Yorum

Oksijen Gazetesi'nde haftanın köşe yazıları. 
15 Ağustos 2026, Cumartesi

Günaydın. 

İç Ege, Batı Akdeniz'in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu, Eskişehir, Gaziantep, Kilis, Sivas, Erzincan, Kırklareli, Antalya, Kayseri ve Malatya'da gün içerisinde yağış bekleniyor.

Sıcaklık İstanbul ve Ankara'da 29, İzmir'de 35, Diyarbakır'da 37,  Erzurum'da 25 derece.

Bu sabah okuyacaklarınıza Girls Got Soul eşlik edecek. Buradan dinleyebilirsiniz.

Birazdan paylaşacaklarım basılı gazetemiz ve gazeteoksijen.com'da okunabiliyor. Fakat sitemizin tamamı sadece abonelerimize açık. 

Yıllık aboneliğimiz şu anda 690 lira. Abonelik şartlarımızı bu sayfadan inceleyebilir ve aboneliğinizi başlatabilirsiniz. 

Güzel bir gün diliyorum.

Çerçeve yasa
Eleştiriler süreci güçlendirir
Bekir Ağırdır’ın analizi: “Artık önümüzde iki ayrı soru var: Silahların ardından neyi konuşmamız gerekiyor ve iktidar neyi konuşmayı düşünüyor? Birincisi hakkında epey fikrimiz var. Demokratikleşmeyi, hukuk devletini, yerel yönetimleri, ana dili ve ortak aidiyeti konuşmalıyız. Ama şunu unutmamalıyız: Barış süreçleri eleştiriden korunarak değil, eleştiriyi taşıyabildiği ölçüde güçlenir. “Bu yasa eksik” demek “PKK silah bırakmasın” demek değildir. “Silahlar sussun” demek de iktidarı desteklemek anlamına gelmez.”

Eksik olmakla birlikte çok önemli bir adım
Nurcan Baysal: “Yasa eksik, kaygılarım da devam ediyor. Ama Diyarbakır’da konuştuğum insanların buruk sevincini, otuz yıldır oğlunu bekleyen anneleri ve kendi annemin ‘Çok genç öldü kızım, yetmez mi?’ sözünü görmezden gelemiyorum…”

Mesele barış değil, bunun nasıl inşa edileceği
Özge Öner: “Bu ülkede halk iktidarı her zaman bir teklifi olana verdi, bir teklife icabet edene değil. Muhalefetin meselesi iktidarın kurduğu oyunda doğru hamleyi bulmak yerine, kendi oyununu kurmak olmalı. Çünkü siyasetçinin pusulası bir sonraki anket olabilir ama liderin pusulası istikamet olmak zorundadır.”

İktidar hızla ‘silahsızlanma’ DEM Parti ‘geniş kapsam’ peşinde
TBMM’den 467 oyla geçen çerçeve yasanın ardından gözler uygulamaya çevrildi. İktidar birkaç ay içinde PKK’nın yüzde 80 oranında silahsızlanmasını beklerken, DEM Parti ve İmralı yasanın kapsamının zamanla genişletilmesini istiyor. 

Gökçer Tahincioğlu’nun analizi.


Mekke Anlaşması
Üç ülkeden biri saldırıya uğrarsa?
Sedat Ergin’in analizi: “Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzalanan anlaşma, Türkiye’nin bölgesel ve küresel profilini yükseltebilir. Üç ülkenin siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerini ileri taşıyabilir. Ama Türkiye’yi kendisini doğrudan ilgilendirmeyen krizlerin tarafı haline de getirebilir. En kritik soru ise taraflardan birine saldırı olması halinde nasıl bir mekanizmanın işleyeceği. Hindistan Pakistan’ın toprak bütünlüğünü ihlal ederse diğer iki ülke yardıma mı gidecek? Ya da İran veya Yemen’deki Husiler Suudi Arabistan’a saldırırsa ne olacak?”

Orta Doğu’nun ‘su yolları’ bu stratejinin merkezinde
James Dorsey: “Suudi Arabistan, su yollarının kontrolü için verilen mücadelede İran’a karşı fırsat kovalıyor. Mekke Anlaşması da bu stratejinin merkezinde.”

Mekke Anlaşması için uzmanlar ne diyor?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve bir ülkeye yapılmış saldırının tüm ülkelere yapılmış sayılacağını öngören anlaşmanın tam metni henüz yayımlanmadı. Anlaşmanın Ankara’ya neler getireceğini, geleceğinin nasıl olacağını ve bölgedeki yankılarını 

Metin Kaan Kurtuluş, Soli Özel, Ömer Önhon ve Gönül Tol ile konuştu.
Türkiye 4 kentiyle küresel bir sağlık markası olabilir
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: “2025’te 3 milyar dolar gelir elde ettiğimiz sağlık turizmini yalnızca saç ekimi veya estetik üzerinden tanımlamaktan vazgeçmeliyiz. Hedefimiz daha yüksek katma değerli tıp olmalı. Çok iyi doktorlarımız, o ellerin arkasında muazzam bir teknoloji ekosistemi var. Bu yapıyı İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya üzerine kurabiliriz.”

Tahminlere değil, o tahminlere ulaşacak politikalara odaklanmalı
Haluk Bürümcekçi: “Türkiye ekonomisinin önündeki mesele artık dezenflasyonun başlayıp başlamadığı değil, hangi maliyetle ve ne kadar süreyle sürdürülebileceği. Bir başka deyişle düşen enflasyonun ne kadar süreyle kalıcı olacağıdır. Bu hayati sorunun cevabı yalnızca Merkez Bankası’nın faiz kararlarında değil, kur politikasının sürdürülebilirliğinden maliye politikasının desteğine, rezervlerden risk priminin seyrine kadar uzanan geniş bir politika bileşiminde yatıyor.” 

Yapay zekâ yatırım dünyasını nasıl değiştiriyor?
Uğur Gürses: “Yapay zekâ uygulamaları finansal piyasaları da dramatik şekilde dönüştürüyor. En küçük bir hareketliliği bile ölçecek teknolojiye sahip olan şirketler, geleneksel yöntemlerle çalışan kurumları geride bırakıyor. Son dönemde sıkça duyduğumuz Jane Street bu avantajı en iyi kullanan kurumlardan. Algoritmik işlemlerle geçen yıl 39 milyar dolarlık işlem geliri elde eden şirket, kişi başı verimlilikte Goldman Sachs gibi devleri geride bıraktı…”

Altın rallisi reloaded
Mete Yüksel: “ABD’de faiz artırımı ihtimalinin cimri şekilde azalması ve Çin’in fiziki alımlarına düzenli olarak devam etmesi altını yeniden öne çıkarttı. Son bir ayda yüzde 10 yükselen fiyatlar, ons başına 4 bin 650 dolara kadar gidebilir. O noktada yeniden değerlendirmek gerekir. Portföylerde yüzde 10-15 altın bulunması makul olur.”
Maaşların gizliliği bitiyor
Akan Abdula: “Avrupa’da şirketlerin ücret politikasını, işe alım süreçlerini, zam kriterlerini ve emeğe biçtikleri değeri açıklamak zorunda kalacağı yeni bir dönem başladı. Bu düzenlemenin etkisi geniş olacak. Artık çalışan kendi ücret seviyesini ve aynı ya da eşdeğer işi yapanların ortalama ücretlerini öğrenebilecek. İşverenler maaş ve ücret artış kriterlerini objektif ve erişilebilir hale getirecek.”

Dünya ekonomisi bir meçhule yol alıyor
Muhammed A. El-Erian: “Ve bu belirsizliğin kalıcı olduğunu kabul etmenin zamanı geldi. Şirketler, hükümetler ve yatırımcılar artık stratejilerini ‘temel senaryolara’ göre şekillendirme lüksüne sahip değil. Dayanıklılık, çeviklik ve açık fikirlilik sergilemeyi başaramayanlar felç riskiyle karşı karşıya.” 

Buzdan İpek Yolu açıldı
Türkiye ve Kuzey Afrika pazarlarında faaliyet gösteren Çinli bir şirket, Avrupa ile Asya arasında Kuzey Buz Denizi üzerinden düzenli nakliye seferlerine başladı. Normalde 40 gün süren Çin-İngiltere seferi bu rotayla yaklaşık yarıya iniyor. 

Bağdat Caddesi’ne geri dönen Derimod’un hedefi 300 milyon dolar
Elif Ergu, Derimod CEO’su Murat Zaim’le konuştu: "Derimod, 10 yıl aradan sonra Bağdat Caddesi’ne bugüne kadarki en büyük mağazasıyla döndü. 800 metrekarelik yeni mağazada buluştuğumuz Derimod CEO’su Murat Zaim, 52 yıllık markanın ikinci kuşak temsilcilerinden. 

Son beş yıldaki büyümesiyle ilk kez 200 milyon dolar ciro sınırını aşan Derimod, 300 milyon dolar ciroya ulaşmayı hedefliyor. Zaim ile değişen tüketiciyi, lüks markalardan yönelişi, fiziksel mağazaların geleceğini, yapay zekâyı, ikinci kuşağın yarattığı dönüşümü konuştuk."

Şimdi sırada arzu edilen olmak var!
Emre Özpeynirci: “Ferrari, Purosangue ile SUV ve süper spor otomobil arasındaki sınırları yeniden çizdi. Şimdi Xiaomi’den Luxeed’e, Voyah’a Çinli markalar bu reçeteyi elektrikli çağın teknolojisiyle yorumluyor. Üstelik Ferrari’nin müşterisini almalarına gerek yok; Ferrari’nin yarattığı arzuyu kendi müşterilerine satmaları yeterli. Çin düne kadar Avrupa’yı fiyat rekabetiyle zorluyordu, bugün teknolojide rakip. Şimdi sırada tasarım, marka ve arzu var.”
‘Kalpsiz patron’ bir gecede robottan insana dönüştü
LVMH’nin patronu Bernard Arnault, Le Monde’un 6 günlük yazı dizisine yanıt vermek için Twitter'da bir hesap açtı. Alaycı bir dille yazdığı açık mektupta, konuklarına Hermès kravatlarını değiştirttiği, çalışanlarının kilosuna karıştığı gibi iddialarla dalga geçti. Bir gecede, imparatorluk kurmaya odaklanmış bir robottan, insanlarla bağ kurabilen bir insana dönüştü.

The New York Times’tan Vanessa Friedman’ın yazısını ve Arnault'nun Le Monde'a cevabını buradan okuyabilirsiniz. 

Oligarklar Yaldızlı Çağ’dan beri hiç bu kadar görünür olmamıştı
Financial Times analizi: ABD’de 19. yüzyılın sonundaki “Yaldızlı Çağ”da milyonerler siyasetçilere rüşvet verip istediklerini yaptırırdı. Bu dönemin milyarderleri işi bir adım ileri götürdü, kabineye bile girdiler. Trump ve kabinesi, toplam 14 milyar dolarlık servetle ABD tarihinin en zengin yönetimi. 1890’lardan beri oligarklar hiç bu kadar görünür olmamıştı. 

Kusursuzluğun bedeli
Ece Sükan: “Tiyatro festivalinin açılışında sahnelenecek olan Lacrima moda endüstrisinin parıltılı vitrinlerinin ardında kalan zorlu ve acılı dünyayı tüm gerçekliğiyle sahneye taşıyor.”

Z kuşağı giyinmeyi bilmiyor
The New York Times’tan Thomas Morton gençlerin tarzını ‘Daha önce hiç kıyafet giymemiş gibiler’ diye tarif ediyor: “Ama mesele göz zevkinden ibaret değil. Alt kültürler siliniyor.”

Yaşım ilerledi, siyah kıyafet yasak mı?
The New York Times’tan bir analiz daha. Vanessa Friedman cevaplıyor: “Sorun siyah kıyafetler giymek değil. Sorun, gardırobunuzun sizi şekillendiren yıllarda kalması.”

Z kuşağı içki sektörünü yeniden şekillendiriyor
Küresel alkol satış hacmi 2025’te üst üste üçüncü kez küçüldü. Gençlerin alkol tüketme oranı ABD’de yüzde 50’ye, Avrupa’da yüzde 43’e geriledi. Markalar artık geleneksel içkilerin alkolsüz versiyonlarını üretiyor.
‘Korsika’ya özerklik’ Fransa’yı karıştırdı
Tartışmanın merkezinde “Cumhuriyet içinde özerk bir Korsika” başlıklı anayasa değişikliği taslağı var. Muhalefet “Anayasanın bölünmezlik ve eşitlik ilkelerini zedeliyor” diyor. 

Detayları Nurdan Bernard aktarıyor.

İngiltere Türk berberlere karşı cepheyi büyütüyor
İngiltere kara para, kaçakçılık ve uyuşturucu ticareti için kullanıldığı iddia edilen Türk berberlerle mücadeleyi büyütüyor. Bu kapsamda yeni bir koordinasyon merkezi kuruluyor, polis kadroları genişletiliyor. Muhalefet bir de ihbar hattı önerdi.

Kuraklık Hyde Park’ı da vurdu
Aşırı sıcaklarla kavrulan İngiltere’nin dörtte üçünde ‘resmen’ kuraklık ilan edildi. Yaz boyunca 2 bin 877 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan sıcaklar, 966 orman yangınına da neden oldu. Kuraklıktan, Londra’nın en büyük yeşil alanlarından Hyde Park da nasibini aldı. 

Elçin Poyrazlar’ın yazısı.

Avrupa sıcaktan kaçacak yer arıyor
Kıtanın birçok bölgesinde çiftçiler aşırı sıcaklar nedeniyle geceleri çalışmaya başladı. Şehirlerde ise insanların serinleyebilmesi için farklı yöntemler gündeme geliyor. Bloomberg’e göre Avrupa’da bu sene sıcaklar nedeniyle 25 binden fazla insan hayatını kaybetti.
Neden sürekli yorgun hissediyoruz? 
Uykusuzluktan susuzluğa, stresten vitamin eksikliğine… İşte enerjinizi tüketen 12 neden.

Yumurtadan uzak durulan yıllardan bugüne bakış
Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk,Sağlık tavsiyelerini yeterince sorguluyor muyuz?” temalı bir yazı dizisine başladı. Bu konudaki ilk yazısında yumurtayı inceliyor: “30-35 yıl önce kolesterol endişesiyle yumurtadan, tereyağından uzak duruyor; market raflarını ‘light’ ürünlerle dolduruyorduk. Bugün yumurta yeniden sofraların gözde besinlerinden biri. Peki aradan geçen yıllarda ne değişti?” 

Demansa karşı 20 küçük yatırım
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: “Beyin yaşlanması uzun bir hikâyedir. Bunama riskini azaltmak için çalışmalara 70’te başlamayın. Çatıyı yağmur başladıktan sonra değil, hava güneşliyken tamir etmek gerek.”

Prof. Dr. Müftoğlu’nun bu hafta değindiği diğer konular:
  • Hangisi daha tehlikeli: Kolesterol mü statin mi?
  • Bazı insanlar neden hep ince? 
  • Zayıflama ilaçlarının başka bir sürprizi mi var?
Genç kalma reçetesi: Haftada iki gün kuvvet antrenmanı, bir HIIT
Dr. Mark Hyman: “Egzersizin asıl gücü kilo vermekten çok daha fazlası: Hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrileri genç tutuyor. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve metabolik kapasite geriliyor. Bu nedenle özellikle 40’tan sonra kuvvet antrenmanı vazgeçilmez. Uzun yaşam denkleminin ikinci ayağında HIIT var. Yüksek yoğunluklu egzersiz kalp-akciğer kapasitesini geliştiriyor ve VO2 max’ı yükseltiyor. VO2 max, sağlıklı yaşlanmanın en güçlü göstergelerinden biri. Ama bunun için saatlerce spor salonunda kalmak gerekmiyor.”

Hangi organ için hangi içecek?
Böbreğe su, karaciğere kahve, damarlara pancar suyu… Bazı içeceklerin belirli sistemler üzerinde ölçülebilir etkileri bulunurken, bazı popüler iddialar güçlü kanıtlara dayanmıyor.

Nefesten sağlık raporu
Alkolmetreyle başlayan nefes analizi, artık astımdan bağırsak sorunlarına, sigara dumanından yağ yakımına kadar uzanan yeni bir sağlık teknolojisi pazarına dönüştü. Fiyatları 70 dolardan binlerce dolara çıkabiliyor.

Probiyotik yetmez! Sağlıklı sindirim enzimlerle başlar
Dr. Ayşegül Çoruhlu: “Son yıllarda zayıflama iğnelerinin kullanımı yaygınlaştıkça, sindirim konusunun probiyotiklerden enzimlere doğru kayması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yıllardır bağırsak sağlığı denildiğinde ilk akla gelen probiyotikler oldu. Reklamlardan sosyal medyaya kadar herkes bağırsak florasını konuşuyor. Oysa çok önemli bir basamağı unutuyoruz. Bağırsaktaki faydalı bakteriler ne kadar güçlü olursa olsun, yediğiniz besinler yeterince parçalanamıyorsa emilim de eksik kalacaktır. Kısacası sağlıklı bir bağırsak için önce sağlıklı bir sindirim gerekir.”

Oksijen yazarlarından
‘Zaman bizi nereye sürüklerse sürüklesin, aşk kalır’
Mehmet Y. Yılmaz: “Lauren Bacall, kadınların eşitlik mücadelesinde küçük de olsa bir katkısı bulunmasından dolayı insanlık tarihi için önemli figürlerdendir. Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en güzel kadınlarındandır, ‘ilk adımı atan kadın’ denilince akla önce onun gelmesi de kaçınılmazdır…”

Kantarın topu
Bülent Korman: “Zamanın, dengenin, cesaretin, değerlerin ve nihayet kendi hayatının insanın elinden yavaşça kaçması… Hayatın bir yerinde kantarın topu kaçırılıyor. Önce fark edilmiyor. Sonra hoşa giden bir hileye benziyor. Biraz daha fazla kazanmak isteniyor. ‘Çok’ çünkü esas.”

Bu sıcakta kavga çıkar!
Selçuk Şirin: “İklim tartışmasını kutup ayıları ve buzullar üzerinden yürütmeye alıştık. Oysa ısınan dünyanın en yakın etkisi çok daha sıradan yerlerde; trafikte atılan yumrukta, mahalle kavgasında, kapalı kapılar ardındaki şiddette kendini gösteriyor.”

Telvenin çökmesine daha çok var
Levent Erden: “Bir şeyler değişiyor. Hızlı değişiyor. Kökten değişiyor. Her yerden kendinden pek emin kehanetler yağıyor. Şöyle olacak, böyle gidecek. Şu kalmayacak. Şu yapılacak… Atış serbest. Bir yandan da korku ve kaygı, akıl ve bilinç ile çatışıyor. Evet çok şey değişmekte ama hızı da yönü de tek ve belirli değil. Belirli olan tek şey İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük kırılma yaşanmaya başladı.”
COP 31
Gençleri tarıma döndürmek için dünya ne yapıyor?
Yaşlanan çiftçi nüfusu ve gençlerin kırsaldan uzaklaşması yalnızca Türkiye’nin sorunu değil. Dünyanın birçok ülkesinde tarım topraklarının geleceğini sağlamak için genç nüfusa yönelik projeler hayata geçiriliyor. Devletler, üniversiteler, şirketler iş birlikleri yapıyor. 

İspanya kamu arazilerini genç çiftçilere açmaya hazırlanırken, Senegal’de gençlere toprak, finansman ve eğitim desteği veriliyor. Hırvatistan’da dijital beceriler tarımla buluşuyor, Sicilya’da Avrupa’nın en büyük agrovoltaik enerji tesisleri kuruluyor. 

Elif Ergu’nun analizi.

Gençlerin tarıma yönelmesinin anahtarı
Zeynep Bilgi Buluş “Ekolojik süreçleri ve geleneksel bilgiyi kullanan agroekolojik tarım uygulamaları ise derinleşen yapısal istihdam sorunlarına bir yanıt üretme potansiyeli taşıyor” diyor.

İsimler farklı ama kaderleri aynı
İrfan Donat: “Domateste sözleşme kağıt üzerinde… Tavukta ihracat kotası yüzünden stok oluştu. Kuru soğanı ithal ediyoruz… Karpuz tarlada, şeftali bahçede alıcı bekliyor. Biber ve yeşil fasulye ise yaz mevsiminde bile pahalı. Bu yıl hasat bol ama dertler değişmedi.”

53 tarım ürünü yüksek risk grubunda!
Türkiye’de 157 tarım ürününün 21 yıllık üretim serisini meteoroloji verileriyle birlikte inceleyen yeni bir araştırma, her üç üründen birini yüksek risk grubuna yerleştiriyor. Arpa, karpuz ve mısır listenin ilk üç sırasında. 

Detaylar Esen Dolma’nın haberinde.
Dünyanın dijital provası: 8.3 milyar sanal insan
Harvard’dan MIT’ye, Stanford’dan Oxford’a uzanan araştırmacılar; OpenAI, Anthropic, Meta, Microsoft ve Amazon’un yapay zeka desteğiyle, dünya nüfusu büyüklüğünde dijital insan profili oluşturdu. MatrAIx adlı sistem ekonomi, siyaset, sanat, sağlık, hukuk, eğitim gibi alanlarda bir ‘toplum laboratuvarı’ işlevi görecek. 

Uğur Koçbaş'ın haberi.

En iyisi hangisi, yüzük mü saat mi?
The Wall Street Journal’ın teknoloji yazarı Nicole Nguyen, giyilebilir sağlık cihazları Oura Ring 5, Fitbit Air, Whoop MG ve Apple Watch 11’i denedi, ölçümleri profesyonel cihazlarla kontrol etti: “Uyku takibinde en başarılılar Apple, Fitbit ve Oura. Hepsi REM’i doğru tespit etti, derin uykuda yanıldılar.” 

“Nabız ölçme konusunda Apple Watch iç ve dış tüm aktivitelerde mükemmel performans sergiledi. Yüksek eforda Fitbit ve Oura bocaladı. Dinlenme kalp atış hızında ise tüm cihazlar 1 atımlık sapmayla iyi sonuç verdi, Oura tam isabet sağladı. Bu test sonunda bana göre en iyi kombinasyon Oura Ring ve Apple Watch ikilisi.”

Üniversiteler olmayıverse
Cem Say: “Beyin insana neden lazımsa üniversite de topluma o yüzden lazım.”

İktidara gelmemek avantaj olabilir mi?
Çağrı Mert Bakırcı: “Hepimizin aklında çok temel bir varsayım var: ‘Siyasi partiler iktidarı hedefler.’ Bu varsayım kağıt üzerinde mantıklı; o kadar zahmet ‘ikinci parti’ olmak için çekiliyor olamaz. Sağduyumuz da bize bunun saçma olduğunu söyler: Bir siyasi parti gücü neden reddetsin ki? Ama böyle bir tavrın çok haklı gerekçeleri olabilir!”

Barbie normalleşirken insanlar Barbie’leşiyor
Levent Ertem: “70 yıllık Barbie, çocuklara sürekli kusursuz bedenler empoze ettiği için eleştirildi. Şimdi daha gerçekçi, daha kalın belli, daha normal bebekler üretiyor. Buna karşın yetişkinler ise filtreler, estetik dokunuşlar ve yapay zekâ araçları ile gerçek görünüşünden uzaklaşmanın yollarını arıyor.”

İnsan mı, makine mi?
Ayşegül İldeniz: “Yaratıcılık biz insanlara özgü bir sihir mi? Bilimsel keşiflerin büyük dil modellerinden çıkamayacağı üzerine bilimsel bir makale yayımlanınca tartışma alevlendi. Bir yanda beynin bir bilgisayar olduğunu ve kopyalanabileceğini düşünen ve buna milyarlarca dolar harcayanlar. Diğer yanda insanın sihrine inananlar. Arda Güler’in üç adım sonra topun nereye gideceğini kestirmesini, şef Mehmet Gürs’ün bilinen malzemelerden sürpriz bir sos yaratmasını makine öngörüsünün tekrarlayabileceğini söylemeye içimiz elvermiyor, biliyorum. İşte size zekâ ve yaratıcılığa dair bir yelpaze.”
Heyecanlanmamak mümkün değil
Trabzon Muhammed Salah’ı, Fenerbahçe Mason Greenwood ile Romelu Lukaku’yu, Beşiktaş Leandro Trossard ile Dusan Vlahovic’i aldı. Galatasaray’ın Victor Osimhen’i var. Şu kadrolarla heyecanlanmamak mümkün değil. Ama yabancı kuralı işleri zorlaştırıyor. 18 takımın 14’ü geçen yılki hocasıyla yola devam ediyor. Yeni kurallarla oyun hızlanabilir, hakem tartışmaları artabilir de. Ya Avrupa’da ne yaparız? 

Süper Lig’i Bağış Erten değerlendiriyor.

‘Karnı aç bir çocukla asla iddiaya girmeyin’
Çarpıcı yazının altında Fenerbahçe’nin Belçikalı yıldızı Romelu Lukaku’nun imzası var. 

Fenerbahçe’nin yeni golcüsü, 2018 haziranında, Dünya Kupası’na gitmek üzere bir Manchester United santrforuyken, The Players Tribune’a kendisini anlatmıştı. “Hiçbir şeyim yokken yanımda olmayan biri beni gerçekten anlayamaz” diyor o yazıda ama daha ilk satırından İstanbul’a nasıl bir sporcunun geldiğini hissetmeye başlayabilirsiniz.

Yorum bültenimizi okuduğunuz için teşekkür ederiz!

Bu bülten size Gazete Oksijen bülten üyeliğiniz ve buradaki "eposta gönder" izniniz kapsamında iletilmiştir. Geri bildirimleriniz bizim için değerli. Bültenlerle ilgili geri bildirimlerinizi [email protected] adresinden bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZE KATILIN

Çerez Politikası   |   Gizlilik Politikası   |   İletişim   |   Reklam
Gazete Oksijen 2026 © Levent Mahallesi Karanfil Sokak No: 21, Beşiktaş, İstanbul
Siteye Geri Dön