Bir sabah 06.00 gibi aşağı katta kahve demlerken, daha hava aydınlanmamıştı ki yukarıdan Sezer’in bir tür serzeniş sesi geldi. Az sonra da kendisi. “Tam rüya görüyorum, hafifledi uykum, hırş hırş diye inceden bir ses duydum. Telefonun fenerini açıp camdan dışarı sineklikten öteye bakayım da bu denli ısrarlı ne uçuyor camın dışında göreyim dedim. Bir baktım ki dışarıda değil tam tepemde dönen bir yarasa var” dedi. Lafı bitmemişti ki, yarasa da peşi sıra aşağıya uçmuş, salonda dönüp duruyor. Akşam havuzdan su içmelerine ve tepemizden teğet geçmelerine çok alışığız ama aynı çatı altında ilk kez buluştuk. Çok değil ama azcık tedirgin olduk elbette. Bir baykuş kadar olmasa da sessiz uçtuğu söylenebilir, hele ki apartman boşluklarından hatırlayacağınız kumrulara kıyasla! Camları açtım, hayvancağız uçtu gitti. Avuç içine sığacak kadar küçüktü; gece kanatlarını açtığında olduğundan çok daha büyük görünenlerden. Eve giren ilk kanatlı o değil. İstanbul’da martı, bu evde de soba bacasından serçe girmişti. Bu küçücük memeliler bizim yaptığımız binaları gayet kullanışlı buluyor.
02.10.2026 04:30
Biz uyurken evde kimler uyanık?
Geçen gün eve bir yarasa girdi, zaten örümcekler, sinekler, güveler hep var
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Haydi eve Rudi
04 Eylül 2026
Sizin yuvanız hangisi?
21 Ağustos 2026
Anadolu’nun gösterişli göçmeni: Gökkuzgun
14 Ağustos 2026
Honaz Dağı’nda trüf peşinde
17 Temmuz 2026
Kırmızı gelincik bazen yasın bazen hayatın sembolü
Tüm Yazıları
10 Temmuz 2026