Dragon
Geçen ay, İstanbul için çok özel ve kıymetli bir yer olan Hilton Istanbul Bosphorus otelinin 70. yılı kutlandı. Her köşesi adeta bir tarih kokan, Autoban Mimarlık tarafından aslı bozulmadan yenilenen otel çok da şık olmuş. Otel hem İstanbul hem de Türkiye için çok kıymetli bir yere sahip, çünkü ülkemizin gerçek anlamda Batılı turizm ve lüks ile tanışmasının bir sembolü. Bu 70 yıllık serüveninde çoğumuz güzel anılar biriktirmişizdir. Geçen hafta otelin içerisinde bulunan, restoranları deneyimleme fırsatını buldum. Belki üç ayrı nesle hizmet vermeyi başarabilmiş, gerçek bir Uzak Doğu klasiğine dönüşen Dragon ile başlayalım.
1987 yılında Ergün Yücebıyık tarafından Hong Kong’lu aşçıların hazırladığı leziz yemeklerle açılan mekan, geniş menüsü ve gerçekten lezzetli yemekleri ile yoluna devam ediyor. Kanton ve Szechuan bölgelerinin mutfağından yemeklerin yer aldığı menü her yaştan misafiri için bir bağımlılık yaratıyor. Dragon’un en önemli ve sürdürülebilir başarısının sebebi, bence menüdeki tabakların çok fazla değiştirilmemesi ve lezzet odaklı olması. Özellikle Türk ve Avrupa damak tadına uygun olarak hazırlanan tabaklar bu özelliğini de koruyor. Çin mutfağı, dünyanın en önemli mutfaklarından biri, yemek sıcak ile soğuğun, tatlı ve acının, yumuşak ve sertin bir arada olduğu bir denge (ying ve yang) içeriyor. Tatlı, ekşi, acı ve tuzlunun dengelendiği bu mutfakta pirinç, soya fasulyesi, noodle, tofu, deniz ürünleri, kırmızı et, tavuk ve sebzeler sıkça kullanılan malzemeler. Ben de deneyimlerken, neden Dragon’un hâlâ bu kadar revaçta olduğunu yediğim her tabakta hissettim. Yediklerime gelince, ördek salatası ile başladık, artık bir klasik olan tabak yine çok başarılıydı. Yine başlangıçlardan çıtır dana eti de başka favorilerimden biri oldu, keza artık servis etmeye başladıkları suşi seçkisi de zengin ve lezzetli. Özellikle dragon roll ve ebi tempura roll ilk tavsiye edeceklerim olur. (Dana eti çeşitleri 2700 TL, tavuk eti çeşitleri 2000 TL civarı, ortalama kişi başı 5000 TL civarı çıkmak mümkün.)