Bayram geldiğinde sürekli dolaşıma sürülen “Neydi o eski…” diye başlayan klişe artık yok. Sadece bayramlar için değil pek çok konuda eskiye öykünme, güzellemeler düzme, özleme dürtüleri yavaştan buharlaştı. Her şeyin eskisinin, bir zamanlar ki halinin bugünden çok daha güzel olduğu hissi de buharlaştı. Aslında özlenen o dönemde olanlar ya da yapılanlar değil, insanın kendisinin yıllarca önceki haliydi büyük ihtimal. Ama “eskinin” ne zaman olduğu da tartışma götürür. Bugün geçmişinden bahsederken çocukluğundan siyah beyaz fotoğrafı olan 60 yaş altında kimse kalmadı neredeyse. Hani makinedeki 8 ya da 12 tane kare olan filmin pek azının düzgün çıktığını, fotoğrafçıya makarayı verdikten 3-5 gün sonra anlaşılan dönem. Pek çok mutlu anın ya bulanık ya da hiç çıkmamış yani “yanmış” olur ve kişisel tarihlerdeki yerlerini bomboş bırakırlardı. Bayramlarda içine harçlık sıkıştırılmış mendil efsanesi de “bayramlık” kıyafet de pek kalmadı. Sabah size gelenlere öğlenden sonra ziyaret iadesi de bitti. Birbirine yapışık akide ya da nane şekerlerini kısmet sayıp çocuklar iki tane alır ittirmecesi bitti. Radyo ve sonra siyah beyaz tek kanalı televizyonun etrafında toplanan annenin soyup bıçak ucuyla uzattığı elma ritüeli de kalmadı. Herkes kendi ekranında binlerce TV kanalı, sosyal platform, oyun ve benzerine daldığından paylaşacak şeylerin ancak ekranlar yoluyla olabildiğini düşünüyor. Zaten artık hiçbir şey eskimiyor. Eski plak, poster, dergi hatta CD bile yok. MP3 ve CD’nin ömrü 10 yıl sürmedi. Oyuncak bile kalmadı. Hepsi ekranlara taşındı. Ama hiçbir şey anılarda sağlam yer edebilecek, yıllar sonra hatırlanabilecek kadar anlamlı olmadı. Olamadı. Hep yenilendi. 30 yaş altının kağıda basılı bir fotoğrafı bile yok. Vize, kimlik için çekilen biyometrik ucubelerin dışında. En acayibi de sosyal platformlarda paylaşılan özellikle de şehri gösteren her fotoğrafın altına “Ne güzel zamanlarmış”, “berbat etmişler”, “Yazık o dönemi kaçırdık” türünden sızlanmalar doluşur. Baksanız İstanbul tepeleri bomboştur. Doğru. Ama ağaç falan da pek yoktur. Olan birkaç tanesi de aralarında Ayhan Işık, Belgin Doruk gibi oyuncuların yavaş çekim kavuşma koşuları ile meşhurdur.
29.05.2026 04:30
Hayat, neden yoruyorsun?
A+
Yazı Boyutunu Büyüt
A-
Yazı Boyutunu Küçült
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Çok köşeli top yuvarlak görünür
12 Haziran 2026
Zurnada peşrev olur mu?
05 Haziran 2026
Saatler kimin için çalıyor?
22 Mayıs 2026
Sanki bir bu eksikti!
15 Mayıs 2026
Kültür stratejiyi kahvaltıda yer!
Tüm Yazıları
08 Mayıs 2026