Ümit Davala, 2002 Dünya Kupası'nda sadece futboluyla değil saç stiliyle de hafızalara kazınmıştı. Şimdi yine tarzıyla öne çıkan fakat başarısız geçen turnuvanın ardından hedefte olan Barış Alper Yılmaz'a şöyle sesleniyor: Saçı da, eleştiriyi de bir kenara yaz. Sonra sahaya dön. Çünkü büyük oyuncular, kötü oynadıkları turnuvalardan sonra verdikleri cevapta belli olur.
Ümit Davala
Barış, önce şunu söyleyeyim: Dünya Kupası görmek kolay iş değildir.
Bizim 2002’deki dünya üçüncülüğümüz bazen her şey bir anda olmuş gibi anlatılıyor. Öyle değil. O takımın arkasında 1996’dan başlayan bir süreç vardı. Beraber oynayan, birbirinin ne yapacağını bilen, anlayan oyuncular vardı. Tecrübe, birliktelik, turnuva tecrübesi... Bunların hepsi mevcuttu.
Bugünkü milli takım da çok yetenekli. Ama büyük turnuvalar sadece yetenekle oynanmıyor. Orada başka bir eşik var. Bunu bazen yaşayarak öğreniyorsun. Bazen de acı çekerek.
Senin için de bu turnuva böyle bir ders oldu.
Mesela saç meselesi... Herkes oraya takıldı. Ben de takıldım açıkçası. Böyle şeyler futbolda risklidir. Saçını değiştirirsin, farklı krampon giyersin, sahaya başka bir görüntüyle çıkarsın… Bunlar fark yaratma işaretidir. Ama o zaman sahada da fark yaratman gerekir. İcraat gelmezse, o tercih sana geri döner.
Seninki de biraz öyle oldu. Bu da ekstra bir baskı yarattı. Çünkü o andan itibaren sahaya sadece Barış Alper olarak değil, 2002’nin mirasını taşıyan biri olarak da çıkmış oldun. Bütün bir sezon Galatasaray ile ligde ve Avrupa’da o stili sana yaptıran ruhu bize yeterince gösterdin. Eminim ki sezonun finalini milli duygularla çok daha farklı hayal ettin. Ama bazen her şey kafamızda tasarladığımız gibi olmuyor. Hayal etmek, istemek, sadece ve sadece turnuvaya odaklanmak bile yetmeyebiliyor.
Bizim dönemde de her şey konuşuldu. Kıyafet konuşuldu, oyun konuşuldu. Ama bizde sosyal medya yoktu. Gazete alıp okumazsan bazı şeylerden uzak kalabiliyordun. Bugün öyle değil. Herkesin telefonu elinde. Her yorum, her geyik, her haksız eleştiri oyuncunun cebine kadar giriyor.
Ben sana şunu tavsiye ederim: Bu turnuvayı yok sayma. Ama altında da ezilme.
Çünkü senin elinde çok değerli bir şey var. Farklı pozisyonları oynayabilen bir futbolcusun. Ben de sağ kanadın hemen her yerinde, bekte ve orta sahada oynadım. Pozisyon seçmedim. Ayağım çimene bassın yeterdi bana. Sen de bunu yapabilen oyunculardansın. Kanat oynarsın, forvet arkası gibi oynarsın, bek gibi oynarsın, önde basarsın, arkaya koşarsın. Günün sonunda 11’de adını değil pozisyonunu kontrol ederken bulursun kendini.
Ama bunun için sadece fizik gücü yetmez. Oyun bilgisi ister. Nerede duracağını, ne zaman risk alacağını, bire bir deneyeceğini, arkaya koşacağını bilmek gerekir. Bu turnuvada milli takımın en eksik kaldığı noktalardan, belki de en çok geliştirmesi gereken şeylerden biri de buydu. Avustralya da Paraguay da ne oynayacağı belli takımlardı. Kapanacaklarını biliyorduk. Böyle maçlarda yan pasla, geri pasla, bekleyerek çözüm bulamazsın. Birinin çıkıp bire bir araması, penaltı aldırması, rakibi bozması gerekir. Senin gibi oyuncuların değeri biraz da burada çıkar.
Şimdi tatil yapacaksın. Belki insanlar yine konuşacak. Yolda görenler bir şey söyleyecek. Ya da sosyal medyada bir şey önüne düşecek. Bunların hepsi olur. Çünkü burası Türkiye. Biz duygularını yoğun yaşayan bir milletiz.
Ama senin tutunacağın şey şu: Artık Dünya Kupası görmüş bir oyuncusun.
Bu kötü bir hatıra gibi durabilir. Ama doğru kullanırsan büyük bir tecrübeye dönüşür. Elendik diye yok olmayacağız. Sen de yok olmayacaksın. Bu takım bu sefer ne kadar başarısız olduysa da önümüzdeki turnuvalarda üstün başarı gelecektir.
Senin de tam tersine buradan daha güçlü çıkman gerekiyor. Eleştiriyi, kaçan fırsatları, kötü oyunu da bir kenara yaz. Sonra sahaya dön. Çünkü büyük oyuncuların farkı, iyi oynadıkları günlerde değil, kötü oynadıkları turnuvalardan sonra verdikleri cevapta belli olur. Şimdi Dünya Kupası görmüş Barış Alper olarak bu sene daha da fazlasını hedefin haline getireceksin, daha da üstüne koyacaksın.
Son olarak Barış; kendini asla saklama. Kendini eksiltme. Bir sonraki büyük maçta yine topu en çok sen iste. O ruhu yaşatmaya, bayrağı taşımaya devam et…