14 Şubat 2026, Cumartesi
17.01.2026 10:46

Pınar Çelikel'in izlenimleri: Tarkan sözünü tuttu, 6 bin kişiyi mutluluk evrenine götürdü

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Biletleri satışa çıktığında on dakikada tükenen Tarkan konserler serisinin ilk konseri dün akşam Volkswagen Arena’da gerçekleşti. 6 bin kişilik koronun eşlik ettiği Tarkan, 35 yıllık müzikal kariyerinin en sevilen şarkılarını seslendirirken içtenliğiyle, neşesiyle, “Sizi çok özledim” deyip kucaklamasıyla herkesi büyüledi. Özellikle 90’lı yıllarda genç olan için bu konser hayatlarının bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmesi gibiydi. Hepimize 35 yılda yaşadığımız her aşkın, mutluluğun, hüzünün mutlaka bir Tarkan şarkısı karşılığı olduğunu hatırlattı


Buz gibi bir İstanbul akşamı. Yağmur yağıyor. Volkswagen Arena’nın sahne içi ve tribün koltuklarına giriş kapılarının önündeki kuyruk neredeyse Ayazağa’na kadar uzanmış durumda. Kimsenin şikayeti yok. Yüzler gülüyor. “Satışa çıktığı sabah sistemi kilitleyen ancak yine de ilk akşama bilet almayı başaran 6 bin kişiden biriyim ben” fikri yağmuru ve soğuğu unuttuyor. Zaten sıra da hızlı ilerliyor, en fazla yarım saat sürüyor içeriye giriş. Tribünlerin arkasındaki büfeden kimi yiyecek bir şeyler alıyor, kimisi bir bardak bira. 212 Blok’un en ön sırasındaki yerimizi aldığımızda ağzımız bir karış açık sahne önüne bakıyoruz. Bir at nalı gibi hazırlanmış Volkswagen Arena’nın oturma düzeni. Sahne bir platformla ayaktaki kalabalığın ortasına kadar uzatılmış. En uçta da mini bir sahne oluşturulmuş. Herkes özledi Tarkan’ı, herkes yakından görebilsin diye…

Annesini alıp gelen de var kızını getiren de

Binlerce izleyici çoktan yerlerini almışlar. Ne sahne önünde ne de tribünlerde iğne atsan yere düşmeyecek gibi. Localar bile full. Birlikte gelen arkadaş grupları ağırlıkta. Sevgilisiyle gelenler, kız arkadaşlarıyla gelenler… Yurtdışından, özellikle Rusya’dan ve Arap ülkelerinden gelenler var. Yılbaşı partisi yapmayıp çalışanlarına bu konserin biletini alan ve “2026’yı Tarkan ile kutluyoruz” diyen vizyon sahibi şirketler söz konusu. 70 yaşındaki annesini alıp gelen de var, benim gibi 18 yaşındaki kızıyla gelen de.

Saat 20.45 civarı. Bir film izler gibi insanları izliyoruz önce. Herkes son derece şık ama abartılı değil. Kapıda satılan renk renk Tarkan bantları, gündüz bir plazada gördüğünüzde oldukça ciddi duran kadınların ve erkeklerin başlarına bağlanmış. Aaaa o da nesi? Yüzler gülüyor. Sahi siz en son 6 bin kişinin aynı anda güldüğü bir etkinlikte ne zaman bulundunuz? Üstelik de henüz başlamasına vakit varken. 21.00’de başlayacak konser, hava durumu ve cuma trafiği nedeniyle gecikenleri bekliyor. Ancak sadece 15 dakika.

“Asıl biz sana ölürüz Tarkan” çığlıkları

21.15’te ışıklar kararıyor. Yüzlerdeki gülümsemelere bir de çığlıklar ekleniyor. Sahnenin en ucunda dumanlar beliriyor. Çığlıkların desibeli daha da artıyor. Önce sahnenin arkasındaki ekranda siyah beyaz bir film başlıyor. Sahne arkasındayız. Ceketini giyiyor, kemerini takıyor, ayakkabısının zımbasını düzeltiyor, yürümeye başlıyor, merdivenleri çıkıyor. Ve işte dumanların arasından yükselen platform Tarkan’ı sahneye taşıyor. Ölürüm Sana şarkısı eşliğinde… Başlangıç için seçtiği şarkı manidar. Seyirciye mesajı net. Ama seyirci de az değil hemen alıyor mesajı. İki sıra arkamdan bir kız bağırıyor, “Asıl ben sana ölürüm… Tarkannnnn.”

Üzerinde jilet gibi pırıltılı bir ceket, içinde yüksek yakalı beyaz bir gömlek ve belinde ceketinin pırıltılarının devam ettiği bir kuşak var sahneye ilk çıktığında. Artık genç sayılmaz Tarkan, bu ekimde 54 olacak. Ancak yüzündeki o muzır ifade sahnenin iki yanındaki dev ekranlara yansıdığında, “Yok bu adam yaşlanmaz” dedirtiyor herkese. Enerjik, belli ki o da heyecanlı. Ve o pırıl pırıl gülümsemesi… Daha ilk dakikadan konserin son anına kadar yüzünde olacak.

Hararet artıyor gömleğin düğmeleri açılıyor

Çok bildik danslarla Dudu, Sevdanın Son Vuruşu, Acımayacak gibi farklı zamanlarda hit olmuş hareketli şarkılarını art arda patlatıp seyirciyi avucunun içine alıveriyor. Hararetin onun için de izleyici için de çok çabuk yükseldiğini boynundaki kurdeleyi çıkartıp gömleğinin düğmelerini tek tek açarken yükselen çığlıklarından anlıyoruz. Elbette yüzünde yine o müstehsi gülüş var. “Mutlu musunuz, eğleniyor musunuz?”diye soruyor. “Merak etmeyin, bu akşam her şeyi unutacağız. Siz kendinizi bana bırakın yeter.” Herkesin ihtiyacı olan tam da bu. Eski günlerdeki gibi hiçbir şe düşünmeden eğlenebilmek. İşte Tarkan bunu vaad ettiği için konser biletleri satışa çıktıktan 10 dakika sonra tükeniyor. İnsanlar sadece Tarkan izlemek için değil bu mutluluk halinin bir parçası olmak için bu konserde olmak istiyorlar.

Sahne tasarımı çok alengirli değil. Yaz aylarında izlediğimiz J.Lo gibi tepelere tırmanıp merdivenlerde danslar etmiyor Tarkan. Onun yerine akıllıca bir ışık düzeni yaratmış sahne tasarımcıları. Dev ledlerden şarkının ritmine uygun ateşler de yansıyor, farklı figürler de. Kimi zaman eski kliplerden görüntüler hatırlatıyor ekranlar. Ses düzeni de çok iyi, yormuyor insanı. Ayrıca şarkı sözlerini net bir şekilde anlayabiliyoruz.

Tarkan bir modern çağ dervişi gibi

Tempoyu düşürmüyor hiç Tarkan, Yo ve Vay Anam Vay ile devam edip ışıklar karardığında kostümünü hızla değiştiriyor. İşlemeli bir deri ceket ve içinde pırıl pırıl bir atlet var artık üzerinde. Unuttu Beni’yle tempoyu düşürdüğünde “slovlara geçti galiba” desek de öyle olmuyor. Art arda Kır Zincirlerini, Arada Bir’i söyleyip bir de Kuzu Kuzu deyince yükselen adrenalini siz hayal edin. Sahne önü bir insan denizi gibi o sırda. Zıplamalarla deniz hareket ediyor. Sonra biraz durulup tekrar hareketleniyor.

Bir hayal dünyası gibi… Bu dünyaya bizi sadece Tarkan’ın müzikleri ve dansları değil (Meşhur Kuzu Kuzu dansını elbette çığlıklar eşliğinde yapıyor, performansından bir şey kaybetmemiş), şarkı sözleri de getiriyor. Bir modern çağ dervişi gibi: “Bir damlayım okyanusunda, kum tanesiyim kıyında, Unutma ki bu gönül divanen aslında, İnsanız, arada bir dengemiz şaşabilir, Akıl başa dönünce yine sevgiye eğilir,” diyor Arada Bir’de. Milyonlarca insanın yaşadığı halleri, 35 yıldır çok süslemeden, ‘ben de biliyorum o duyguyu’ diyerek, Tarkan diliyle anlattığı için (çok iyi söz yazarlarından da destek alıyor arada) oluşuyor o an ortamda hissedilen büyük sevgi.

“Kalpten Kalbe Bir Yol Varsa Bu Aşktır Elbet” diye başladığı Hüp, Gel Gündüzle Gece Olalım’la devam ediyor. Bu arada hangi şarkı, hangi yılda hit olmuştu, hangisi önceydi hangisi sonra, hangisi daha yeniydi? Hatırlamak mümkün olmuyor. Hepsi o kadar güncel ki, sanki daha beş yıl önce dinlemişim gibi… Hazır izleyici anılar denizinde yüzüyorken, geçen yılın aralık ayında paylaştığı, klibinde yapay zeka ile Aysel Gürel’e sarıldığı en yeni şarkısı Anılarla Yaşamak’ı hatırlatıyor hayranlarına. “Henüz sözleri ezberlememiş olanlar, arkadaki klipten sözleri takip edebilir” diyerek bir de ödev veriyor yani. Ama o da nesi, şarkının sonunda bu yeni parçayı da ezbere söyleyebiliyor hayranlar.

Akustik bölüm için ayrı bir oda

Sonrasında ışıklar kararıyor, biz Tarkan yine kostüm değiştirecek diye düşünürken, akustik sazlar sahnenin platformunun en önündeki mini sahneye konulan sandalyelere oturuyor. Işıklarla sanki küçük bir odanın içindeymişler hissi veriliyor. Yeni siyah ceketiyle Tarkan’da odanın içine girince konserin akustik bölümü başlıyor: İnci Tanem, Asla, Unutmamalı, Yandım Yandım, Dön Bebeğim, Kış Güneşi, İnsafsızım… Birbiri ardına söylediği bu şarkılar Tarkan hayranlarının kişisel tarihlerinde kim bilir hangi anılara denk geliyor. Gözler bulutlanıyor, derin derin iç çekiliyor… “Ahhh Ahhh.”

Hafızam beni 1996 yılının yaz aylarına götürüyor mesela. Tarkan 1992’de Yine Sensiz ve 1994’te Aacayipsin albümlerini çıkarmış. Fırtına gibi esiyor o dönem. Birkaç basın mensubuyla Atlantic Records’un sahibi Ahmet Ertegün’ün Bodrum merkezindeki ikonik evinin bahçesindeyiz. (O ev bambaşka bir yazı konusu.) Ertegün o sıralar en büyük destekçisi. Tarkan, Atlantic Records ile İngilizce bir albüm için sözleşme imzalamış. Onu kutluyoruz. Bir yandan da ilk İngilizce şarkılarını dinliyoruz. (O albüm çıkmıyor sonra ama Tarkan 2006’da İngilizce albüm hayalini Come Closer ile gerçekleştiriyor.) Tam 30 yıl geçmiş o günden bu yana. O yaz gününü birlikte geçirdiğimiz, bize planlarını anlatan gencecik Tarkan’ın gözlerindeki ışıldı nasıldıysa, 16 Ocak gecesi Tarkan’ın gözlerindeki ışıltı aynen öyle. Geçen yıllar, 10 albüm, milyonlarca izleyici bunu değiştirmemiş durumda. Marka değerinin yüksek olması, insanlara mesafeli durduğu eleştirileri hepsi kenarda dursun. Samimi olduğunu, “Canlarım benim, sizi çok özledim,” deyip kollarıyla seyirciler niyetine havayı kucakladığında da hissettiriyor size. İçi titriyor belli ki.

Elbette konser, akustik bitmiyor. Sahne düzeni hemen değişiyor ve hareket kaldığı yerden devam ediyor. Adımı Kalbine yaz, Öp ve Sen Başkasın ile konserin zirvesine çıkartıyor dinleyicisini Tarkan. Tam da ondan beklendiği gibi. İki saat 10 dakika sahnede kalıyor, hiç ara vermiyor. Yorulmadan dans ediyor. Mutluluğunu herkese geçiriyor. Ama izleyicinin doymaya niyeti yok. “İyi akşamlar,” deyip veda etmek istediğinde bile seyirci izin vermiyor. Geri geldiğinde bir de Aşk Gitti Bizden söylüyor ve sahneden çığılıklar eşliğinde ayrılıyor.

Tarkan, “Bu gece çok mutlu olacağız” vaadini fazlasıyla gerçekleştiriyor. Yağmur yağıyormuş, otopark kuyruğu çok uzunmuş, yarın önemli bir toplantı varmış, dolar yükselmiş… Bir süre için bunlar kimseyi mutsuz etmiyor. Yüzler gülüyor. Genç bir kız arkadaşına soruyor: “Biz bu akşam ne yaşadık Allah aşkına?” Bana sorsaydı şöyle derdim: “Bu öyle bir konserdi ki yazsam 350 sayfa roman bile olur.”

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.