08 Ekim 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 14.09.2026 10:49 | Son Güncelleme: 14.09.2026 11:04

Rüyasında Beni Arıyormuş: Şampiyon Rybakina ve Zverev

Rüyasında Beni Arıyormuş: Şampiyon Rybakina ve Zverev
Batuhan Herdem

Elena Rybakina, 2026 Amerika Açık kadınlar finalinde Aryna Sabalenka’yı yenerek Kazakistan adına şampiyon oldu. Ertesi gün erkeklerde Alexander Zverev, ev sahibi Ben Shelton’ı yenerek Almanya adına kupayı kaldırdı. Kader ağlarını başka şekilde örseydi bugün Flushing Meadows'ta iki Rus şampiyondan söz etme ihtimalimiz olabilirdi


Batuhan Herdem

Tarihçi James Truslow Adams'ın The Epic of America kitabı ile popülerleştirdiği 'Amerikan Rüyası' tabirinin neredeyse 100 yıllık bir mazisi var. Bugün bu tabir aklımızda çoğu zaman Birleşik Devletler topraklarına gidip zengin olma fikriyle eşleniyor. 70’lerde The Godfather ve Rocky gibi klasikler Amerikan Rüyası’nı beyazperdede birbirinden bambaşka yüzleriyle yeniden anlatıyordu. O dönemde iyiden iyiye şahlanan bu kavram temelde daha geniş bir şeyi ele alıyordu. İnsanın doğduğu şartların kaderi olmamasını, yeteneği ve başarısı ölçüsünde daha iyi bir hayata ulaşabilmesini...

Her ne kadar geçtiğimiz iki haftada tenis severlerin gözü sezonun son Grand Slam'i için New York'a dönmüş olsa da, bu tanımıyla esasen 'rüya'nın mutlak bir vatanı yok. Zaten Elena Rybakina ve Alexander (Sascha) Zverev'in şampiyonluklarını bu başlık altında klişeleştirmek de açıkçası pek adil olmaz. Ancak Rus kökenlerine rağmen farklı ülkelerin bayrağını taşıyan iki tenisçinin korttaki oyun tarzları ile ayrı dünyaların, kader çizgilerinin çıkış noktası bakımından ise benzer rüyaların insanları oldukları söylenebilir.

Uzun yıllar boyu vadettiği potansiyeli gerçekleştirememesiyle eleştirilen, bu yılki Fransa Açık'ın ardından kariyerinin ikinci Grand Slam şampiyonluğunu kazanan 29 yaşındaki Zverev’in hikâyesi, anne ve babasının aldığı bir kararla başlıyor. Alexander Zverev Sr. ve Irina Zvereva, Sovyet tenisinin içinden gelen iki sporcu.

Burada annesine ufak bir parantez açmak lazım. Çünkü Sascha sanırım bu Amerika Açık şampiyonluğundan sonra kendisine minnet borçlu olduğunu ilk kez bu denli açıkça ifade etti. Zverev, teşekkür konuşmasında annesinden "tenis hayatımda ve genel olarak hayatımdaki en önemli kişi" diye bahsetti. 4 yaşındaki oğluna diyabet teşhisi konulan ve oğlunun spor yapma imkânının çok kısıtlı olduğunu öğrenen bir annenin sevgisinin ne kadar güçlü olabileceğini anlattı tüm dünyaya. Irina Zvereva, "Oğlum nerede olmak isterse orada olacak. Eğer tenisçi olmak isterse tenisçi olacak. Başka bir şey yapmak isterse başka bir şey yapacak. Ama bu hastalık bizi tanımlamayacak." diyerek oğlunu cesaretlendirmiş.

Şu anda oğlunun koçluğunu yapan baba Zverev de Sovyetler döneminde Davis Cup seviyesine kadar çıkmış bir sporcu. Ancak Sovyet sisteminde hangi turnuvalara gideceğine kendisi karar veremiyor, yurtdışı seyahatleri kısıtlanıyor ve kariyerini özgürce planlayamıyordu. 1991’e gelindiğinde buna bir de Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle ağırlaşan ekonomik koşullar eklendi. Almanya’dan gelen antrenörlük tekliflerini önceleri reddeden Zverev çiftinin ellerindeki alternatiflere bakışı zamanla değişti. Almanya’ya taşındılar, zamanla orada kalıcı oldular. 1997'de ikinci oğulları Sascha doğdu. O da Almanya’da doğup büyüdü ve bütün tenis kariyeri orada şekillendi.

Bundan yaklaşık otuz yıl sonra başlayacak yeni bir öykünün dayanağı da yine birtakım finansal sıkıntılardı. 2000'lerden itibaren Maria Sharapova, Svetlana Kuznetsova, Marat Safin; şimdilerde ise Daniil Medvedev, Mirra Andreeva, Andrey Rublev gibi tenisçilerle üst basamakları zorlayan hayli üretken bir tenis sisteminin ürünü olan Elena Rybakina, profesyonelliğe adım atacağı yaşlarda Rusya Tenis Federasyonu'ndan yeterli desteği bulamıyordu. Profesyonel teniste antrenör, seyahat, kort, konaklama ve turnuva masraflarıyla da baş etmeniz gerekiyor. Rybakina tüm bunları kaldırmakta zorlandığı bir seviyeye gelmişti. ABD’de üniversite tenisine yönelmesi, hatta profesyonel kariyeri bırakması bile ciddi bir ihtimaldi. Tam bu noktada Kazakistan çıktı karşısına. 2022'de kazandığı Wimbledon ile bu sene kazandığı Avustralya ve Amerika Açık şampiyonlukları zor zamanında yanında olan Orta Asya ülkesine verebileceği en büyük armağan oldu belki de. Şimdi Kariyer Slam'ini tamamlamak için geriye sadece Fransa Açık şampiyonluğu kaldı.

Fakat doyduğunuz ülkenin sunduğu fırsatları değerlendirmekle hikâye tamamlanmıyor. Zverev de, Rybakina da bugün kupayı kaldırırken yıllardır kortlarda izlediğimiz ilk versiyonlarından epey farklı oyunculara dönüştüler. Kazandıkları şampiyonluklar da karakterlerinin korttaki yansımaları gibiydi.

2026 Roland Garros'tan önce üç Grand Slam finali kaybeden ve Paris'te en büyük rakiplerinin de erken elenmesiyle fırsatı kaçırmayan Zverev, ardından Wimbledon'da da finale çıkmış ama Jannik Sinner'e yenilmişti. Amerika Açık'ta 24 kez Grand Slam şampiyonu Novak Djokovic'in ilk turda elenmesi, geçen senenin şampiyonu Carlos Alcaraz'ın da uzun bir sakatlığın ardından kortlara dönmesi ile Zverev de favorilerden biri olarak görülüyor ama geçmişte yaşadığı hayal kırıklıkları yüzünden bu durum bir türlü sesli biçimde dile getirilemiyordu.

Kariyerinde 1 numaralı seribaşı olarak çıktığı ilk Grand Slam'de turnuvanın başlangıcı da pek şampiyonluk habercisi sayılmazdı. İlk iki maçını beş sette kazandı. İlk turda Lorenzo Sonego karşısında mağlubiyetin iki puan uzağındaydı. Ama eski Zverev ile bugünkü arasındaki fark, iyi oynamadığı günlerde de bir şekilde kendisinden zayıf rakipleri yenebilmesinde yatıyor. Zaten biraz da bu istikrarı sayesinde 2026'da ATP'nin en çok maç kazanan oyuncusu oldu. Hatta bu sezon Grand Slam turnuvalarında toplam 25 galibiyete ulaştı ve Alman efsane Boris Becker'in 22 maçlık ülke rekorunu da geride bıraktı.

Finaldeki rakibi, çeyrekte Carlos Alcaraz'ı deviren ve turnuvanın en büyük hikâyelerinden birini yazan ABD'li Ben Shelton'dı. Ev sahibi ülkeye şampiyonluğu getiren son isim 2003'te Andy Roddick'ti. Dolayısıyla Arthur Ashe Stadı'nda seyircinin tarafı belliydi.

Puanları mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışan, servis hızı neredeyse 240 km/h sürate ulaşan 23 yaşındaki Shelton'ın gücünü, boyuna göre olağanüstü bir return kalitesi olan Zverev sönümleyebiliyor. Servis karşılamada maç boyu sadece 1 basit hata ile oynayan Zverev, rakibi ikinci servise düştüğünde oynanan puanların da %42'sini aldı.

Karşılaşmada ilk iki seti kazanan Alman tenisçi, Shelton üçüncü seti kazanıp baskıyı artırmasına rağmen maçın havasının değişmesine izin vermedi. Şampiyonluğu getiren dördüncü seti sadece iki basit hatayla oynadı. Belki altı yıl önce kariyerinin ilk Grand Slam finalini 2-0 öne geçmesine rağmen Dominic Thiem'e kaybeden Zverev için tehlike çanları yine yüksek perdeden çalabilirdi. Ama bu kez zihnindeki sesleri susturmayı başardı.

Rybakina'nın dönüşümü ise belki de onun 'Buz Kraliçesi' karakterine yakışan biçimde çok daha sakin gerçekleşti. Kortta onu yıllardır izleyenlerin dikkatini çeken ilk şey yüzündeki ifadesizlik. Bir ace atar, yüzü değişmez. Servisini kırdırır, mimik oynamaz. Şampiyonluk anını izlemediyseniz bir bakın. İki elini yumruk yapıp havaya kaldırması bile onun nezdinde epey 'büyük' bir gösteriydi.

Son birkaç yılda onun oyununun bir parçasına dönüştü bu sakinliği. Yarı finalde yendiği, son haftaların en formda oyuncusu Coco Gauff da Rybakina’nın tepkisizliği ile rakibinin ne zaman gergin olduğunu anlayamamanın ne kadar zor olduğundan bahsetmişti. Finale çıktığında kariyerinde ilk kez dünya 1 numarasına yükselmeyi garantilemişti. Karşısında ise son 99 haftayı dünya sıralamasının zirvesinde geçiren, son iki Amerika Açık'ı kazanan Aryna Sabalenka vardı.

Kariyerlerinde 18. kez karşılaşan, üçüncü kez Grand Slam finali oynayan iki oyuncunun korttaki tavrı birbirlerine taban tabana zıt. Rybakina'nın aksine Sabalenka duygularını dışarıda yaşayan, bağıran, kendisiyle ve koçlarıyla sürekli tartışan bir oyuncu.

İlk seti Rybakina yalnızca %27 ile ilk servis bulmasına rağmen kazanmayı bildi. Bu yüzden geri çizgiye sıkışmış ve hiç fileye de çıkamamıştı. İkinci sette oyunu iyiye gitti fakat karar anlarında son sözü söyleyen Sabalenka'ydı. Durum 1-1'e geldikten sonra Rybakina en büyük gücünü kullandı. Üçüncü sete hiçbir şey olmamış gibi başladı. İlk servislerinde oynadığı puanların tamamını kazanan, servis karşılama puanlarının yarısını alan ve iki kez servis kıran Rybakina şampiyonluk puanını da maçta bulduğu 12. ace ile tamamladı. Sezonun ilk Grand Slam'inde Sabalenka'yı yenip kupayı alan Rybakina, son durakta da aynı rakibi geçerek yılı iki büyük sert kort kupasıyla kapattı.

Rüya sahibi olayların tam tamına nerede başladığını hatırlamaz. Kendini bir anda çevresinde yaşananlarla hemhal olmuş biçimde bulur. Ancak rüyanın sonunu, nerede kesildiğini bilir herkes. En sonunda çevrenize aktardıklarınız, aklınızda kalanlar kadardır. Zverev yıllardır üzerine yapışan 'kaybeden' kimliğini bertaraf etti. Rybakina kadın tenisinin son yıllardaki en büyük 'kazanan' ismini bu yılki iki Grand Slam finalinde de yendi.

Gelgelelim, Rus asıllı Zverev ve Rybakina'nın aynı anda gerçeğe dönüşen Amerikan rüyasında bundan sonra mazinin pek bir yeri olmayacak. İkisi de Adams'ın işaret ettiği gibi, yeteneği ölçüsünde daha iyi bir hayata ulaşabildi. Ancak geleceğe yüzlerini çevirirken bulundukları yerde ne denli kalıcı olduklarını ispatlamaya çalışacaklar ve şayet başarırlarsa önlerinde buradan doğan yeni bir kavram belirmeye başlayacak... Miras.