Hayat yolculuğumuz boyunca kendimizi tanımaya ve hatta tanımlamaya çabalıyoruz. Kimi zaman bir ilişkinin içinde, kimi zaman da bir aynada kendimize bakarken. Peki insan kendisini tanımlayan bir şeyi kaybettiğinde geriye ne kalır? Belki de asıl hikaye bu kayboluşlarda başlıyor, çünkü edebiyatı büyük yapan bu kayboluşların peşinden gitmesi ve insana şu soruyu sordurtmasıdır: İnsan, kendisini tanımlayan hikayeyi kaybettiğinde, kendini yeniden nasıl anlatır? Kaybolmak demek belki de kendini yeniden bulmanın ilk adımıdır. Hepimiz, modern hayatın kaosunda, ilişkilerin şefkatsizliğinde, iş hayatının sertliğinde, bir dostluğun hayal kırıklığında kayboluyoruz. Bir evlilik bittiğinde kimliğimiz sarsılıyor, bir işten ayrılınca görünmez oluyoruz. Tam da bu noktada insan kendine tutunacak bir “bahar” arıyor. İşte mücadele burada başlıyor. Kendini yeniden kurma, yeniden anlatma ve var olma mücadelesi.
03.04.2026 04:30
3 roman 3 kaybolmuş karakter
Kendini yeniden kurma meselesini dert edinen üç roman: Susan Taubes’den Boşanma, Tomoka Shibasaki’den Bahar Bahçesi ve Liu Zhenyun’dan Kocamı Ben Öldürmedim
A+
Yazı Boyutunu Büyüt
A-
Yazı Boyutunu Küçült
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Sevgi mi para mı?
12 Haziran 2026
Iskalanmış hayatlar
05 Haziran 2026
Zamanın ötesinden gelen
29 Mayıs 2026
Kendi içimizdeki potansiyel Raskolnikovlar
22 Mayıs 2026
Ev neresi vatan neresi?
Tüm Yazıları
15 Mayıs 2026