Bu işin içindeyken öğrenilen bir gerçek var: Türkiye’de hakkında onlarca söylenti dolaşan, satışa çıkmış olanları bile “Gerçekten mi?” diye sorgulanan birkaç ikon vardır. Birincisi İstiklal Caddesi’ndeki Botter Apartmanı; ikincisi Bodrum Kalesi’nin tam karşısındaki, denize sıfır o malum arazi. İkisi de yıllar içinde kah sessizliğe gömüldü, kah dile düştü; ama ikisi de bugün, aynı dönemde, gerçekten ve aynı elden satışta.
Bu iki adres için de görüşmeler sadece ciddi adaylarla yürütülüyor ve özel teklifler iletiliyor.
Botter Apartmanı
Beyoğlu’nun göbeğinde, İstiklal Caddesi 235 numarada, İsveç Konsolosluğu’nun yanında, demir ferforje balkonuyla cadde üzerinde yapayalnız duran o yapıyı bilirsiniz: Botter Apartmanı.
2023’te restorasyonu tamamlanıp Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi olarak kapılarını açtığında uzun süre konuşulmuştu. Çoğu kişinin gözünden kaçan bir yön var: Botter Apartmanı bugün hâlâ özel mülk. Restorasyonu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İBB Miras yürüttü, sergi programı kamuya açık şekilde devam ediyor; ancak mülkiyet ailenin elinde. Yaygın kanaatin aksine, bu binayı satın almak mümkün.

D’Aronco’nun ilkleri
Yapı 1900-1901 yıllarında Sultan II. Abdülhamid’in saray terzisi, Hollandalı modacı Jean Botter için inşa edildi. Mimarı, dönemin saray mimarı, İtalyan Raimondo D’Aronco. D’Aronco bu binada birden çok “ilki” aynı çatının altına topladı: Türkiye’nin ilk Art Nouveau yapısı; ilk çelik konstrüksiyon apartmanı; Pera Palas’tan sonra asansörü olan ikinci bina; zemin katındaki Botter Modaevi’yle Türkiye’nin ilk modaevi. Cephedeki çiçek motifleri, kadın büstleri, demir ferforje işçilik ve eliptik formlu asansör boşluğu hâlâ ayakta.
Hikayenin en çarpıcı detayı tekstilden geliyor. Sultan II. Abdülhamid’in kızlarından birinin düğünü için Jean Botter’e diktirdiği beyaz gelinlik, Türkiye’de beyaz gelinlik geleneğini başlatan ilk parça olarak kabul edilir.
Yani bugün her gelinin giydiği o beyaz tülün hikayesi de bu binadan başlıyor. Pera’nın en hareketli yıllarında Botter, Lebon ve Markiz pastaneleriyle birlikte İstiklal’in çekim merkezlerinden biriydi. Botter ailesi 1917’de binayı satıp Paris’e döndü. Yapı sonra Donanma Nazırı Osman Paşa’nın oğlu Mahmut Nedim Efendi’nin ve eşi Zeynep Hanım’ın mülkü oldu; uzun bir hukuk sürecinin ardından bugün mirasçıların elinde.
Bodrumdan çatıya dokuz katlı yapıda 2.200 metrekare net kullanım alanı var. Zemin katın tavan yüksekliği 6,25 metre; üst katlar 3.5 ile 4 metre arasında. Mimari tescili sebebiyle yapısal özgünlük korunarak değerlendirilmesi gerekiyor ancak içeride de dönüşüm için fazlasıyla esnek bir hacim var.
Kullanım amacı olarak butik otel, uluslararası bir markanın İstanbul’daki “amiral gemisi”, art-loft konseptli bir rezidans, çatıda üyelere özel bir kulüp ya da fine-dining restoranı gibi fikirler aklıma ilk gelenler…
Bodrum’da gençliğimizin durağı
İkinci adres Bodrum’da… Kumbahçe Mahallesi’nde Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Bodrum Kalesi’nin tam karşısında, denize sıfır bir arazi. Eskiden burası gençliğimizin Disko Halikarnas’ı idi…
Bu lokasyon, geçmişte Bodrum’a bir kez bile ayak basmış herkesin kafasında çok net bir koordinattır.
Arsa yaklaşık 2.800 metrekare. Bodrum’un en kalabalık ticaret aksının kıyısında, kalenin manzarasını ve liman hareketini doğrudan içine çeken bir parsel. Bodrum Çarşısı ve kale aksı bir eşine asla rastlanamayacak bir konum çünkü Bodrum merkezdeki arazi stoku çoktan tükenmiş durumda. Üzerindeki 1930’lardan kalma yapı tescilli ve korunarak değerlendirilmesi gerekiyor. Altında bir kilise kalıntısı bulunduğu da Anıtlar Kurulu kararıyla kayıt altına alınmış. Sıfırdan büyük bir otel inşa etmek isteyen yatırımcı için bu kısıt bir engel gibi görünebilir; doğru bakıldığında ise bence hikaye tam tersi: Bodrum’un kalbinde, dokunulmaz bir tarihi katmana yaslanan ve ihya edilmeyi bekleyen bir butik konseptin temeli olabilir burası… Bunun ötesinde restoran-bar olabilir, kültür-sanat ekseninde bir karma kullanım olabilir; çoğalacak senaryolar var elbette.

Bodrum’un yön değiştirdiği yıllar
Bodrum’un nereye gittiğini sahadan izleyen biri olarak şunu söyleyebilirim: Yalıkavak Marina dünyanın en iyi süper yat marinası seçildi. Mandarin Oriental ve Caresse gibi markalı operatörler bölgeye geldi, geliyor. Türkiye 2025’te yaklaşık 52 milyon yabancı turistle dünyanın en çok ziyaret edilen altıncı ülkesi oldu. Bodrum artık Saint-Tropez ve Mykonos ile aynı kategoride konuşuluyor. Körfez sermayesi de bölgeye tatil kasabası olarak değil, küresel bir lüks merkezi olarak bakıyor.
Bodrum Çarşısı’nın kalbinde, denize sıfır, kale manzaralı ve üzerinde tescilli bir hikaye taşıyan ve bugün 4000-5000 USD/m2 civarında fiyat etiketiyle satışta olan bu büyüklükte bir parselin Türkiye’de bir başka örneği yok.
Hikayesi olan mülkler
Botter Apartmanı bir binadan ötesi; modernleşen İstanbul’un birden fazla ilkini taşıyan bir mimari kayıt. Bodrum’daki arsa da bir parselin ötesinde; bir kasabayı dünyaya tanıtan kültürün geçtiği nokta. Hangisi sizin hikayenize denk düşer, onu kendi hayatınıza bakarak siz takdir edersiniz.