16 Eylül 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 28.08.2026 11:04 | Son Güncelleme: 28.08.2026 11:57

“Yarın yaparım” döngüsüne son: Erteleme alışkanlığını bırakmanın etkili yolları

Telefonun neden olduğu dikkat dağınıklığından hata yapma korkusuna, mükemmeliyetçilikten tükenmişliğe kadar pek çok etken ertelemeye yol açabiliyor. Uzman, ertelemeyi bırakmanın yollarını sıraladı
Fotoğraf: Shutterstock
Fotoğraf: Shutterstock

Bir görev veya projeyle karşı karşıya kalındığında “yarın yaparım”, “birazdan yaparım” ya da “birkaç video daha izleyeyim” diyerek işi ertelemek oldukça yaygın bir davranış. Independent yazarı Harry Bullmore, yıllardır erteleme davranışının bilimini incelediğini belirterek, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinin düzenli olarak erteleme eğiliminde olduğunu aktarıyor.

Araştırmalar, erteleme davranışının daha düşük sınav notları, daha düşük gelir, uyku sorunları ile kötü ruhsal ve fiziksel sağlık gibi çeşitli sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Erteleme davranışıyla mücadele etmek zor ve zaman zaman yıpratıcı olabiliyor. Bullmore’a göre bunun nedenlerinden biri, bu yaygın davranış hakkında toplumda yerleşmiş pek çok yanlış düşünce.

Ertelemenin yeterince önemsememekten veya tembellikten kaynaklandığı düşüncesi bunların başında geliyor. Bu yaklaşıma göre, işleri erteleyen kişilerin yalnızca “daha fazla çaba göstermesi” gerekiyor. Ancak Bullmore, bu tür yanlış algıların suçluluk ve utanç duygularını artırabileceğine dikkat çekiyor.

Gerçekte ise erteleyen kişiler, çevrelerindeki diğer insanlar kadar, hatta onlardan daha fazla çalışmayı amaçlayabiliyor. Ertelemenin temel özelliklerinden biri, niyetler ile eylemler arasındaki fark olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yalnızca “daha fazla çabalamaya çalışmak” işe yaramadığı gibi, kişiyi ertelemenin altında yatan nedenlere yönelik etkili çözümlerden de uzaklaştırabiliyor.

Erteleme davranışının gerçek nedeni ne?

Bullmore’a göre insan beyni, uzun vadede ve genel olarak daha iyi hissettirecek şeyler yerine, o anda daha iyi hissettiren şeylere öncelik vermeye yatkın.

Bu nedenle bir görevin zor veya can sıkıcı olacağı düşünüldüğünde beyin, bir savunma mekanizması olarak kişiyi işi ertelemeye yöneltebiliyor. Böylece yapılması beklenen işin yaratacağı düşünülen rahatsızlık daha ileri bir zamana bırakılıyor.

Örneğin ders çalışmanın hayal kırıklığı yaratacağı düşüncesi veya yaklaşan bir sınavın yaratacağı stres, erteleme davranışını tetikleyebiliyor. Benzer şekilde, hazırlanan bir yazının ya da sunumun kusursuz olmayacağı düşüncesi de kişiyi işi ertelemeye itebiliyor.

Mükemmeliyetçilik, özellikle yapılan işin başkaları tarafından eleştirileceği endişesiyle birleştiğinde sorunu daha da büyütebiliyor. Üstelik bu eleştirinin gerçekte yaşanma ihtimali düşük olsa bile.

Sosyal medya akışları gibi anında haz veren alternatifler de erteleme eğilimini güçlendirebiliyor. Dikkati mümkün olduğunca uzun süre üzerlerinde tutmak üzere tasarlanan bu platformlar, yapılması gereken iş karşısında daha cazip hale gelebiliyor.

Bazı başka sorunlar da özellikle bir son tarih yaklaşırken erteleme davranışından kurtulmayı zorlaştırabiliyor. Bunların başında yorgunluk ve uzun süre boyunca tüketici işlere gereğinden fazla enerji harcamanın yol açabileceği tükenmişlik geliyor.

Böylece bir kısır döngü ortaya çıkabiliyor. Kişi yapması gereken işi gerçekleştiremeyecek kadar tükenmiş hissediyor, bunun sonucunda işi erteliyor. Erteleme ise stresi artırarak kişiyi daha da tüketiyor ve böylece erteleme davranışının etkisi güçleniyor.

Araştırmalar ayrıca erteleme davranışı ile nörogelişimsel bir bozukluk olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) arasında bağlantı bulunduğunu gösteriyor. DEHB, kişilerin belirli bir göreve odaklanmasını ve görevi sürdürmesini zorlaştırabiliyor.

Bullmore, ertelemenin gerçek nedenlerini anlamanın, bu davranışın nasıl kontrol altına alınabileceğini belirlemeye yardımcı olabileceğini ifade ediyor.

Erteleme davranışı nasıl bırakılır?

Ertelemenin birçok farklı nedeni bulunabileceğinden, her durum için aynı çözümün uygulanması gerekmeyebilir. Bullmore, öncelikle kişinin kendisine “Bu kez neden erteliyorum?” sorusunu yöneltmesini öneriyor.

Yorgunluk, telefonun neden olduğu dikkat dağınıklığı, hata yapma korkusu veya başka bir sorun, kişinin belirlediği ya da kendisine verilen görevi yerine getirmesinin önündeki engel olabilir.

Nedenden emin olunamadığında ise daha önce harekete geçilen durumlarla işlerin sürekli ertelendiği durumların karşılaştırılması öneriliyor. Bu iki durum arasındaki farkları belirlemek, ertelemenin nedenini anlamaya yardımcı olabilir.

Bir başka yöntem de benzer bir durumda bulunan bir arkadaşın yaşadığı sorunu düşünmek. Psikolojik mesafe oluşturmanın, kişinin kendi durumunu daha açık ve objektif biçimde değerlendirmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Bir sonraki adımda ise kişinin, görevi tamamlama ihtimalini artıracak tek bir değişikliği hemen uygulamaya koyması öneriliyor.

Örneğin sorun telefon nedeniyle dikkatin dağılmasıysa, göreve başlamadan önce telefonun kapatılması tavsiye ediliyor. Kütüphane veya kafede çalışanların ise oturduklarında telefonlarını çantalarına kaldırmaları öneriliyor.

Sorunun belirli bir sonuçla ilgili korkudan kaynaklanması durumunda ise bununla başa çıkmak daha zor olabilir. Bu noktada kişinin kendisine, en çok korktuğu şeyin gerçekten gerçekleşme ihtimalinin ne kadar olduğunu sorması öneriliyor. Çoğu zaman bu ihtimalin düşünüldüğünden daha düşük veya olası sonucun sanıldığı kadar korkutucu olmayabileceği belirtiliyor.

Bir diğer yöntem ise en kötü senaryoyu değerlendirmek ve bu senaryo gerçekleşirse olumsuz etkilerin nasıl azaltılabileceğini düşünmek.

Bullmore, ertelemenin diğer nedenlerini ve çözüm yollarını Solving Procrastination: The Science of Why We Put Things Off and How to (Finally!) Stop adlı kitabında da ele alıyor.

Kitapta öne çıkan öneriler arasında şunlar bulunuyor:

  • Belirsiz görevleri küçük adımlara ayırmak: Görevin daha açık ve ulaşılabilir görünmesini sağlamak.
  • Öz güveni güçlendirmek: Düzenli ve küçük başarılar elde ederek kişiyi geri çeken olumsuz iç sesi zayıflatmak.
  • Programı kişisel verimlilik ritmine göre düzenlemek: Doğal çalışma alışkanlıklarına karşı çıkmak yerine bunlarla uyumlu hareket etmek.

Bullmore’a göre ertelemenin üstesinden gelmek yalnızca “daha fazla çabalamakla” mümkün değil. Bunun yerine kişinin öncelikle işleri neden ertelediğini anlaması, ardından da bu nedenlere uygun yöntemlerle sorunun üzerine gitmesi gerekiyor.

Kaynak: Gazete Oksijen