Izgara, fırınlama ve airfryer gibi yaygın olarak “sağlıklı” kabul edilen pişirme yöntemlerinin, yüksek ısı nedeniyle kanser, diyabet ve erken yaşlanma riskini artıran kimyasal bileşiklerin oluşumuna neden olabileceği ortaya kondu. Uzmanlara göre sorun yalnızca kızartma değil; yüksek ısıya maruz kalan hemen her pişirme yöntemi benzer riskler taşıyor.
Huffington Post'un haberine göre araştırmalar, 280 Fahrenheit derecenin (yaklaşık 138°C) üzerindeki sıcaklıklarda pişirilen gıdalarda, vücutta zamanla biriken ve çeşitli kronik hastalıklarla ilişkilendirilen ileri glikasyon son ürünleri (AGEs) adlı bileşiklerin oluştuğunu gösteriyor.
Kızarmış görüntünün ardındaki kimya
Yemeklere altın rengi ve çıtır doku kazandıran kızarma süreci, sağlık açısından bir bedel barındırıyor. Delaware Üniversitesi’nden diyetisyen Sharon Collison’a göre, yüksek ısıda şeker ve proteinlerin tepkimeye girmesiyle oluşan AGEs bileşikleri, uzun vadede kalp-damar hastalıkları ve Tip 2 diyabet riskini artırıyor.
Uzmanlar, yüzeyi kızarmış ya da çıtır hale gelen her gıdanın bu kimyasal süreci tetiklediğini belirtiyor. Izgara etler, fırınlanmış sebzeler ve airfryer’da pişirilen yiyecekler bu kapsama giriyor.
Izgara yönteminde risk yalnızca kızarma ile sınırlı değil. Etin yağı alevlere ya da sıcak kömüre damladığında, ortaya çıkan duman polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) adı verilen kanserojen maddeleri taşıyarak tekrar gıdanın üzerine yapışıyor.
Bespoke Concierge MD’den Dr. Michael Ednie, ızgaranın PAH kaynaklı kanserojen riski üç ila beş kat artırabildiğini belirtiyor. Özellikle yağ oranı yüksek etlerin bu riski daha da yükselttiği ifade ediliyor.
Airfryer güvenli ama risk yok değil
airfryer cihazları, yağın alevle temas etmesini önlediği için PAH oluşumunu engelliyor. Ancak yüksek ısıda kızarma devam ettiği için AGEs oluşumu bu yöntemle de tamamen ortadan kalkmıyor.
Uzmanlar, airfryer’ın derin yağda kızartmaya kıyasla daha güvenli olduğunu, ancak uzun süreli ve sık kullanımda yine de risk taşıdığını vurguluyor.
Pişirme yöntemi kadar gıdanın türü de risk düzeyini belirliyor. UT Southwestern Tıp Merkezi’nden diyetisyen Milette Siler’e göre, yüksek ısıda pişirilen her hayvansal protein kanserojen oluşumuna yol açabiliyor. En yüksek risk ise işlenmiş etlerde görülüyor; bunu kırmızı et izliyor.
Tavuk ve balık daha düşük riskli kabul edilirken, sebzeler aynı sıcaklıkta pişirildiğinde çok daha az zararlı bileşik üretiyor. Bunun nedeni, sebzelerin yağ içermemesi ve damlayan yağ kaynaklı duman oluşturmaması olarak açıklanıyor.
Sıklık da risk faktörü
Araştırmalar, yüksek ısıda pişirilmiş etin haftada birkaç kez tüketilmesinin Tip 2 diyabet riskini belirgin şekilde artırdığını ortaya koyuyor. Haftada bir kezle sınırlı tüketimle karşılaştırıldığında, bu risk yüzde 28’e kadar yükseliyor.
Uzmanlar, tek bir öğünün değil, uzun yıllara yayılan beslenme alışkanlıklarının sağlık riskini belirlediğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, ara sıra yapılan mangal ya da fırın yemeklerinin doğrudan kansere yol açtığını söylemenin doğru olmadığını vurguluyor. Kanser riskinin, pişirme yöntemi, gıda türü ve genel beslenme düzeninin birleşimiyle şekillendiği belirtiliyor.
Risk; sık sık kırmızı veya işlenmiş et tüketimi, yiyeceklerin kömürleşene kadar pişirilmesi ve yüksek ısıda işlenmiş gıdaların ağırlıkta olduğu diyetlerle birlikte artıyor.
Küçük değişikliklerle risk azaltılabilir
Uzmanlara göre bazı basit önlemler, zararlı bileşiklerin oluşumunu önemli ölçüde azaltabiliyor:
- Asidik marinasyon: Sirke, limon suyu, yoğurt veya şarapla yapılan marinasyon AGEs oluşumunu azaltıyor.
- Şekerli soslardan kaçınma: Barbekü sosu gibi şeker içeriği yüksek marinasyonlar riski artırıyor.
- Daha kısa pişirme süresi: Etin küçük parçalara ayrılması ve aşırı kızartılmaması öneriliyor.
- Ön pişirme: Izgara öncesi kısa süreli mikrodalga kullanımı, ateşle temas süresini kısaltıyor.
- Düşük ısı yöntemleri: Haşlama, buharda pişirme, güveç, sous vide ve yavaş pişirme yöntemleri en güvenli seçenekler arasında gösteriliyor.