19 Mayıs 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 01.04.2026 22:26 | Son Güncelleme: 01.04.2026 22:52

İBB davasında bir isim daha ifadesini geri çekti

Etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla ifade veren, ancak tutukluluğu devam eden Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin tek samimi ifadesini 22 Mart’ta verdiğini, sonraki ifadelerin geçersiz olduğunu söyledi
İBB davasında bir isim daha ifadesini geri çekti
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İBB davasında daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla ifade veren tutuklu iş insanı Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin dört ifadesi bulunduğunu belirterek, "Bugün özellikle vurgulamak istediğimiz, en samimi ifade, 22 Mart tarihli ifadesidir. Daha sonraki ifadeler ise cezaevindeyken kendisine ziyarete gelen bazı avukatların baskısıyla verilmiştir" dedi.

Davanın bugünkü duruşmasında, savunması alınmayan tutuklu sanıkların avukatlarının tahliye talepleri dinlendi. Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı tutuklu Seza Büyükçulha’nın avukatı Kaptan Yılmaz, İmamoğlu ile görüntü vermenin dosyada suç teşkil ettiği ve tutuklanma gerekçesi olarak kullanıldığını savundu. Avukat, müvekkilinin restoran açılışının, altı bakan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirildiğini aktararak, “Bir Cumhurbaşkanı adayıyla görüntü vermek tutuklama sebebi; mevcut Cumhurbaşkanı ile görüntü vermek tahliye sebebi… Müvekkilim bu ikisinin arasında sıkışmış bir yargılamayla karşı karşıya” dedi.

"Seni kim alabilir? Mekanını Cumhurbaşkanı açtı"

Yılmaz, söz konusu durumu ifade etmekte tereddüt ettiğini ancak müvekkilinin rahatsız olacağını belirterek şöyle devam etti:

“Dosyada delil olarak sunulan tape kayıtlarında, müvekkil iş yerinin bulunduğu Trabzon Araklı ilçesinin AK Parti İlçe Başkanı ile telefon görüşmesi yapıyor. Bu görüşme, tutuklama gerekçeleri arasında da yer alıyor. İlçe başkanı, müvekkile ‘Seni kim alabilir? Senin mekanını Cumhurbaşkanı açtı’ diyerek yanıt veriyor.”

Avukat Yılmaz, tape kayıtlarının dosyaya sansürlenmiş olabileceğini ve içeriklerinin dosyada tam olarak yer almadığını da sözlerine ekledi.

“Akın Gürlek, ‘sadece tanık beyanına dayalı tutuklu yok’ demişti, müvekkilim 9 aydır tutuklu”

Tutuklu iş insanı Turgay Tokdemir’in avukatı Serhat Aydoğan, müvekkilinin yaklaşık 9 aydır "yalnızca tanık beyanına dayalı olarak tutuklu bulunduğunu" savundu. Aynı iddialarla yargılanan bazı sanıkların gözaltına alınmadığını söyleyen Aydoğan, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Sayın Akın Gürlek’in daha önce yaptığı açıklamada, ‘Bizim elimizde belgeler var, sadece tanık beyanıyla kimseyi tutuklamıyoruz’ demesine rağmen, biz huzurdaki dosyada sadece tanık beyanıyla tutukluyuz” diyerek tahliye talep etti.

“30 yıl Cumhuriyet Savcılığı yaptım, böyle bir savcılık usulünü kabul etmiyorum”

“Etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanmak için ifade veren ancak tahliye edilmeyen, bunun üzerine geçen hafta ifadelerini tahliye vaadiyle verdiğine yönelik yeni bir dilekçe sunan Murat Kapki’nin avukatı Fikret Aras da tahliye talebinde bulunarak, şunları söyledi:

"Müvekkilim diyor ki: ‘Bu soruşturmadan önce 12-13 tane taşınmazı devrettim.’ Müvekkilim savunmasında açıklıyor: ‘Ben 4 tanesini avukatım Zeynep Hanım’a, vekalet ücreti karşılığı verdim; 8 tanesini de İsmail isimli bir şahsa verdim.’ Berat ifadesinde diyor ki: ‘Zeynep Hanım bunları avukatlık ücreti olarak almamıştır, mal kaçırmak için yapmıştır.’ Sonra ekliyor: ‘Ben İsmail Bey’in bu malların suçtan kaynaklandığını bilmediğini düşünüyordum. Kendisi masumdur.

Bu ülkede 30 yıl Cumhuriyet Savcılığı yaptım, sonra emekli oldum. Meslek hayatım boyunca çok sayıda dava gördüm; bunlardan biri ülkemizin en önemli yargılamalarından biri olan Hizbullah ana davasıdır. Binlerce sayfalık klasör olmasına rağmen, iddianame 180 ya da 181 sayfaydı. Bir başka örnek, Abdullah Öcalan davasında, 17.000 ek belgeye rağmen iddianame sadece 168 sayfaydı. Ancak gelin görün ki, bizim Büyükşehir Belediyesi dosyası tam 4.000 sayfa. İnsanlar isimlerini iddianamede bulamıyor, haklarında hangi delillerin olduğu konusunda hiçbir fikirleri yok. Biz müvekkilimizin adını arattığımızda binlerce sonuç çıkıyor; insanlar nasıl bir savunma yapacağını şaşırıyor. Hizbullah davası 180 sayfa… Oysa burada 4.000 sayfa var. Bu durum, tipik olarak adil yargılanma hakkının ciddi bir ihlalidir. Ülkemizde kamuoyunu ilgilendiren pek çok davaya bizzat şahit oldum, birçoğunda da içinde bulundum. Bunu eleştirmek benim en doğal hakkımdır. Böyle bir savcılık usulünü ben kabul etmiyorum. En azından çağrım; bir ek takipsizlik kararı verin."

Avukat Aras, Kapki'nin sağlık sorunları yaşadığını, boyun fıtığı nedeniyle boyunluk kullanmak zorunda kaldığını, her sabah ağır iğneler olduğunu, 9 yaşındaki çocuğu ağır depresyon tedavisi gördüğünü belirterek, müvekkilinin tahliyesini istedi.

"Daha sonraki ifadeler cezaevinde ziyarete gelen bazı avukatların baskısıyla verildi"

Etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla ifade veren, ancak tutukluluğu devam eden Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin tek samimi ifadesini 22 Mart’ta verildiğini, sonraki ifadelerin geçersiz olduğunu söyledi. Avukat Muhittin Arık, “Müvekkilimin emniyette ve savcılıkta olmak üzere toplam 4 ifadesi bulunuyor. Bugün özellikle vurgulamak istediğimiz, en samimi ifade, 22 Mart tarihli ifadesidir. Daha sonraki ifadeler ise cezaevindeyken kendisine ziyarete gelen bazı avukatların baskısıyla verilmiştir. ‘Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var, buradan çıkamazsın’ gibi yönlendirmeler yapılmıştır” dedi.

"Sadece emniyet ve savcılıktaki ilk ifadesi geçerli"

Arık, söz konusu yönlendirmelerin cezaevi kayıtlarından da görülebileceğini belirterek, "Bu psikoloji ve baskı altında müvekkilime savcılıkta ifade verdirilmiştir. Savcının odasında ‘Senin hakkında şu kişi şöyle konuştu, bu kişi böyle konuştu’ denilerek, müvekkilimin iradesi fesata uğratılmıştır. Biz bugün, sadece emniyette ve savcılıktaki ilk ifadesinin geçerli olduğunu kabul ediyoruz” diye konuştu.

Avukat Arık, iddianamede müvekkili aleyhine verilen ifadelere ilişkin “Burada, müvekkilimin cari ilişkisi olmayan ve ilk aşamada ifade vermeyen 5 farklı kişi, daha sonra etkin pişmanlık kapsamında sadece özgürlüklerine kavuşmak için müvekkilim hakkında beyanlarda bulunmuştur. Bunlar arasında Taşçıoğlu sahibi Kamil Taşçı da var. Kamil Taşçı, bugün burada değil, tutuklu değil. Bu kişinin avukatı daha sonra müvekkilimin avukatı olmuş ve müvekkilimi ifadeye götürerek, etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olmasını sağlamış, benimsemediği ifadeleri verdirilmiştir” dedi.

Kaynak: ANKA