14 Mayıs 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 06.05.2026 11:21 | Son Güncelleme: 06.05.2026 16:13

Avukatlar ve gazeteciler salona alınmadı: Gazeteci Hakan Tosun cinayetinde ilk duruşma başladı

Gazeteci ve aktivist Hakan Tosun'un Ekim 2025'te İstanbul'da sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin dava, bugün Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayacak. Tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin, "kasten öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyor
Avukatlar ve gazeteciler salona alınmadı: Gazeteci Hakan Tosun cinayetinde ilk duruşma başladı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Gazeteci ve yaşam hakları savunucusu Hakan Tosun'un Ekim 2025'te İstanbul Esenyurt'ta sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması bugün saat 14.00'te Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlıyor.

Dava öncesi açıklama yapan Tosun'un avukatları, duruşmanın yapılacağı salonun kapasitesinin yetersiz kaldığını ve taleplerinin bugüne dek karşılanmadığını kamuoyuyla paylaştı.

Duruşma öncesinde Hakan Tosun'un ölümüne ilişkin basın açıklaması yapmak isteyen bir gruba polis izin vermedi.

Birgün'ün aktardıklarına göre, dava öncesinde duruşmayı takip etmek isteyen Tosun'un yakınları ve sevenleri İncirli metro çıkında buluştu. Yürüyüşün ardından adliye önünde basın açıklamasının yapılması planlanıyordu.

Ancak, polis ekipleri metrodan adliyeye yürümek isteyenlere engel oldu. Polisin engellemesine Hakan Tosun'un annesi Fatma Tosun sert tepki gösterip, "Çocuğum sokak ortasında dövüldüğünde polis neredeydi?" diye sordu. Çıkan tartışmanın ardından pankartların indirildi ve tek sıra halinde geçilmesine izin verildi.

Basın ve avukatlar salona alınmadı

BirGün'den Meral Danyıldız'ın aktardığına göre duruşmayı takip etmek üzere adliyeye gelen avukatlar ve gazeteciler, polis engeliyle karşılaştı. Mahkeme başkanı, aile yakınları ve sınırlı sayıda avukat dışında kimsenin salona alınmayacağını açıkladı.

Kararın ardından adliye koridorunda gerginlik yaşandı. Duruşma salonuna girmek isteyen avukatlara polis müdahale etti. Çok sayıda yurttaş ise salonun bulunduğu koridora alınmayarak barikat önünde bekletildi. Avukatlar, “Salona kimin alınacağına kim karar veriyor” diyerek uygulamaya tepki gösterdi. Barikatın kaldırılması yönünde sloganlar atıldı.

Gazeteciler daha sonra başka bir salona yönlendirilerek duruşmayı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden takip etmeye başladı.

Duruşma salonu genişletme talebi reddedildi

Duruşma salonunun genişletilmesine ilişkin talep mahkeme tarafından reddedildi. Yargılamaya mevcut salonda devam edildi.

Duruşma, sanıklardan Abdurrahman Murat’ın savunmasıyla başladı. Beyaz gömlek giydiği görülen Murat, hayatını kaybeden Hakan Tosun’a rahmet dileyerek ve ailesine başsağlığı ileterek konuşmasına başladı.

Murat, olayın yaşanmamış olmasını dilediğini söyledi. Doğduğundan beri aynı mahallede yaşadığını belirten Murat, olay günü evdeyken “Kadir” isimli bir kişinin kendisini arayarak nişan davetiyesi vermek istediğini ve bu nedenle dışarı çıktığını ifade etti.

Dışarı çıktığında Tosun’u aracının yanında gördüğünü söyleyen Murat, Tosun’un alkollü olduğunu ve daha önce darp edilmiş gibi göründüğünü, gözünde morluk ve yüzünde şişlik olduğunu öne sürdü. İlk etapta aralarında konuşma geçmediğini belirten Murat, kısa süre sonra yeniden dışarı çıktığında Tosun’u aynı yerde gördüğünü ve elinde sigara sardığını iddia etti.

Murat, Tosun’u “burada alkol ve uyuşturucu kullanma” diyerek uyardığını, bunun üzerine Tosun’un kendisine küfür ettiğini ileri sürdü. Tartışmanın büyüdüğünü söyleyen Murat, önce omzuna tekme attığını, ardından yeniden küfür edilmesi üzerine bir kez daha tekme attığını, ancak başına vurmadığını ifade etti.

Mahallede toplanan kişilerin araya girdiğini söyleyen Murat, arkadaşı Yusuf’un kendisini olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştığını belirtti. Daha sonra yeniden olay yerine döndüğünü aktaran Murat, Tosun’un kendisine tekrar küfür ettiğini ve yumruk atmaya çalıştığını, bunun üzerine kendisinin de yumruk attığını öne sürdü.

Ne olmuştu?

Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 Cuma akşamı Esenyurt'ta evine giderken sokak ortasında saldırıya uğradı. Güvenlik kamerası görüntüleri, motosikletle gelen iki kişinin birden Tosun'a saldırdığını ortaya koydu. Yere düşen Tosun, saldırganların tekmelerine maruz kalmaya devam etti.

Ağır yaralı halde Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi'ne kaldırılan Tosun, üzerinde kimlik bulunmadığı için hastaneye kimliği belirsiz olarak kaydedildi. Ailesine 27 saat boyunca hiçbir bilgi verilmedi.

Tosun'dan uzun süre haber alınamaması üzerine ailesi ve gazeteci dostları sosyal medyadan çağrıda bulundu. Kardeşi Öznur Tosun karakola giderek kayıp başvurusunda bulundu; ancak karakoldan ona herhangi bir bilgi verilmedi.

Öznur Tosun, yaşananlar karşısında tepkisini şöyle dile getirdi: "Hakan Tosun hastaneye kaldırıldığında 27 saat boyunca neden ailesine haber verilmedi? Neden parmak izi okutulmadı? Neden yüz taraması yapılmadı? O kimliksiz, sahipsiz değildi."

13 Ekim'de Tosun'un beyin ölümü gerçekleşti. Ölüm, künt kafa travmasına bağlı kemik kırıkları ile birlikte beyin kanamasından meydana geldi.

Kamera görüntülerinin kaybolduğu iddiası

Dava sürecinde kamuoyunu derinden etkileyen bir iddia gündeme geldi. Saldırı noktasını en net açıdan gören işyerinin güvenlik kamerası görüntüleri, saldırganlardan birinin ailesi tarafından alınıp götürüldü.

Halk TV muhabiri Umut Taştan'ın bölgedeki esnafla yaptığı görüşmelere göre, olay sonrasının sabahında polis iki kez dükkâna gelerek kamera kayıtlarını inceledi ancak kayıt cihazına el koymadı. Polisin ayrılmasının ardından sanıklardan birinin ailesi dükkâna gelerek "Senin kameran bize lazım" dedi ve cihazı alıp götürdü.

Kamerasını geri almak için aileye giden dükkân sahibi, sanığın babasıyla karşılaştı. Babanın şu sözleri söylediği aktarıldı: "Bir tokat atmış, bu yüzden benim çocuğumu aldılar. Daha önceden husumetimiz vardı. Hayatını kaybetmiş, bizim üstümüze kalmasın."

Bu gelişmeler üzerine sanıklardan birinin babası ve abisi delil karartma gerekçesiyle gözaltına alındı. Görüntüleri gazetecilerle paylaşan işyeri sahibi de gözaltına alınanlar arasında yer aldı.

İddianamede ne var?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin hakkında "kasten adam öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

İddianameye göre Abdurrahman Murat, Tosun'a birden fazla kez tekme attı ve başını aşağı çekerek darp etti. Olay yerine sonradan gelen Adnan Şahin ise darp eylemine katılarak Tosun'u tekrar yukarı kaldırıp aşağı bıraktı. Savcılık, kamera görüntüleri ve adli tıp bulgularının bir arada değerlendirilmesi sonucunda iki sanığın da öldürme kastıyla hareket ettiği kanaatine vardı.

Sanıklar suçu reddetti. Abdurrahman Murat yalnızca kendini savunmak amacıyla vurduğunu öne sürerken Adnan Şahin yardım etmek için yaklaştığını ileri sürdü. Savcılık ise bu savunmaları "suçtan kurtulmaya yönelik" olarak nitelendirdi.

Avukatlardan salon tepkisi

Duruşma öncesinde Tosun'un avukatları, yargılamanın sağlıklı yürütülememesi riskine dikkat çeken yazılı bir açıklama yaptı. Avukatlara göre davayı izlemek için çok sayıda avukat, milletvekili, baro temsilcisi, gazeteci ve sivil toplum temsilcisinin mahkemeye gelmesi bekleniyor; ancak atanan duruşma salonu yalnızca 30 kişilik kapasiteye sahip.

Avukatlar, 31 Mart'ta daha geniş bir salon tahsis edilmesi için talepte bulunduklarını ancak bu talebin bugüne dek yanıtsız kaldığını belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Fiziki yetersizlikler nedeniyle duruşmaya erişimin sınırlanması, aleniyet ilkesinin ihlali anlamına geleceği gibi savunma hakkını da zedeleyecektir. Sınırlı ve yetersiz bir fiziksel ortamda yürütülecek yargılamanın düzen ve güvenlik açısından da ciddi riskler barındıracağı açıktır."

Avukatlar, duruşmanın aleniyetinin Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alındığını da vurgulayarak yargılamanın yalnızca teoride değil fiilen de açık olması gerektiğinin altını çizdi.

Hakan Tosun kimdir?

1975'te İstanbul'da doğan Hakan Tosun, medya sektörüne 1993'te teknik danışman olarak adım attı. 1998'de İzmir'e yerleşerek yerel televizyon kanallarında haber montaj operatörü olarak çalıştı. 2009'dan itibaren belgesel yapımcılığına yönelen Tosun, doğa, kent mücadelesi ve toplumsal direniş temalarını işlediği bağımsız yapımlarıyla tanındı. Çatılara Doğru, Tekel İşçileri, Büyük Anadolu Yürüyüşü ve Validebağ Direnişi bu yapımların öne çıkanları arasında yer alıyor. Aynı zamanda "Doğa ve Kent Aktivizm Documentary" adlı yapım şirketinin yönetmenliğini de üstlenen Tosun, hayatını kaybettiğinde aktif bir çevre aktivistiydi.

Kaynak: Gazete Oksijen