Bugünün dünyasında “tükenmişlik” çoğu zaman kişisel bir yorgunluk, iş hayatının baskısıyla ilişkili bireysel bir çöküş hali olarak tanımlanıyor. Sürekli üretmeye, ayakta kalmaya ve direnmeye zorlanan insanın modern yaşam karşısındaki yıpranışı olarak okunuyor. Oysa radikal psikiyatri tarihçisi ve teorisyeni Hannah Proctor, Tükenmişlik (İletişim Yayınları) adlı çalışmasında bu kavramı çok daha geniş, tarihsel ve politik bir çerçeveye yerleştiriyor. Alt başlığı “Siyasi Yenilginin Duygusal Deneyimi” olan kitap, bireysel kırılmalar ile kolektif mücadeleler arasındaki görünmez bağı araştırıyor; tükenmişliği yalnızca kişinin iç dünyasına ait bir mesele olmaktan çıkarıp politik tarihin duygusal arşivine dönüştürüyor. Yazarın temel sorusu şu: Bir mücadele başarısız olduğunda geriye yalnızca politik yenilgi mi kalır, yoksa insanın ruhunda da uzun süre silinmeyen izler mi oluşur? Kitap, devrimlerin, örgütlü hareketlerin, dayanışma ağlarının ve özgürlük mücadelelerinin ardından gelen sessizliği inceliyor.
08.05.2026 04:30
Hannah Proctor’dan politik mücadelenin duygusal haritası
Radikal psikiyatri tarihçisi Hannah Proctor; Tükenmişlik adlı kitabında politik mücadelenin tam ortasında yaşanan, anında fark edilemeyen tükenmişlik haline ve bu halin duygusal katmanlarına odaklanıyor, psikoloji ile siyaset arasında çoğu zaman kurulmayan bir köprü kuruyor
A+
Yazı Boyutunu Büyüt
A-
Yazı Boyutunu Küçült
* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.
Tesla ile voodoo bebeğini aynı masaya oturtan roman
12 Haziran 2026
Göçmen ailelerin ortak hafızası
05 Haziran 2026
Orhan Pamuk nasıl Orhan Pamuk oldu?
29 Mayıs 2026
Işığı yarasından sızan bir kadının romanı
22 Mayıs 2026
Gündüz Vassaf’ın gündelik hayat itirazı
Tüm Yazıları
15 Mayıs 2026