Guardian yazdı: Suriye’nin yeni yönetimi, Lübnan sınırında kaçakçılarla mücadele ediyor
Guardian, Suriye ile Lübnan arasındaki kaçakçılık faaliyetlerinin değişen yönetimle ciddi şekilde sekteye uğradığını yazdı. On yıllardır silah ve uyuşturucunun serbestçe aktığı sınırda, yeni yetkililer kaçakçılığı engellemek için sert önlemler alıyor. Bu, sınır bölgelerinde çatışmalara yol açıyor
Guardian, Suriye ile Lübnan arasındaki kaçakçılık faaliyetlerinin Suriye’de değişen yönetimle ciddi şekilde sekteye uğradığını yazdı. On yıllardır silah ve uyuşturucunun serbestçe aktığı sınır hattında, yeni yetkililer kaçakçılığı engellemek için sert önlemler alıyor. Bu girişimler, sınır bölgelerinde ölümcül çatışmalara yol açıyor.
Lübnan’ın doğusundaki Bekaa Vadisi’nde, Suriye’ye uzanan gizli yollar bulunuyor. Dağların arasından kıvrılarak ilerleyen bu toprak yollar, bir noktada aniden kaybolarak çalılıklar arasında yok oluyor. Guardian’a konuşan kaçakçılardan biri, bölgedeki geçiş noktalarını göstererek, yetkililere yakalanmadan nasıl sınırın geçilebileceğini anlattı.
Lübnan’ın ücra kasabalarından biri olan Qasr’da sınır kontrolü neredeyse yok denecek kadar az. Kasaba, Suriye’ye yalnızca birkaç adım mesafede bulunuyor. Kasabanın girişinde sadece üç Lübnan askerinin nöbet tuttuğu bir kontrol noktası bulunurken, devletin varlığı hissedilmiyor.
Kaçakçılık ağı ve yeni sınır politikaları
Suriye ve Lübnan arasındaki yaklaşık 400 kilometrelik sınır boyunca yer alan köylerin sakinleri, yıllardır kaçakçılık faaliyetlerinden gelir elde ediyor. Guardian’ın aktardığına göre, Esad yönetimi, sınırdan geçen silah, uyuşturucu ve yakıt ticaretinden kazanç sağlarken, Lübnan’daki müttefiki Hizbullah, kaçakçılar tarafından kullanılan güzergâhlar aracılığıyla İran’dan silah temin ediyordu.
Ancak 8 Aralık’ta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesi ve Hizbullah’ın Lübnan üzerindeki kontrolünü kaybetmesiyle birlikte, her iki ülkenin yetkilileri sınırlarını yeniden denetim altına almak için harekete geçti. Bu süreçte kaçakçılığı engellemeye yönelik adımlar, yıllardır süregelen düzeni bozarak gerilimin tırmanmasına neden oldu.
Çatışmalar ve artan gerilim
Guardian, kaçakçılığın engellenmesi yönündeki çabaların ölümcül askeri çatışmalara dönüştüğünü aktarıyor. 16 Mart’ta üç Suriyeli askerin Lübnan topraklarında öldürülmesi üzerine Suriye ordusu, Qasr ve çevresindeki köylere topçu saldırısı düzenledi. Lübnan’daki kaçakçı aşiretler saldırıya karşılık verirken, Lübnan ordusu da Suriye’den gelen roketlere misilleme yaptı. Taraflar ertesi gün ateşkes ilan etti.
Bu olaylarda üç Suriyeli ve yedi Lübnanlı hayatını kaybederken, Lübnan’da 52 kişi yaralandı.
Bu çatışmalar bir ay içinde Suriye ile Lübnan arasında yaşanan ikinci büyük gerilim oldu. Suriye yetkilileri, olaylardan Hizbullah’ı sorumlu tutarak, milis grubunun Suriye topraklarına sızdığını, üç Suriyeli askeri kaçırarak öldürdüğünü iddia etti. Ancak Hizbullah, bu suçlamaları reddetti.
Yerel halk ise farklı bir anlatım sunuyor. Onlara göre, yeni Suriye ordusu bölgeyi henüz tanımadığı için sınırda yaşanan bir yanlış anlaşılma hızla büyüyerek ölümcül bir çatışmaya dönüştü.
Guardian’a konuşan Lübnan’daki kaçakçı aşireti Jaafar ailesinin bir üyesi, olayların nasıl geliştiğini şöyle anlattı: "Üç Suriyeli asker yanlışlıkla Lübnan topraklarına girdi. Bir çobanla karşılaştılar, çoban korkarak akrabalarına haber verdi ve akrabaları da askerleri hemen öldürdü."
Sınırda artan silahlanma ve değişen dengeler
Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye askerlerinin sınır bölgelerini terk ettiği ve geride silahlar bıraktığı aktarıldı. Bu durum, Lübnan’ın sınır kasabalarına büyük miktarda silah yığılmasına neden oldu. Kaçakçılar arasında artık hafif topçu silahlarından Rus yapımı Kornet füzelerine kadar pek çok silahın bulunduğu belirtiliyor.
Suriye ordusunun Qasr ve çevresindeki köylere saldırması üzerine, bölgedeki aşiretler kasabalarını savunmak için silahlandı. Çatışmalar sırasında, Lübnan tarafından fırlatılan bir roketin El Arabiya muhabirini hafif şekilde yaraladığı an kameraya yansıdı.
Qasr halkının büyük bölümü Hizbullah ile bağlantılı olsa da, Guardian’a konuşan yerel kaynaklar, bu çatışmalarda Hizbullah’ın doğrudan bir rol üstlenmediğini, bölge halkının bireysel olarak savaşmaya katıldığını belirtti.
Kaçakçılık devam ediyor ama kurallar değişti
Çatışmalara rağmen, kaçakçılık faaliyetleri tamamen durmadı. Guardian’a konuşan kaçakçılar, Esad’ın devrilmesinin ardından da yasadışı ticaretin sürdüğünü aktarıyor.
Suriye’de yönetimi ele geçiren Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ), sınır kaçakçılığı üzerinde daha sıkı denetim sağlamaya çalışıyor. Ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle, kaçakçılara uygulanan vergilerin düzenlendiği ve düşürüldüğü belirtiliyor.
Öte yandan, kaçakçıların artık uyuşturucu ticareti yapamadığı bildiriliyor. Eski Esad rejimi tarafından yönetilen captagon üretim tesislerinin kapatıldığı ve Bekaa Vadisi üzerinden yapılan uyuşturucu sevkiyatlarının tamamen durdurulduğu ifade ediliyor.
Yeni dönem, yeni çatışmalar
Guardian, Lübnanlı kaçakçılar ile Suriye’nin yeni yetkililerinin henüz birbirlerine alışamadığını vurguluyor. Eski rejim döneminde Maher Esad yönetimindeki 4. Zırhlı Tümen tarafından kontrol edilen kaçakçılık hatları, artık farklı bir idarenin elinde.
Jaafar ailesinin bir üyesi, "Şimdilik ateşkes devam ederse biz de saldırmayız, onlar da saldırmaz. Ama görünen o ki, bir şiddet ve intikam döngüsüne giriyoruz," diyerek durumun kırılganlığını ifade etti.