12 Ekim 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
21.08.2026 04:30

Binlerce evsize sadece bir avuç dernek sahip çıkıyor!

İstanbul’da binlerce evsiz, yaz kış sokakta yaşam mücadelesi veriyor. Onlara düzenli yemek ulaştıran, kimlik ve sağlık sorunlarından istihdama kadar yeniden hayata tutunmalarına yardım eden ise bir avuç küçük dernek…

Akşamları saat 20.00 civarında Gezi Parkı’nın AKM’ye bakan tarafından geçerseniz bir kuyruk göreceksiniz. Bu kuyruktaki insanlar evsizler. Kuyruğun başında da evsizlere oldukça disiplinli bir şekilde yemek dağıtan gençler var. Her akşam Gezi Parkı ve civarındaki evsizlere yemek dağıtan bu derneğin adı Çorbada Tuzun Olsun.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği, daha önce İstanbul’un üç ayrı noktasında evsizlere yemek dağıtırken pandemiden itibaren sadece Gezi Parkı’nda kalan evsizlere hizmet vermeye başlıyor. 11 yıldır pazar günleri hariç her akşam evsizlere yemek dağıtıyor. Gönüllülerle birlikte çalışarak günde yaklaşık 100 evsize ulaşıyorlar.

Derneğin ana işlevi, evsizlere sosyal uyum süreçlerine ilişkin hizmetler vermek: Kimlik çıkarma, sağlık hizmetlerinden faydalanma, istihdama katılım gibi... Gıda dağıtımı ise dernek için bir anlamda evsizlere ulaşmanın, onlarla iletişim kurmanın bir aracı. Daha çok üniversite öğrencileri ve beyaz yakalılardan oluşan büyük bir gönüllü ağına sahipler. Bu ağ aracılığıyla şirketlere ulaşıp onları da bu işe dahil etmeye çalışıyorlar.

Çorbada Tuzun Olsun

Geçtiğimiz kış, oldukça soğuk bir akşam Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin gönüllüleriyle yemek dağıtımına çıktım. Cihangir’de küçük bir mutfakta yapılan yemek, gönüllülerin yardımıyla oldukça profesyonel bir şekilde kaplara konuluyor, ardından Gezi Parkı’na taşınıyor.

Burada bir parantez açmak isterim. Gönüllüler Gezi Parkı’nda evsizlerle bir araya gelmeden önce yarım saatlik toplu bir eğitimden geçiyor. Benim de katıldığım bu eğitimde, evsizlerle nasıl iletişim kurmaları ve nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin birçok bilgi veriliyor.

Eğitimden sonra yemek paketlerini alarak hep birlikte Gezi Parkı’nın AKM tarafına gidiyoruz. Biz gelmeden evsizler sıraya girmiş oluyor. Saat tam 20.00’de dağıtım başlıyor. Doğrusu, bu yemek dağıtımından önce Gezi Parkı’nda bu kadar çok evsiz olduğunun farkında değildim. İlk dağıtımdan sonra yemek kalırsa doymayanlara ikinci kez yemek veriliyor. Dağıtım saat 21.00’e kadar devam ediyor.

Yemek dağıttığımız her bir evsizin hikâyesi can yakıcı. Kimi eskiden öğretmenmiş; sırada bekleyenlere Ahmed Arif’ten şiir okuyor. Kimisi tüm ailesini kaybettikten sonra sokaklara düşmüş. Gönüllüler yemekleri öylesine büyük bir keyifle dağıtıyorlar ki bu gençleri izlemek bile insanı umutlandırıyor.

Birkaç hafta sonra derneğin Beyoğlu’ndaki ofisini ziyaret ediyorum. Yazı tahtasındaki gönüllü şemasından, gönüllü ağına ne kadar önem verdiklerini bir kez daha anlıyorum. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Evren Tüfekçi’ye “Gönüllülerle çalışmaya neden bu kadar özen gösteriyorsunuz?” diye sorduğumda şu cevabı alıyorum:

“Çorbada Tuzun Olsun Derneği olarak gönüllülüğü yalnızca bir destek biçimi değil, toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir yaşam kültürü olarak görüyoruz. Sokakta yaşayan dostlarımızın yanında olabilmemizi sağlayan en büyük güç, hiçbir karşılık beklemeden iyiliğe omuz veren gönüllülerimizdir. Her yıl binlerce gönüllümüz, farklı yaşlardan ve mesleklerden bireylerle aynı amaç etrafında buluşarak dayanışmanın ve umudu paylaşmanın en güzel örneklerini sergiliyor.

Bu güçlü gönüllü hareketini yalnızca sahada olmakla sınırlı görmüyoruz. Gönüllülerimizi, toplumun her kesimiyle insan onurunu merkeze alan, doğru ve saygılı bir iletişim kurmaları için hazırlıyoruz da. Dayanışmanın yukarıdan aşağıya sunulan bir yaklaşım değil, aynı göz hizasında kurulan insani bir bağ olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla gönüllülerimiz yalnızca bir paylaşımın parçası olmuyor; aynı zamanda önyargıları azaltan, güveni güçlendiren ve toplumsal dayanışmayı büyüten bir kültürün taşıyıcısı oluyor.

İyilik, en çok birlikte çoğalır ve gönüllülük de bu ortak vicdanın en kıymetli yansımasıdır.”

Nitekim yemek dağıtımından sonra gönüllü gençlerle sohbet ettiğimde, o akşam evsizler için yemek yapmanın, paketlemenin ve dağıtmanın onları ne kadar etkilediğini görüyorum.

Sokak Lambası

Bu kış, soğuk bir akşam bu kez başka bir mahalledeydim. Evsizler Fatih’te küçük bir mutfağın önünde kuyruktalar. Onlara yemek dağıtan derneğin adı Sokak Lambası.

Sokak Lambası Derneği, 2018 yılında öğretmen Serap Irmak tarafından kuruluyor. Dernek, Fatih’te oldukça yoksul bir mahallede, küçük bir mahalle derneği şeklinde örgütlenmiş. Mahallenin kadınlarından otoparkçısına kadar herkes işin bir ucundan tutuyor. Kimisi erzak veriyor, kimisi yemek yapımına katılıyor. Tam bir imece usulü.

Günde 150-200 evsize yemek veriyorlar, hafta sonları sayı 300’e çıkıyor. Yılın 365 günü açıklar. Gönüllü öğrencileri de var ancak mutfakta çoğunlukla mahalledeki kadınlar gönüllü olarak çalışıyor. Birlikte yemeği yapıyor, birlikte dağıtıyorlar. Birkaç üniversite de derneğe aktif destek veriyor ve öğrenciler 40 saatlik stajlarını burada yapıyor. Bazı soğuk gecelerde dernek gece yarısı yeniden dağıtıma çıkarak evsizlerin kaldığı yerlere çorba ve battaniye götürüyor.

2018 yılında Fatih'te kurulan Sokak Lambası Derneği imece usulü çalışarak günde yaklaşık 200 evsize yemek dağıtıyor .

Bu yıl birkaç kez Sokak Lambası’nda yemek yapımına ve dağıtımına katıldım. Çok soğuk akşamlarda bile saatler süren yemek yapımı ve dağıtımı sırasında mahalledekiler keyifle çalışıyorlardı. Evsizlerle kurdukları aile sıcaklığındaki ilişki görülmeye değer. Yemek dağıtırken hâl hatır soruyor, evsizlerin başka sıkıntıları varsa bunları not edip ilgileniyorlar.

En son geçen ay Sokak Lambası Derneği’ni tekrar ziyaret ettim. Yemek yapımı bittikten sonra Serap Hanım’la sohbete geçiyoruz.

Bu sefer hava sıcak, dışarıda tatlı bir yaz rüzgârı var. Ama bu tatlı rüzgâr evsizler için pek bir şey değiştirmiyor; çünkü güzel havalarda hatırlanmıyorlar.

“İnsanlar evsizleri ne zaman hatırlıyor?” diye soruyorum Serap Hanım’a:

“Otobüs durağında 15 dakika fazla beklediği zaman insanlar hatırlıyorlar. Sokakta kalan insanı genelde sadece kışın hatırlıyorlar. Açlıklarını Ramazan ayında hatırlıyorlar. Evsizlere ilişkin duyarlılığı artırmak için bir sürü çalışma yapıyoruz ama insanlar kendinde olmadığı zaman fark ediyor.

Yazın evsizleri hatırlamadıkları için yaz dönemini sıfır bağışla geçiriyoruz. Kasımdan itibaren bağış almaya başlıyoruz.”

Öyle görünüyor ki dışarıda pırıl pırıl bir hava olduğunda kimse evsizleri dert etmiyor. Oysa evsizler yazın da evsiz, kışın da... Yazın da o yemeğe ihtiyaç var, kışın da...

Dernek evsizlerin yanı sıra köy okullarına da destek veriyor. Derneğin kurucusu Serap Hanım oldukça özel biri; cezaevinde anneleriyle kalan çocuklar ve bağımlı çocuklar için de çeşitli çalışmalar yapıyor.

Hayata Sarıl

Daha önce Gazete Oksijen’de Hayata Sarıl Derneği’ni yazmıştım. Hayata Sarıl Derneği de Beyoğlu’nda kurduğu lokantayla evsizlere her akşam yemek çıkarıyor.

Hayata Sarıl, Sokak Lambası ve Çorbada Tuzun Olsun... Bu üç minik dernek İstanbul’un devasa evsizler sorununun bir ucundan tutmaya çalışıyor. Sadece yemek dağıtmıyor, evsizleri topluma entegre etmeye de çalışıyorlar. Bunu yaparken başta üniversite öğrencileri olmak üzere büyük bir kitleyi evsizlerle buluşturuyorlar. Mehmet Bey’in dediği gibi, toplumsal dayanışmayı büyüten bir kültürün taşıyıcısı oluyorlar.

Gidin, bu dernekleri ziyaret edin. Bağış yapın, gönüllü olun, yemek yapın, yemek dağıtın; birkaç kilo pirinç ya da tarlada kalan domatesinizi yollayın. Yapabileceğiniz bir şeyler eminim bulacaksınız.

Türkiye’de on binlerce evsize bir avuç dernek sahip çıkmaya çalışıyor. Bu da bizim ülke olarak ayıbımız olsun.

Tam kalkacakken Serap Hanım, “Artık evsizler için hayat daha da zor olacak” diyor.

“Neden?” diye soruyorum.

Şöyle cevaplıyor:

“Evsizlerin genelde köpekleri oluyor. Gece ikili uyumaya çalışıyorlar, köpekle birlikte. Hem ısınmak için hem de insanlardan gelebilecek kötülüklere karşı korktukları için. Köpekler evsizlerin en büyük dostları. Ama biliyorsunuz, şu sıralar sokak köpekleri toplatıldı. Çoğu evsizin köpeği de gitti. En büyük dostlarından da mahrum kaldılar.”

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.

Nurcan Baysal
Nurcan Baysal