Kültür sanat camiasından, akademiden kadın arkadaşlarımızla oturduğumuzda konu mutlaka feminizmle ya da “kadına şiddete hayır” hareketiyle çözemediğimiz örtük bir mizojini (kadın düşmanlığı) meselesine geliyor. Her birimiz gün içerisinde iş yerimizde, evde, trafikte küçük ölçeklerde de olsa kadın düşmanlığıyla karşılaşıyoruz. Birbirimize bu “görmezden gelinen” küçük hikayeleri anlatıyoruz. Şiddet dili tam da bu küçük hikayelerde başlıyor ve duygusal, sözel ve dijital şiddet diye dallara ayrılıyor. Trafikte sıkça yaşadığımız kadın sürücüyü aşağılama, ev içinde tüm iş yükünü kadına yıkma, iş yerlerimizde iyi yönetici olmadığımızı ima eden patriyarkal tavırlar mikro düzeyde gözümüze “tolere edilir” görünse de makro düzeyde bakıldığında aslında cinayetlere giden yolun altyapısını oluşturuyor. Yani, şiddetin dili toplumun en küçük alanlarında kuruluyor ve bizler sesimizi çıkarmadığımız sürece şiddet büyüyor ve cinayetlere evriliyor.
11.09.2026 04:30
Kadına şiddeti tersine çeviriyor
Güney Koreli yazar Minyoung Kang, Çiçekçi Kadın romanında kadın cinayetlerini tersine çeviriyor ve adaletin kadın eliyle sağlandığı bir dünya kuruyor
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Olaylar Paris’te geçiyor
02 Ekim 2026
Unutsak da sevebilir miyiz?
25 Eylül 2026
Bir köprü gibi yıkılır insan
18 Eylül 2026
İyi kız olmak ya da olmamak
04 Eylül 2026
Anılar unutulur mu uykuya mı dalar?
Tüm Yazıları
28 Ağustos 2026