17 Şubat 2026, Salı
Haber Giriş: 05.02.2026 18:10 | Son Güncelleme: 05.02.2026 18:19

İmamoğlu'ndan AB liderlerine Gümrük Birliği mektubu: Anlaşmanın güncellenmesi ertelenemez bir zorunluluk

CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, AB liderlerine yazdığı mektupta, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının acilen modernize edilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu süreci "ertelenemez bir zorunluluk" olarak gördüğünü ifade etti
İmamoğlu'ndan AB liderlerine Gümrük Birliği mektubu: Anlaşmanın güncellenmesi ertelenemez bir zorunluluk
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Türkiye–AB ilişkileri hakkında Avrupa Birliği (AB) liderlerine açık mektup yazdı. İmamoğlu mektubuna, "Silivri’deki cezaevi hücremden sizlere ulaşmak ve benim için yeniden gündeme gelen, giderek ciddi bir endişe kaynağı haline dönüşen bir konudaki düşüncelerimi paylaşmak istedim" sözleriyle başladı.

"AB’nin MERCOSUR (Güney Amerika Ortak Pazarı), ardından Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları, Türkiye açısından giderek daha belirgin hâle gelen asimetrik sonuçlar doğurmaktadır" diyen İmamoğlu, "Buna ek olarak; Komisyon’un ‘Made in Europe’ başlıklı girişimi, Türk ürünlerini dışlayabilecek bir sonuç doğurma ihtimaliyle, Türkiye-AB Gümrük Birliği’ni kamuoyunda yoğun biçimde eleştirilen bir alan haline getirmiştir" ifadelerini kullandı.

Söz konusu eleştirilerin birçok açıdan haklı olduğunun altını çizen İmamoğlu, "AB kurumlarının Türkiye-AB ilişkilerine dair ardışık raporlarında vurguladığınız üzere; bu ticari düzenleme, acil bir şekilde kapsamlı bir reforma ihtiyaç duymaktadır. Anlaşma, 30 yılı aşkın bir süre önce müzakere edilmiştir. O tarihten bu yana dünya değişmiş, ekonomiler dönüşmüştür. Buna karşın en önemli ticari düzenlememiz, hala güncellenmemiştir" dedi.

Türkiye’nin nihai olarak AB’ye üyeliğinin faydalarına yürekten inandığını vurgulayan İmamoğlu, "Bunun tarihsel öneme sahip bir hedef olduğunu düşünüyorum. Bu süreç, Türkiye’nin demokratik eksikliklerini gidermesine yardımcı olacağı gibi, elde edilecek kazanımların kalıcı hâle gelmesini de sağlayacaktır. Büyük olasılıkla, bugün tanık olduğumuz derin demokratik gerileme, bu ilişki ‘siyasal nihai hedefi’ ile taçlandırılmış olsaydı, en azından bugünkü boyutlarına ulaşmayacaktı. Aynı zamanda bu hedef, AB açısından da önemlidir. Türkiye’nin nihai üyeliği, AB’nin giderek ağırlaşan jeopolitik ve ekonomik sınamalarla başa çıkma kapasitesini ciddi biçimde güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye-AB Gümrük Birliği’ne yaklaşımın da bu çerçevede olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, özetle şunları kaydetti:

"Modernizasyonunun yapılamamış olmasından kaynaklanan eksikliklerine rağmen, Gümrük Birliği hem ülkemiz hem de AB için karşılıklı faydalar sağlamıştır. Türkiye bakımından, düzenleyici uyuma verdiği önemle, yapısal reformlar için bir yol haritası sunmuştur. Ekonomik mevzuatımızın modernize edilmesini sağlamıştır. Türkiye ile AB arasındaki ekonomik bütünleşme ve karşılıklı bağımlılığı artırarak, refah artışına katkı sağlamıştır. En önemlisi, katılım sürecinin fiilen donduğu bir dönemde, Gümrük Birliği Türkiye-AB ilişkisini ayakta tutan tek kurallara dayalı, normatif çerçeve olmayı sürdürmektedir. Güncel etkileşim alanlarının tamamına yakını ise artık büyük ölçüde sırf bir ‘al-verciliğin’ güdümü altındadır. AB açısından da Gümrük Birliği’nin modernizasyonu acil önem taşımaktadır. Artan ekonomik güvenlik zorlukları karşısında yenilenmiş bir Gümrük Birliği, Türkiye’nin AB için coğrafi olarak yanı başındaki yetkin ve güvenilir bir ekonomik ortak olarak sahip olduğu benzersiz rolü pekiştirecektir.

Buna karşın, bugün bu düzenlemenin varlığı, ciddi bir tehdit altındadır. Türk toplumu, güncelliğini yitirmiş bu ticaret anlaşmasının, giderek artan olumsuz sonuçları konusunda haklı bir kaygı içindedir. Örneğin; AB’nin tercihli ticaret politikalarının yarattığı yapısal asimetrinin, politika yapıcılarımız tarafından giderilememesi artık savunulabilir değildir. Benzer şekilde, ‘Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın hayata geçirilmesinden ‘Made in Europe’ girişimine ve buna bağlı sanayi politikası düzenlemelerine kadar uzanan son AB inisiyatifleri, AB’nin tek Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye’nin statüsünü hiçbir şekilde dikkate almamaktadır. Bunun sonucu olarak, Türk sanayisi ve iş dünyası, güncelliğini yitirmiş Gümrük Birliği Anlaşması’ndaki yapısal dengesizliklerden ve ayrımcı muameleden kaynaklanan ciddi zorluklar ve belirsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, Gümrük Birliği’nin acilen reforma tabi tutulması gereğinden kaynaklanan kaygılarımı sizlerle paylaşmak istedim. Bir muhalefet lideri olarak bu reformu ertelenemez bir zorunluluk olarak görüyorum.”

"Türkiye’de demokratik yenilenme uzak bir ideal değildir"

Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun yürürlüğe girmesi, doğal olarak demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında somut ilerlemeye bağlı olacaktır. İktidara geldiğimizde, ülkemiz insan hakları ve hukukun üstünlüğü temelinde sağlam biçimde yeniden inşa edilecek ve bu yönde bugün birçok kişinin öngördüğünden çok daha hızlı ilerleyecektir. Türkiye’de demokratik yenilenme uzak bir ideal değildir. Acil bir gerekliliktir ve halkımızın tüm baskılara rağmen bunu talep etmeyi sürdürmesi sayesinde hala mümkündür. Bu önemli meselede muhakemenize güvenerek, en içten selamlarımı sunarım."

Kaynak: ANKA