Türkiye’de devlet ile cemaatler arasındaki münasebet uzun zamandır bir yakınlaşma ve uzaklaşma, himaye ve tasfiye, ittifak ve husumet hikayesi olarak ilerliyor. Bugün makbul olan yarın mahzurlu, dün devletin kapılarının açıldığı yapı birkaç sene sonra devletin bekasına tehdit telakki edilebiliyor. O yüzden Süleymancılar ve Furkan Vakfı operasyonlarını seyrederken benim asıl merak ettiğim konu şu: Türkiye gerçekten bu yapıları üreten düzenle mi hesaplaşıyor, yoksa siyasi dengeler değiştikçe bir ağ tasfiye edilip diğerine yer mi açılıyor?
21.08.2026 04:30
Sosyal sermayenin karanlık yüzü: Devletin bıraktığı boşlukta büyüyen tarikat ve cemaatler
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
İtimadın pazarda çöküşü üzerine
25 Eylül 2026
Atalet ve kalkınma
11 Eylül 2026
İnşaata dayalı büyümeden barınma buhranına
04 Eylül 2026
Sermayenin bavulu
Tüm Yazıları
28 Ağustos 2026