Yarı finaldeki Sırbistan maçında sahada yalnızca iyi voleybol oynayan bir takım yoktu. Hem taktik hem teknik açıdan doğru işler yapan, aynı zamanda yüreğini ortaya koyan bir Türkiye vardı.
Aslında Sırbistan, son derece güçlü ve tehlikeli bir takım. Ancak biz öyle bir oyun oynadık ki onları olduklarından çok daha kötü gösterdik. Bence bir noktadan sonra onlar da sahada yaşadıklarına inanamadılar.
Açıkçası biz de maç öncesinde böylesine net bir 3-0 beklemiyorduk. Oyunun hemen her bölümünde kontrol bizdeydi. Servisimizle rakibin hücum düzenini bozduk, blok ve defansta disiplinimizi kaybetmedik. Sırbistan’ın güçlü yönlerini devreye sokmasına izin vermeden maçı çok hızlı biçimde kendi tarafımıza çevirdik.
Finale bu kadar hızlı ve bu kadar net bir oyunla kalacağımızı herhalde çok az kişi hayal etmişti. Ama artık geriye son bir maç, son bir dans kaldı.
İtalya çok güçlü, çok fazla hücum seçeneğine ve birbirinden farklı silahlara sahip bir ekip. Onları durdurmak için sadece tek bir oyuncuya ya da oyun planına odaklanamazsınız. Ama bu turnuva boyunca şunu gördük ki bizim de çok önemli silahlarımız var. Ayrıca bu silahları artık ne zaman, nerede ve nasıl kullanmamız gerektiğini biliyoruz.

Finalin anahtarı: İyi servis ve akıllı plaseler
İtalya karşısında özellikle Egonu ve Antropova’yı mümkün olduğunca oyundan düşürmemiz gerekiyor. Bunun yolu da ilk temaslardan geçiyor. Savunmada çıkardığımız ilk topları doğrudan Egonu ve Antropova’nın üzerine yönlendirebilirsek, onları yeniden hücuma hazırlanmak yerine savunmanın içine sokabiliriz. Böylece hücuma açılmalarını zorlaştırır, blok yerleşimimizi daha rahat kurarız. İtalya’nın en etkili hücumcularını sadece file önünde durdurmaya çalışmak yetmez. Onları topun karşılanma sürecine de dahil etmek gerekir.
Ama bütün bunların başlangıç noktası yine servis. İyi servis attığınızda rakibin pasörünü fileden uzaklaştırır, hücum seçeneklerini azaltır ve blok-defans sisteminizi daha rahat kurarsınız. Kötü servis attığınızda ise İtalya gibi bir takıma bütün silahlarını kullanma imkânı verirsiniz.
İtalya’nın Avrupa takımlarına karşı uzun süredir kaybetmediği gerçeğini de görmezden gelemeyiz. Karşımızda son derece güçlü, kazanmayı alışkanlık haline getirmiş bir takım var. Ama böyle seriler final maçına bir sayı önde başlamanızı sağlamıyor. Geçmişte kazanılan maçlar skor tabelasına yazılmıyor.
Türkiye iyi servis atar, İtalya’nın hücum seçeneklerini azaltır ve Sırbistan karşısındaki blok-defans disiplinini korursa bu seri korkulacak bir istatistik olmaktan çıkar; bitirilecek çok büyük bir hikâyeye dönüşür.

Vargas diğer hücumcularımıza ne kadar alan açacak?
Sırbistan maçında Vargas’ın yine önemli bir skor yükü taşıması beklenen bir durumdu. Ancak Eda ve Zehra’nın hücumdaki katkısı da en az onun kadar değerliydi. Orta oyuncularımız etkili olduğunda rakip blok erkenden Vargas’a kapanamıyor. İtalya karşısında da yalnızca Vargas’ın kaç sayı aldığına değil, onun sahadaki varlığının diğer hücumcularımıza ne kadar alan açtığına bakmak gerekiyor.
Turnuva öncesinde en fazla çekindiğim takımın Almanya olduğunu söylemiştim. Sırbistan’dan çok çekinmediğimi de belirtmiştim. Sırbistan karşısında alınan 3-0’lık galibiyet, takımın bugün geldiği seviyeyi çok açık biçimde gösterdi. Açık söyleyeyim, İtalya’dan da korkmuyorum.
Kolay bir maç olmayacak. Uzun ralliler, sert servisler ve sürekli değişen eşleşmeler göreceğiz. Ancak kendi voleybolumuzu oynadığımız, servis-blok-defans düzenimizi sahaya yansıttığımız ve yüreğimizi ortaya koyduğumuz takdirde kupayı tekrar kazanabilecek güce sahibiz.
Benim final tahminim net: Türkiye 3-1 İtalya.