17 Şubat 2026, Salı
06.02.2026 04:30

Hatay’da yıkımın içinde umudu büyütenler

Hatay’da yaşam hâlâ çok zor; ama yıkımın ve kaybın ortasında kenti terk etmeyen, dayanışmayı sessizce örgütleyen insanlar, umudu ayakta tutuyor. Devletin ve kamunun geri çekildiği yerde gençler, kadınlar, öğrenciler ve adalet arayan aileler yan yana durarak Hatay’da yaşamı yeniden kurmaya çalışıyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Depremin üzerinden 3 yıl geçti. Depremin etkilediği kentler öyle böyle bir toparlanma sürecine girdiler, Hatay hariç. Elektrik, su, yol gibi temel ihtiyaçlara ulaşmanın bile bir lüks haline geldiği Hatay’da yaşam halen çok zor. Yıkımın ve acının izleri her yerde duruyor. Ancak tüm bunlara rağmen Hatay’da büyük bir dayanışma ve umut da var. Hatay’daki yaşamın zorluklarını sık sık yazıyorum, depremin 3’üncü yıldönümünde Hatay’daki bu zor yaşamın, yıkımın içerisinde umut olanlardan bahsetmek istiyorum.

Depremin ilk aylarında sağlık, barınma, iş bulma, eğitim gibi nedenlerle kenti terk etmek durumunda kalan Hataylılar kentlerine uzun bir süre uzak kalamadılar. Ciddi bir kısmı geri döndü, bir kısmı İstanbul-Hatay, Ankara-Hatay, Mersin-Hatay gibi ikili yaşamlar yaşıyor. Memleketleri Hatay’dan ellerini çekmediler, çekemediler. Nedeni çok basit! Çünkü onlar Hataylılar! Depremden birkaç ay sonra yıkıntıların arasında dolaşırken konuştuğum Hataylı arkadaşım sevgili Nidal’ın söylediği gibi: “Her gün gözlerimiz dolsa da biz burayı terk edemeyiz. Çünkü Antakya her yerden farklıdır. Çünkü Antakya dünyada çok az yerin sahip olacağı bir hoşgörü kültürüne sahiptir.”

Nitekim bunu Antakya’da kutlanan bayramlardan da görüyoruz. Bir şehir düşünün ki 100’den fazla bayramı var; her inancın, her milletin, her aidiyetin bayramı kutlanıyor bu şehirde.

Yıkılan böyle bir kenttir işte!

Depremden bu yana geçen bu ağır günlerde devlet erkanı fotoğraf peşindeyken, bazı “ünlüler” Instagram postu vermeye çalışırken, Hatay’da birçok insan sessizce dayanışmayı örgütledi. Kimisi de bu dayanışmaya İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır gibi şehirlerden destek verdi. Hatay’da yıkımın içinde dayanışmayı örgütleyen, umudu büyüten yüzlerce insan var, bugün bu insanlardan sadece birkaçını bu sayfaya alabiliyorum. Var olsunlar! Hataylı dostumun söylediği gibi “Elbette Antakya yeniden kurulacak.”

Elbette…

Talebeyiz Biz Derneği

Müge Ayan: Talebeyiz Biz Derneği olarak İstanbul’da gençlerle yürüttüğümüz çalışmaların tamamını 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’a taşıdık. İlk dönemin acil ihtiyaçları zamanla yerini çok katmanlı, uzun soluklu ihtiyaçlara bıraktı. Bugün Hatay’da gençlerin bir araya gelebilecekleri, birlikte düşünebilecekleri ve söz üretebilecekleri zeminlere ihtiyacı var.

Sanatın sunduğu ortak üretim alanları bir buluşma zemini sağlıyor. Atölyeler, sergiler, paneller ve yayınlar gençlerin söz kurabilecekleri alanlar açıyor, onların yaşadıkları dünyayı kendi dilleriyle anlatabilmelerini mümkün kılıyor. Böylece toplumsal diyaloğu güçlendirerek daha adil ve katılımcı bir topluma zemin hazırlıyor.

Gençler, yaşadıkları zorluklara rağmen üretmenin, talep etmenin ve yan yana durmanın alternatif yollarını buluyor; bu da bugünün dünyasında yeni ilişki ve dayanışma biçimlerinin doğduğunu gösteriyor. Bu alternatif ilişkilenme ve dayanışma biçimleri, gençlerin dünyaya müdahale etme yollarından biri olarak görülebilecek yaratıcı bir eylemlilik. Bu yaratıcı yönelim, özellikle 14-18 yaş aralığındaki gençlerin söz kurabileceği alanların neredeyse hiç varlık bulmadığı bir bağlamda, onların sesine kulak vermeye ve sözünü çoğaltmaya çağırıyor bizi.

Buradayız Hatay

Ezgi Harbelioğlu: Hatay’da yalnızca binalar değil, hayatlar, alışkanlıklar ve gelecek planları da yerle bir oldu. Tam da bu enkazın ortasında, “gitmiyoruz” diyen bir grup Hataylı bir araya geldi. Buradayız Hatay, afetin hemen sonrasında, yardımın ötesine geçerek dayanışmayı kalıcı kılma ihtiyacından doğdu. İsmini de bu kararlılıktan aldı: Buradayız.

İlk günlerde temel ihtiyaçlara odaklanan dernek, hijyen, su ve eğitim materyali dağıtımlarını büyük ölçüde gönüllü emeğiyle yürüttü. Ardından yerel ekonominin yeniden ayağa kalkmasına katkı sunmak amacıyla 26 esnafı ayni desteklerle güçlendirdi; kapalı dükkânların ışıkları yeniden yandı. Zamanla Buradayız Hatay’ın odağı daha uzun vadeli bir iyileşmeye evrildi: Gençler, eğitim ve topluluk duygusu.

2023’ten bu yana depremden etkilenen Hataylı üniversite öğrencileri için yürütülen “Eğitimde Buradayız” burs programı, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Her yıl 10 ay boyunca düzenli burs desteği sağlanan programla yüzlerce genç, eğitim hayatına tutunma imkânı buldu. Buradayız Hatay için burs yalnızca maddi bir destek değil; “yalnız değilsin” demenin bir yolu.

Depremin ikinci yılında açılan Buradayız Hatay Dernek Merkezi ise bu hikâyenin kalbi haline geldi. Gençlerin ders çalışabildiği bir kütüphane, kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan bir alan ve dayanışmanın gündelik hayata karıştığı bir buluşma noktası… Belgesel ve sanat projeleriyle gençlerin kendi hikâyelerini anlatmaları, kent hafızasıyla bağ kurmaları destekleniyor. Çünkü Buradayız Hatay’a göre iyileşme yalnızca barınmakla değil; üretmekle, anlatmakla ve bir topluluğun parçası olmakla mümkün.

Aradan geçen üç yılın ardından Hatay hâlâ zor bir yer. Ama Buradayız Hatay’ın hikâyesi şunu gösteriyor: Umut, büyük sözlerden değil, ısrarla sürdürülen küçük ama kararlı adımlardan doğuyor. Ve bazı insanlar, her şeye rağmen kalıp şunu söylüyor: Buradayız.

Adalet Peşinde Aileleri Platformu deprem davalarında sanıkların olası kast ile yargılanmasını talep ediyor.

Adalet Peşinde Aileleri Platformu- APA

Yiğit Göktuğ Torun: Ben Antakyalıyım. Depremde annemi, babamı, kuzenimi ve pek çok sevdiğimi kaybettim. Annem ve babamın naaşlarına dahi ulaşamadık. İki yıldır hem yasımı tutuyor hem de adalet arıyorum. Bu yüzden, depremde yakınlarını kaybeden ailelerin bir araya gelerek adalet talep ettiği Adalet Peşinde Aileleri platformuna katıldım. Çünkü bize göre bu ölümler bir doğal afetin değil, göz göre göre gelen ihmallerin sonucudur; bu binalarda sorumluluğu olanlar sonuçlarını bilerek bu felakete zemin hazırlamıştır.

Biz APA aileleri olarak davalarda olası kast talep ediyor, yaşadığımız kayıpların “küçük bir ihmal” gibi gösterilmesine karşı mücadele ediyoruz. Bu süreçte Meclis’te gündeme gelen 11. Yargı Paketi’ndeki infaz düzenlemesine de karşı durduk; videolar paylaştık, kamuoyunda ses getirilmesini sağladık, platformdan arkadaşlarımız Meclis önünde nöbet tuttu, görüşmelere katıldı ve sesimizi her kanala taşıdık. Bu kararlılık sayesinde deprem suçlularının yargılamalar bitmeden infaz indirimlerinden yararlanmasının önüne geçildi ve yargı paketinde deprem suçluları muaf tutuldu. Ancak mücadelemiz bitmedi; deprem suçluları hak ettikleri cezayı alana ve bir daha hiçbir ihmale insanların hayatının feda edilmesine izin verilmeyene kadar bu adalet arayışını birlikte sürdürmeye kararlıyız.

Biz zaten kaybettiklerimizi kaybettik; geri gelmeyecekler. Mezarı olan da olmayan da, hepimiz bu süreçte yasla, adalet arayışıyla ve bitmek bilmeyen bürokratik engellerle yıpranıyoruz. Bu mücadele kaybettiklerimizi geri getirmek için değil. Asıl amacımız, bu davalardan emsal kararlar çıkmasıdır. Yargılamalar olası kasttan yürür, yalnızca müteahhitler değil kamu görevlileri de yargılanırsa; insanlar bir daha bu kadar rahat usulsüzlüğe cesaret edebilir mi? Belki her şey düzelmez ama en azından bu kadar ölüm olmaz. Suçluların gözünün korkması gerekir. Bu yüzden 6 Şubat depremleri hukuki, sosyal ve toplumsal yönleriyle unutulmamalı, gerçek dersler çıkarılmalıdır. Biz APA Aileleri olarak tam da bunu savunuyoruz ve bunun için yılmadan, durmadan mücadele ediyoruz.

Defne Kadın Kooperatifi

Nesrin Burç: Depremden sonra Hatay’da ayakta kalmak yalnızca fiziksel değil; duygusal, toplumsal ve ekonomik bir mücadeleydi. İlk günlerde hepimiz yorgun, kırgın ve belirsizliğin içindeydik. Ama kadınlarla yan yana geldiğimizde ortak bir cümle kendiliğinden ortaya çıktı: “Birlikte olursak ayağa kalkarız.”

Defne Kadın Kooperatifi: “Birlikte olursak ayağa kalkarız.”

Defne Kadın Kooperatifi bu dayanışma duygusuyla yeniden örgütlendi. İlk olarak en acil ihtiyaçlara yöneldik; çocuklar, yaşlılar, hijyen ve gıda gibi konularda hızlı bir destek ağı kurduk. Sonra kimin hangi işte güçlü olduğuna göre bir sistem oluştu: Kimimiz üretim yaptı, kimimiz dağıtım organize etti, kimimiz iletişimi üstlendi. Böylece hem psikolojik hem ekonomik olarak güçlendik.

Kooperatif bir çalışma alanından öte, kadınların birbirini iyileştirdiği, nefes aldığı bir dayanışma merkezi hâline geldi. Yaralarımızı paylaşarak hafiflettiğimiz bir yer oldu.

O günlerde ekmek bulmak neredeyse imkansızdı. Bir gece, kim tarafından getirildiğini bile bilmediğimiz bir ton un kooperatifin kapısına bırakılmıştı. Kadınlar hemen tandır başına geçti; sabaha kadar ekmek yapıldı ve ertesi sabah ihtiyaç sahiplerinin kapılarına ulaştırıldı.Gelen yardım tırlarını kadınlar gece yarılarına kadar indirip ayırıyor, sabah saat 10’da tüm ihtiyaç paketleri dağıtılmış oluyordu.

Bugün geldiğimiz noktada: Doğrudan üretime yaklaşık 50 kadın katıldı, yüzlerce depremzedenin temel ihtiyaçları düzenli olarak karşılandı, kooperatif bahçesine kurduğumuz çadırlarda evi yıkılan kadınlar hem konakladı hem de üretime katıldı, sosyal medyayı aktif kullanıp tüm süreci şeffaf biçimde duyurarak büyük bir gönüllü ağı oluşturduk, tüketici kooperatifleriyle iş birliği yaparak ürünleri güvenilir kanallara ulaştırdık.

Deprem sonrası başlayan dayanışmanın en kritik ayaklarından biri de çiftçilerle kurduğumuz iş birliğiydi. Yaklaşık 1.500 çiftçiyle organize olduk, onların ürünlerini satın alıp İstanbul’daki pazarlara ve ihtiyaç noktalarına ulaştırdık. Bu süreçte STK’lar, belediyeler ve gönüllüler çok büyük rol oynadı. Böylece hem çiftçilerin emeği ziyan olmadı hem de deprem bölgesine güçlü bir ekonomik döngü kazandırdık. Kooperatife gelen nakdi bağışları aş evlerine aktardık, böylece kadınlar üretime devam ederken depremzedeler hızlı ve sağlıklı gıdaya ulaşabildi. Bu model herkesin elini taşın altına koyduğu güçlü bir iyileşme zinciri oluşturdu.

Bizi güçlü kılan şey dayanışma oldu; ayakta tutan ise üretim. Hatay büyük bir yıkım yaşadı ama aynı zamanda çok büyük bir dayanıklılık gösterdi. Bu gücün merkezinde biz kadınlar varız. Üreterek, paylaşarak ve yan yana durarak yeni Hatay’ı kuruyoruz.

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.

Nurcan Baysal
Nurcan Baysal