19 Nisan 2026, Pazar
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 30.01.2026 10:09 | Son Güncelleme: 30.01.2026 10:09

Yüzde 45’i önlenebilir: Demans riskini azaltmanın 8 yolu

Bilim insanları, menopozun kadınlarda demans riskini artırabileceğini saptadı. Alzheimer’s Research UK uzmanları, bu riski azaltmak için sosyal ilişkilerden egzersize kadar 8 temel adım önerdi
(Fotoğraf: Shutterstock)
(Fotoğraf: Shutterstock)
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Yeni araştırmalar, menopozun beyindeki gri madde kaybıyla ilişkili olabileceğini ve bunun kadınların erkeklere göre demansa daha yatkın olmasını açıklayabileceğini ortaya koyuyor.

Independent'ın haberinde yer alan; Cambridge Üniversitesi’nden uzmanlar, menopozun beyin üzerindeki etkilerini ve hormon replasman tedavisinin (HRT) bilişsel gerilemeyi önlemede rol oynayıp oynamadığını incelemek amacıyla 124.780 kadın üzerinde bir çalışma gerçekleştirdi.

Araştırmada menopozun, zihinsel işlevler, hafıza ve duygular açısından kritik öneme sahip gri madde kaybıyla bağlantılı olduğu saptandı.

Bu bulgular, menopozun demans riskinde oynayabileceği rolü aydınlatırken uzmanlar, herkesin demans riskini azaltmak için neler yapabileceğini açıkladı.

Demans önlenebilir mi?

Alzheimer’s Research UK Bilgi Hizmetleri Müdürü Emma Taylor’a göre, Lancet Commission tarafından yürütülen araştırmalar, dünya genelindeki demans vakalarının yüzde 45’inin yaşam tarzı değişiklikleri ve 14 önlenebilir risk faktörünün ortadan kaldırılmasıyla geciktirilebileceğini veya önlenebileceğini gösteriyor.

Kontrol edilemeyen risk faktörleri

Demans için en büyük risk faktörünün yaş olduğu belirtiliyor. Taylor, “Yaşlandıkça Alzheimer gibi demansa yol açan hastalıklara yakalanma olasılığımız artıyor. Bu hastalıklar genellikle uzun yıllar boyunca gelişir. Ayrıca yaşla birlikte vücudumuz hasarlara karşı daha savunmasız hale gelir” ifadelerini kullandı.

Genetik faktörlerin de rol oynayabileceği belirtiliyor. Taylor, “Demans vakalarının yalnızca yaklaşık yüzde 1’i doğrudan kalıtsal. Ancak APOE4 gibi risk genlerine sahip bazı kişilerde demans gelişme olasılığı artabilir. Bu genlere sahip olmak hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmez” dedi.

Kontrol edilebilen faktörler

Taylor, Alzheimer’s Research UK’in Think Brain Health (Beynini Düşün) kampanyasının beyin sağlığını destekleyen davranışları üç ana başlık altında topladığını belirtti:

  • Kalbi korumak,
  • Zihni aktif tutmak,
  • Sosyal bağları sürdürmek.

İşte araştırmalara göre demans riskini azaltmanın sekiz yolu:

1. Sosyal bağları korumak

Taylor, “Araştırmalar, sosyal izolasyonun demans riskini artırdığını gösteriyor. Özellikle depresyon, tanınmış bir risk faktörüdür. Bu nedenle çevremizle bağlantıda kalmak, beyin sağlığımıza olumlu katkı sağlar” dedi.

Uzmanlar, aile ve arkadaşlarla düzenli görüşmeyi, ilgi duyulan kulüp veya etkinliklere (örneğin dans, kitap ya da bulmaca kulübü) katılmayı öneriyor.

2. Zihni aktif tutmak

Taylor, “Beynimizi yaşam boyu aktif ve zorlu görevlere maruz bırakmak, beyin sağlığını korumaya yardımcı olur ve demans riskini azaltır” açıklamasında bulundu.

İnsanların gün içindeki boş zamanlarında beyinlerini zorlamaları için yeni beceriler öğrenmesi ve bulmaca çözmesi bu konuda faydalı kabul ediliyor.

3. Göz sağlığını korumak

Taylor, “Göz muayenesi yaptırmak, beyin sağlığını korumanın önemli bir parçasıdır. Gözlerimiz ve beynimiz çok yakından bağlantılıdır” dedi.

Alzheimer’s Research UK’e göre, katarakt veya diyabetik retinopati gibi görme bozuklukları, artan demans riskiyle ilişkilendiriliyor.

4. Kronik hastalıkları yönetmek

Taylor, “Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi hastalıklar, özellikle beyindeki kan damarlarına zarar verebilir. Bu durum, beyin hücrelerine yeterli oksijen ve besin ulaşmasını zorlaştırır” ifadelerini kullandı.

Bu nedenle uzmanlar, kan basıncı ve kolesterol seviyesinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve tanı konulması halinde bu hastalıkların etkin biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.

5. Alkol tüketimini sınırlamak

Taylor, “Uzun süreli ve aşırı alkol tüketimi beyin hücrelerine toksiktir ve hücre ölümüne neden olur. Ayrıca alkol, vücudun B1 vitamini emilimini zorlaştırır. Bu vitaminin eksikliği, beynin enerji üretimini olumsuz etkiler” dedi.

Ulusal Sağlık ve Klinik Mükemmellik Enstitüsü (NICE) yönergelerine göre, haftalık alkol tüketimi 14 birimi geçmemelidir.

6. Sigara içmemek

Taylor, “Sigara; kalp hastalığı, yüksek kolesterol ve yüksek tansiyon dahil birçok tıbbi durumla bağlantılıdır. Kalp için zararlı olan her şey beyin için de zararlıdır” dedi.

Sigaranın kan damarlarında yağlı plak oluşumuna yol açtığını, damarların daralıp zayıflamasına neden olduğunu belirten Taylor, bunun beyne giden kan miktarını azalttığını vurguladı.

Ayrıca, sigara dumanındaki karbonmonoksitin kandaki oksijenin yerini alarak beyin hücrelerinin yeterli oksijen alamamasına yol açtığı, bunun da zamanla kalıcı hasara neden olabileceği aktarıldı.

7. Sağlıklı kiloyu korumak

Alzheimer’s Research UK verilerine göre, 35-65 yaş arası obez bireylerde demans riski yüzde 30 oranında artabiliyor.

Taylor, “Obezite kalp, damar sistemi ve beyin üzerinde baskı yaratır. Yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet, kalp hastalığı, inme ve iltihaplanma riskini artırarak beyin sağlığını olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.

8. Fiziksel olarak aktif olmak

Taylor, “Fiziksel aktivite kan dolaşımını düzenler, kilo kontrolüne yardımcı olur ve yapılan araştırmalar düzenli egzersizin kan damarlarının gelişimini desteklediğini göstermektedir” şeklinde konuştu.

Düzenli egzersizin beyin hücreleri arasında yeni bağlantılar oluşturduğu, bunun da inme gibi hastalıklardan koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceği belirtildi.

Araştırmalar, bir yıl boyunca düzenli fiziksel aktivite yapan kişilerde beynin hafıza merkezlerinin büyüdüğünü gösteriyor. Taylor, “Bu bölgeler daha büyük olduğunda, Alzheimer gibi hastalıkların belirtilerinin ortaya çıkması daha uzun sürebilir” açıklamasında bulundu.

Ayrıca egzersizin sadece fiziksel değil, sosyal açıdan da faydalı olduğu belirtiliyor. Başkalarıyla yürüyüş yapmak, uzun vadeli beyin sağlığını destekleyen sosyal bağları güçlendirebilir.

Kaynak: Gazete Oksijen