Selçuk Yıldız
Benim trenlere sevdam 11 yaşında uzak bir Doğu Anadolu kentinden İstanbul’da kazandığım yatılı okula gitmek için yaptığım hayli uzun bir yolculukta başladı. Tonlarca ağırlıktaki vagonların altında ritmik bir şekilde tıkırdayan rayların üzerinde 48 saat sürmüştü yolculuk; o zamankilerin söyleyişiyle tam “iki gün, iki gece”. Gündüz kuşetli kompartımanın penceresinden akan manzaraya büyülenmiş gibi bakar, geceleri uyandığımda ise içinden geçtiğimiz uykudaki kasabalarda ve köylerde tek tük ışıkları yanan evlerde neler yaşandığını tahmin etmeye çalışırdım.