Amerikalı şair ve yazar Ben Lerner’ı ilk kez Atocha’dan Ayrılış romanıyla tanımıştım. Fulbright bursuyla Madrid’e gelen bir şairin hikayesini anlatıyordu. İspanya İç Savaşı üzerine şiirler yazan, günlerini müzelerde dolaşarak, esrar içerek, yalan söyleyerek, kadınlarla flörtleşerek ve “sahtekarlık” duygusuyla boğuşarak geçiren bir adamın hikayesiydi bu. Kitabın kahramanı bir yanıyla Salinger’ın Holden karakterini andırıyor ve sanat karşısında hakiki bir deneyim yaşamanın peşine düşüyordu. Tıpkı Holden’ın her şeye “sahte” demesi gibi... “Şiir mi hayattan çalıyor, hayat mı şiirden?” sorusuna cevap arıyordu. Madrid tren garı saldırısı ise romanın en yüksek sahnelerinden biriydi.
31.07.2026 04:30
Telefonlar mı insan hafızası mı?
A+
Yazı Boyutunu Büyüt
A-
Yazı Boyutunu Küçült
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Tahran’ın sessiz geceleri
14 Ağustos 2026
Öldükten sonra geriye ne kalır?
07 Ağustos 2026
Kendini bulmak için evvela kaybolmak
17 Temmuz 2026
Geçmiş geride bırakılabilir mi?
10 Temmuz 2026
Ayna ayna, söyle bana!
Tüm Yazıları
03 Temmuz 2026