Geçen cuma günü medya sektöründe gündeme bomba gibi bir haber düştü: “Netflix, Warner Bros’u, dolayısıyla HBO Max’i de satın aldı!” Bu açıklamadan iki gün önce, çarşamba akşam üstü Londra’da Underbelly tiyatrosunda toplanan kalabalık bir grup Avrupalı gazeteci, uzun süredir beklenen bu gelişmeyle ilgili fikrini bizzat HBO Max Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Casey Bloys’a sorma fırsatını buldu. Elbette hepimiz soruyu soran gazeteci gibi, Bloys’un bu konuda yorum yap(a)mayacağını biliyorduk; zaten soru da (mealen) şöyle geldi: “Şirketiniz için teklif veren vereneyken yorum yapamayabilirsiniz ama bu durum 2026, 2027, 2028 bütçelerinizi nasıl etkileyecek?”

Bloys, toplantı tarihi böyle önemli bir döneme denk geldiği için özür diledi önce ve satışla ilgili sorulara cevap veremeyeceğini söyledi ama bütçelerin bu durumdan etkilenmediğini belirtti. Herkesin merak içinde olduğunu ama bu durumda ellerinden gelen tek şeyi yapacaklarını, yani bize sunulan yayın programının aksamadan gerçekleştirileceğini ekledi. İşe her zamanki gibi devam ettiklerini ve 2027 ile 2028 planlarının da aynı anda yürüdüğünün altını çizdi.
İşte bu toplantıdan iki sabah sonra da Netflix’in sektörün ‘bezirganbaşı’ olduğu haberine uyandık. Geçen cumadan bu yana sosyal medya siyah Harry Potter, gay Tony Soprano gibi kabak tadı veren sözüm ona esprilerin yanı sıra sayısız teoriyle de çalkalanıyor. Bu dev tekelleşmenin son noktası henüz konmuş değil, konması belli ki daha uzun sürecek, o zamana kadar da çenemiz çok yorulacak. Biz de şimdilik bütün bu karmaşayı bir yana bırakıp, önümüzdeki yıl HBO Max’de neler izleyeceğimize bakalım. Buyurunuz, toplantıdan satır başları:
- Bloys, HBO Max olarak, yani elli yıldır yayında olan HBO kanalının beş yıllık dijital platformu olarak, yetişkin izleyiciye yönelik sıradışı seslere, farklı bakış açılarına sahip ve fark yaratan hikayeler üretmeyi sürdürdüklerini söyledi.
- Bizi artık daha çok bölümlü ve sezon arası daha kısa olan diziler bekliyor. Mesela 15 bölümlük The Pitt’in ikinci sezonu hemen bu ocak ayında yayına girecek.Yakında izleyeceğimiz bir polisiye dizi olan American Blue ve aile draması How to Survive Without Me, bu şekilde hazırlanan dizilerden (Bu arada, The Pitt’in yayına gireceği hafta göz yaşartıcı bir röportajımız olacak, haberiniz olsun! Onu okumadan ekran başına geçmeyin).
Yeni yapım sayısı
- 2025’de yayınlanan ve bölüm başına 12.6 milyon izleyici toplayan Task’ in ikinci sezonu da olacak. The Chair Company, HBO’nun en iyi açılış yapan komedisi olmuş, ikinci sezonu da geliyor. It: Welcome to Derry, House of the Dragon ve The Last of Us ardından dünya çapında en iyi açılış yapan üçüncü dizi olmuş. ABD dışından gelen dizilerde en çok izlenen ise bizim Prens. Bloys programlamaya dünya ölçeğinde bakabiliyoruz artık diyor.
- Geçen yıl Türkiye’de yayına geçileceğini duyduğumuz zaman hissettiğimiz heyecanı, bu yıl Almanya, İtalya, Birleşik Krallık ve İrlanda gazetecileri yaşadı. Almanya ve İtalya platformları 13 Ocak’ta, İngiltere bölümü ise nisan ayı içinde yayına geçiyor.
- Gece boyunca yaratıcıları ve oyuncularının bizzat sahneye gelip anlattığı diziler şöyle: The Industry (çok ‘komşumuzun kızı’ gibi bir Marisa Abela), A Knight of the Seven Kingdoms (harika bir showrunner Ira Parker), Euphoria (Sam Levinson ve dantel detaylı takım elbisesi) ve The Comeback (gecenin tartışmasız yıldızı Lisa Kudrow ve dantel detaylı eteği).
- Birçok dizinin de fragmanıni izledik, devam sezonlarının haberini aldık. Gördüğüm kadarıyla izleyenleri en çok heyecanlandıran Half Man’in fragmanı oldu. Netflix’te ‘patlayan’ Baby Reindeer’ın yazarı ve oyuncusu Richard Gadd, bambaşka bir görünüme büründüğü bu yeni projesi için, Casey Bloys’un da gururla belirttiği gibi Netflix’e değil, HBO Max’e gitmiş. Başrolü ‘Billy Elliot’ Jamie Bell ile paylaştığı dizi iki üvey kardeşin hikayesi.
- Ezcümle, bu yıl, geçen yılki toplantıya oranla çok daha heyecanlı ve dolu dolu geldi bana (Geçen yılın en büyük haberi Harry Potter dizisiydi, ben Potter’cı olmadığımdan herhalde). Duyurulan yeni yapım sayısı da geçen yıla oranla çok daha fazlaydı.
- Peki neler izleyeceğiz?
2026’da, HBO Max’te
İşte 2026’da HBO Max’te izleyeceğimiz yapımlardan duyuruları yapılanlar, yani şimdilik yazabileceklerimiz:
The Pitt
Ocak başında The Pitt ile başlıyoruz. Pittsburgh'daki modern bir hastanenin acil servisinde çalışan kıdemli doktorların ve çaylak doktor adaylarının gözünden, günümüz ABD’sinde sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlukların gerçekçi bir sunumu diyebiliriz. 15 bölümlük ikinci sezon da yine ilk sezon gibi 15 saatlik bir acil servis vardiyasını ekrana getirecek ve olaylar bu kez ABD’nin Bağımsızlık Günüi olan 4 Temmuz’da geçecek. Dediğim gibi,dizinin yayına gireceği hafta O2’de yer alacak söyleşimizi okumayı unutmayın.
Oyuncular: Noah Wyle (Dr. Michael “Robby” Robinavitch), Patrick Ball (Dr. Langdon), Katherine LaNasa (Dana Evans), Supriya Ganesh (Dr. Mohan), Fiona Dourif (Dr. McKay), Taylor Dearden (Dr. King), Isa Briones (Dr. Santos), Gerran Howell (Whitaker), Shabana Azeez (Javadi), Sepideh Moafi (Dr. Al-Hashimi).
Industry
Pierpoint mezunları olarak hayalini kurdukları hayatı yaşayan ve kariyerlerinin zirvesinde olan Harper (Myha’la) ve Yasmin (Marisa Abela), göz kamaştırıcı bir fintech şirketinin Londra sahnesine çıkmasıyla yüksek riskli, dünya çapında bir kedi-fare oyununa sürüklenirler. Yasmin, teknoloji girişimcisi Sir Henry Muck (Kit Harington) ile ilişkisini sürdürürken, Harper da gizemli yönetici Whitney Halberstram'ın (Max Minghella) yörüngesine çekilir ve para, güç ve zirvede olma arzusu baskısı altında çarpık dostlukları bozulmaya ve alevler ortalığı sarmaya başlar.
Oyuncular: Myha’la, Marisa Abela, Kit Harington, Ken Leung, Max Minghella, Miriam Petche, Sagar Radia, Toheeb Jimoh, Charlie Heaton, Amy James-Kelly, Roger Barclay, Andrew Havill, Kiernan Shipka, Kal Penn, Jack Farthing, Stephen Campbell Moore, Claire Forlani, Edward Holcroft.
A Knight of The Seven Kingdoms
Game of Thrones döneminden bir yüzyıl önce, Westeros’ta yaşayan ve birbirine hiç hiç benzemeyen iki kahramanın hikayesi. Genç, saf ama cesur bir şövalye olan Uzun Sör Duncan ile onun ufak tefek yaveri Egg’in. Targaryen hanedanının hala Demir Taht'ı elinde tuttuğu ve son ejderhanın hatırasının henüz yaşayanların hafızasından silinmediği bir çağda geçen bu hikâyede bu eşi benzeri olmayan dostları kader, zorlu düşmanlar ve tehlikeli maceralar bekliyor.
Oyuncular: Peter Claffey (Ser Duncan “Dunk” the Tall), Dexter Sol Ansell (Egg), Daniel Ings (Ser Lyonel Baratheon), Bertie Carvel (Baelor Targaryen), Danny Webb (Ser Arlan of Pennytree,) Sam Spruell (Maekar Targaryen)...
Rooster
Bir üniversite kampüsünde geçen dizi, bir yazarın kızıyla olan karmaşık ilişkisini merkezine alan sıcak ve mizahi bir hikaye sunuyor.
Oyuncular: Steve Carell (yapımcılardan da), Charly Clive, Danielle Deadwyler, Phil Dunster, John C. McGinley ve Lauren Tsai.
The Comeback
2005'te ilk sezonunun yayınlanmasının üzerinden 20 yıl, ikinci sezonunun üzerinden ise 10 yıl geçtikten sonra, HBO, Michael Patrick King (And Just Like That…) ve Lisa Kudrow'un (Friends) imzasını taşıyan komedi dizisi The Comeback'in üçüncü ve son sezonuyla geri döneceğini duyurdu. Yayın tarihinde çok daha fazla bilgi verebileceğiz ama şimdilik olayların sektör ve yapay zeka etrafında döneceğini söyleyelim.
Portobello
En son The Traitor filmini izlediğimiz Marco Bellocchio'nun yönettiği ve My Brilliant Friend’in Nino Sarratore’si Fabrizio Gifuni'nin başrolünü üstlendiği Portobello, bir televizyon programının adı. Medya çılgınlığını, adaletin yanlış işleyişini ve bir adamın onurunu geri kazanma mücadelesini anlatan bu gerçek hikayede, 1980'lerde mafya bağlantılı olmakla haksız yere suçlanan Portobello sunucusu Enzo Tortora’nın yaşadıklarını izleyeceğiz.
Half Man
HBO ve BBC ortak yapımı dizide yolları ayrı düşmüş iki kardeş var: Niall (Jamie Bell) ve Ruben (Richard Gadd). Niall'ın ayrı düşmüş "kardeşi" Ruben'in düğününe gelmesi, ikilinin hayatlarının derinliklerine yol alacağımız bir şiddet patlaması oluşturuyor. 1980'lerden günümüze uzanan yaklaşık 40 yıllık bir dönemi kapsayan dizi, Ruben ve Niall'ın ilişkisinin iniş çıkışlarını, sorunlu ergenler olarak tanışmalarından yetişkinliklerinde aralarının bozulmasına kadar, tüm iyi, kötü, korkunç, komik, öfkeli ve zorlu anlarıyla birlikte ele alıyor. “Dizi, değişen bir şehrin -hatta değişen bir dünyanın- vahşi enerjisini yakalayacak ve erkek olmanın ne anlama geldiğinin derinliklerini araştıracak” diyor tanıtımında. İzlediğimiz onca fragman içinde en çok ilgi göreni buydu demek yanlış olmaz. Richard Gadd, Baby Raindeer’dan sonra merakla beklenen bu projesi için görünümünü (hatta platformunu da) tamamen değiştirmiş.