New York Times İran'daki değişimi yazdı: Başörtüsü artık seçim kampanyası konusu

İran'da cumhurbaşkanlığı için yarışan bazı adaylar zorunlu başörtüsü yasasını dayatmak için kullanılan şiddet cezalarını ve sert tutumu yüksek sesle eleştiriyor. New York Times kadınların öncülüğündeki protesto hareketinin etkisini gösterdiğini yazdı

Farnaz Fassihi ve Leily Nikounazar / The New York Times

İranlı yetkililer onlarca yıl boyunca kadınların saçlarını örtmelerini ve sade giyinmelerini gerektiren yasanın kutsal olduğu ve tartışmaya bile değmeyeceği konusunda ısrar ettiler. Yasaya karşı çıkan kadınların mücadelesini Batı müdahalesinin bir belirtisi olarak gördüler. İran'da cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, zorunu başörtüsü meselesi kampanyaların öne çıkan konularından biri haline geldi. Beşi muhafazakâr olmak üzere aday olan altı isim de şiddet, tutuklama ve para cezalarını içeren yasayı uygulama yöntemleriyle aralarına mesafe koymaya çalışıyor.

Muhafazakar bir cumhurbaşkanı adayı ve istihbaratta üst düzey görevlerde bulunmuş bir din adamı olan Mustafa Pourmohammadi, geçen hafta devlet televizyonunda katıldığı bir yuvarlak masa toplantısında "Seçimler bir yana, siyaset bir yana, hiçbir koşulda İranlı kadınlara bu kadar zalimce davranmamalıyız" dedi. Pourmohammadi ayrıca hükümet yetkililerinin başörtüsü yasası nedeniyle cezalandırılması gerektiğini çünkü görevlerinin kadınları neden başörtüsü takmaları gerektiği konusunda eğitmek olduğunu, bunu şiddetle uygulamak olmadığını söyledi.

Başörtüsü İran'da uzun zamandır dini kimliğin bir sembolü olmakla birlikte aynı zamanda siyasi bir araç olarak da kullanılıyor. Kadınlar, 1979'daki İslam Devrimi'nin ardından yürürlüğe girdiğinden bu yana yasaya farklı şekillerde direniyorlar. Yasanın iptal edilmesi olası değil ve yeni bir cumhurbaşkanının uygulamayı yumuşatıp yumuşatamayacağı belirsizliğini koruyor. Farklı yönetimler başörtüsü konusunda daha gevşek ya da daha katı yaklaşımlar benimsedi. Mayıs ayında bir helikopter kazasında hayatını kaybederek acil seçimlere gidilmesine neden olan cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, kadınlara yönelik en sert baskılardan bazılarını uygulamıştı.

Kadın direnişinin başarısı

Yine de İran'daki bazı kadın hakları aktivistleri ve analistler, seçimlerde konunun masaya yatırılmasının başlı başına bir başarı olduğunu söylüyor. Bu, yaklaşık iki yıl önce başlayan "Kadın, Yaşam, Özgürlük" hareketinin görmezden gelinemeyecek kadar büyüdüğünü gösteriyor. Kadınlar ve genç kızlar sokaklarda yürüyor, restoranlarda yemek yiyor, işe gidiyor ve toplu taşıma araçlarına elbiseler, bluzlar ve eteklerle biniyor ve saçlarını açık bırakıyorlar. Bunu yaparken büyük riskler alıyorlar çünkü ahlak polisi kurallara karşı gelen kadınları tutuklamak için sokak köşelerinde pusuda bekliyor.

Seçmenlerin yarısını kadınlar oluşturuyor

Tahran'da bir sosyolog olan 42 yaşındaki Fatemeh Hassani, bir telefon görüşmesinde başörtüsü ve ahlak polisinin bir seçim konusu haline gelmesinin, kadınların kararlılıkları ve direnişleriyle "ülkenin iç politikalarını etkilemede ve hükümeti daha fazla hak taleplerini tanımaya zorlamada etkili olduklarını" gösterdiğini söyledi. İran'daki 61 milyon seçmenin yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Her ne kadar hükümeti eleştirenler arasında oy vermeye ilgisizlik yüksek olsa da, başörtüsü yasasına ve ahlak polisine karşı muhalefet artık onlarla sınırlı değil. Cinsiyet, din ve sınıf çizgilerini aşmış durumda ve şimdi yüksek sesli şikayetlerden bazıları, hükümetin seçmenlerinin belkemiği olan dindarlar ve muhafazakarlardan geliyor.

Cuma günü televizyonda canlı yayınlanan ve sosyal konuların tartışıldığı dört saatlik etkinliğe kadınlar ve başörtüsü damgasını vurdu. Konu ayrıca kadın seçmenleri hedef aldığı anlaşılan kampanya videolarında ve ülkenin dört bir yanındaki şehirlerde düzenlenen mitinglerde de gündeme geldi. İsfahan'da, adaylardan biri olan Dr. Masoud Pezeshkian için düzenlenen bir mitingin videosunda, uzun siyah saçları omuzlarına dökülen 18 yaşında bir kız mikrofonu eline aldı. Genç nesli ve ilk kez oy kullanacakları temsil ettiğini, taleplerini savunan bir nesil olduğunu söyleyen Pezeşkiyan, "Ahlak polisine, başörtüsü denetçilerine ve otonom güvenlik güçlerine karşı koyacak gücünüz var mı?" diye sordu.

Pezeşkiyan, daha fazla sosyal özgürlük ve Batı ile etkileşimden yana olan reform fraksiyonunun tek adayı. Zorunlu başörtüsü ve ahlak polisine karşı en güçlü ses olan Pezeşkiyan, insanlara nasıl giyinmesi gerektiğinin söylenmesine karşı olduğunu açıkça söyleyen tek aday. Cuma günkü tartışma sırasında "Kadınları başörtüsü takmaya zorlayamayacağız. Tutuklamalar, yüzleşmeler ve utanç verici davranışlar bu sorunu çözecek mi?" ifadelerin kullandı. 

Değişim gerçekten yakın mı?

Tüm kadın seçmenler değişimin yaklaştığına ikna olmuş değil. Adayların kınamalarına rağmen ahlak polisi her gün Tahran ve diğer büyük şehirlerin sokaklarında minibüs ve polis arabalarıyla devriye gezmeye devam ediyor. Bazen kadınları durdurup sözlü uyarıda bulunuyorlar, bazen de tutukluyorlar. Sosyal medyada yer alan bazı videolarda kadınların dövüldüğü ve minibüslere sürüklendiği görülüyor.

"Onlara inanmıyorum. Cumhurbaşkanının bu konuda hiçbir yetkisi yok çünkü bu İslam Cumhuriyeti için kırmızı bir çizgi" diyen 32 yaşındaki Tahranlı öğretmen Sephideh, telefon görüşmesinde olası bir cezalandırmadan kaçınmak için soyadının yayınlanmamasını istedi. "Ancak önceki seçimlerde başörtüsü konusu bir kenara bırakılmıştı ve şimdi hepsi bu konu hakkında konuşuyor" diye ekleyen Sephideh, kadınların mücadelesinin kazanacağı sonucuna vardı.

Başörtüsü takmak istemeyen İranlı kadınlar 1979 İslam Devrimi'nden bu yana bu yasayla mücadele ediyor. O dönemde monarşiyi deviren din adamları, kadınların kıyafetlerinden karşı cinsle bir araya gelmesine ve alkol içilmesine kadar sosyal hayatın her alanında şeriat yasalarını dayattı. Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi 2022 yılında, 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsü yasasını ihlal ettiği suçlamasıyla tutuklanan ahlak polisinin gözaltında ölümünün ardından başladı. Öfkeli kadınlar ve kızlar başörtülerini yakarak, sokaklarda dans ederek ve kadınların özgür olması için slogan atarak ülke çapında protestolara öncülük etti. Ayaklanma, din adamlarının yönetimine son verilmesi talepleriyle geniş bir alana yayıldı. Hükümet nihayetinde protestoları şiddet kullanarak bastırdı.

"Onların iznini beklemiyoruz"

Görüşülen ve bu tür mesajlar alan üç kadına ve Uluslararası Af Örgütü'nün bir raporuna göre, son aylarda, hem trafik gözetleme kameralarında hem de insansız hava araçlarında bulunan yüz tanıma yazılımı, başörtüsü takmayanları tespit etmek için kullanılıyor ve bu kişilere mahkemeye çıkmaları için celp gönderiliyor. 41 yaşındaki moda bloggerı Fahimeh, Tahran'da verdiği bir röportajda bir sonraki cumhurbaşkanı kim olursa olsun bunun daha fazla hak için verilen mücadeleyi etkilemeyeceğini söyledi. Fahimeh, "Biz kadınlar başörtümüzü çıkarmak için onların iznini beklemiyoruz; şu anda zaten pek çoğu başörtüsü takmıyor" dedi.

İran'ın en önde gelen kadın hakları aktivisti olan ve halen 10 yıl hapis cezasını çekmekte olan Nobel Barış Ödülü sahibi Narges Mohammadi cumartesi günü bir açıklama yayınlayarak seçimleri şaibe olarak nitelendirdi. Mohammadi, "Bir elinizle halka karşı kılıç, darağacı, silah ve hapishaneler tutarken, diğer elinizle aynı halkın önüne bir seçim sandığı koyup, onları hilekar ve sahte bir şekilde nasıl sandığa çağırabilirsiniz?" ifadelerini kullandı.

 ©️ 2024 The New York Times Company 

Hasar sabah ortaya çıktı Diyarbakır Kulp'taki arkeolojik kazıda bulunan gömülü çocuk sayısı 60'a yükseldi Topkapı Sarayı'nda gece turları Türkiye'de acı ayrılığa rağmen gurur hakim Dünya mavi ekran verdi: Türkiye de dahil birçok yerde sistem çöktü Yerleşim yerlerine sıçraması engellendi