1931’de Cenevre’de doğan, mücevher eğitimi alan ve kariyeri 1970’lerde çelik spor saat kodlarını değiştiren tasarımlardan bugün kendi adını taşıyan markasına uzanan Gérald Genta, mühensliğin en katı alanlarında saatçilikteki malzeme ve forma ilişkin kabulleri yerinden oynatan bir figürdü. Royal Oak’un çeliği bile aristokratlaştıran soğuk geometrisiyle Mickey Mouse’u yüksek saatçiliğin içine taşıyan neşeli cesaretin aynı zihinden çıkması, onu hala heyecan verici kılan çelişki sanırım. Genta’nın tasarımları aynı anda hem disiplinli hem yaramaz, hem teknik hem sezgisel, hem endüstriyel hem de neredeyse çocukça özgürdü. Bu bağlamı yakaladığınızda, “saatçiliğin Picasso’su” benzetmesi bütün klişeliğine rağmen anlam kazanıyor. Onun tasarımlarına baktığımda lüks kendini fazla ciddiye aldığı anda, Genta’nın elinden küçük ve zarif bir çelme yemiş gibi gelir bana.
10.07.2026 04:30
Saatçiliğin Picasso’su: Gérald Genta
Gérald Genta’yı anlatmaya Audemars Piguet Royal Oak ve Patek Philippe Nautilus gibi saatlerin tasarımcısı diyerek başlamak kolay; Belki fazla kolay olurdu. Ancak Genta’nın mirası, yalnızca iki modelin etrafında açılacak bir paranteze sığmayacak kadar geniş
A+
Yazı Boyutunu Büyüt
A-
Yazı Boyutunu Küçült
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Çiçeklerin tapusu olur mu?
07 Ağustos 2026
Devlet adamı tayt giyer mi?
31 Temmuz 2026
Athena’nın kanatları yoktur Zendaya’nın vardır
24 Temmuz 2026
Aksesuarlar couture’ün başrolünde
17 Temmuz 2026
J.J. Martin: “İstanbul bir ışık roketi”
Tüm Yazıları
26 Haziran 2026