.

Bu nedenle beslenmeyi mümkün olduğunca çok şeyi ortadan kaldırmaya dayalı katı bir kurallar bütünü haline getirmek yerine, vücudun ihtiyaç duyduğu farklı besinleri dengeli biçimde almak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Beslenmenizin bağırsak sağlığınızı olumsuz etkileyebileceğinden endişeleniyorsanız, şu yöntemler uygulanabilir:

  • Beslenmede çeşitliliğe yer verin: Bağırsak bakterilerinin sağlıklı şekilde yaşamını sürdürebilmesi için farklı besin kaynaklarına ihtiyacı bulunuyor. Karbonhidratları tamamen beslenmeden çıkarmak yerine çeşitli meyve, sebze ve tahıllara yer verilebilir. Bu besinlerde bulunan doğal şekerler ve kompleks lifler, bağırsak mikrobiyotasının desteklenmesine yardımcı olur.
  • Şekeri işlenmiş gıdalardan almak yerine doğal kaynaklara yönelin: Araştırmada sakkarozun (sofra şekeri) bağırsak bakterilerinin desteklenmesinde rol oynadığı görülse de bu durum, işlenmiş gıdalar yoluyla daha fazla şeker tüketilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Günlük beslenmede yeterli miktarda meyve ve sebzeye yer vermek, doğal yollarla sakkaroz alınmasını sağlayabilir.
  • Fermente gıdaları beslenmeye ekleyin: Çok katı ve düşük şekerli bir beslenme programı uygulandıysa, bağırsak bakterilerinin yeniden çeşitlenmesine yardımcı olmak için fermente gıdalardan yararlanılabilir. Kefir, lahana turşusu ve canlı kültür içeren yoğurt gibi besinler bağırsak mikrobiyotasının desteklenmesine katkı sağlayabilir.
Kaynak: Gazete Oksijen