20 Nisan 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 20.04.2026 11:52 | Son Güncelleme: 20.04.2026 11:57

Apollo’dan Artemis’e: 58 yılda Dünya nasıl değişti?

1968’de çekilen “Earthrise” fotoğrafı insanlığın gezegenine bakışını değiştirmişti. 2026’da NASA’nın Artemis II ekibi benzer bir kare yakaladı. İki görüntü arasındaki farklar, iklim krizinin Dünya üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor
Apollo’dan Artemis’e: 58 yılda Dünya nasıl değişti?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

1968’de Apollo 8 görevi sırasında çekilen “Earthrise” (Dünya doğuşu) fotoğrafı, insanlığın gezegenine dair algısını kökten değiştirmişti. Aradan geçen 58 yılın ardından, NASA’nın Artemis programı kapsamında Ay’a gönderdiği astronotlar, bu kez “Earthset” (Dünya batışı) olarak adlandırılan yeni bir görüntü elde etti. İki fotoğraf, yalnızca uzay tarihinin sembolik anları değil; aynı zamanda Dünya’daki çevresel dönüşümün görsel kanıtı olarak değerlendiriliyor.

Apollo 8’in komutanı Frank Borman, Ay’ın arka yüzünü ilk gördüğünde yüzeyin renksiz ve çorak olduğunu ifade etmişti. Ancak uzay aracı yörüngede ilerlerken, Ay ufkunun üzerinden yükselen Dünya görüntüsü, mürettebat üzerinde derin bir etki yarattı. Astronot William Anders tarafından çekilen bu kare, kısa sürede tarihin en çok çoğaltılan fotoğraflarından biri haline geldi.

“Earthrise”, Dünya’nın uzaydaki kırılganlığını gözler önüne sererek çevre hareketlerini tetikledi. Bu etkinin somut sonuçlarından biri, 1970’te ilk kez kutlanan Earth Day oldu.

"Earthrise" (Fotoğraf: NASA)

Yeni kare: “Earthset”

2026 Nisan’ında gerçekleştirilen Artemis II görevi sırasında çekilen “Earthset” fotoğrafı, Ay’ın üzerinden bakıldığında Dünya’nın bu kez ufkun altına doğru indiği anı gösteriyor. Orion uzay aracından, yaklaşık yedi saat süren Ay geçişi sırasında çekilen görüntüde; okyanuslar, bulutlar ve gece-gündüz sınırı net biçimde seçilebiliyor.

Fotoğrafın kimin tarafından çekildiği açıklanmadı; ekip, görüntüleri bireysel değil kolektif üretim olarak sunmayı tercih etti.

58 yılda ne değişti?

Bilim insanlarına göre iki fotoğraf arasındaki fark, yalnızca estetik değil; gezegenin fiziksel dönüşümünü de yansıtıyor. Reading Üniversitesi’nden iklim bilimci Richard Allan, 1968’den bu yana atmosferdeki karbondioksit seviyesinin yaklaşık üçte bir oranında arttığını ve küresel sıcaklıkların en az 1°C yükseldiğini belirtiyor.

Bu süreçte insan faaliyetleri, Dünya yüzeyinin dokusunu da değiştirdi. Kentleşme genişledi, ormanlar tarım alanlarına dönüştürüldü ve Orta Asya’daki Aral Gölü, 1960’lardaki büyüklüğünün yüzde 10’undan daha azına geriledi.

Buzullar ve kutuplar alarm veriyor

Leeds Üniversitesi’nden buzul bilimci Benjamin Wallis, her iki fotoğrafta da görülebilen Antarktika bölgesine dikkat çekiyor. Antarktika Yarımadası, gezegenin en hızlı ısınan bölgelerinden biri. Son 58 yılda yaklaşık 28 bin kilometrekarelik buz sahanlığı çöktü.

British Antarctic Survey bilim direktörü Petra Heil ise hem kuzey hem güney yarımkürede deniz buzlarının ciddi biçimde azaldığını, kar örtüsünün daha geç oluşup daha erken eridiğini vurguluyor. Heil’e göre bu değişimlerin yüzde 90-95’i insan faaliyetleriyle ilişkili.

İnsan gözüyle çekilen görüntülerin etkisi

Günümüzde uydular Dünya’yı sürekli izlese de uzmanlar, insan tarafından çekilen fotoğrafların farklı bir anlam taşıdığını belirtiyor. Avrupa Uzay Ajansı’ndan Craig Donlon, astronotların kadraj seçimlerinin bilinçli ya da bilinçsiz duygusal bir bağ yarattığını ifade ediyor.

Bu bağ, Dünya’nın uzaydaki yalnızlığını ve kırılganlığını daha güçlü biçimde hissettiriyor.

1968’de çekilen Earthrise fotoğrafı, sanayi çağının yarattığı çevresel tahribatı görünür kılmıştı. Ancak uzmanlara göre o dönemde de kirlilik ciddi boyutlardaydı. Kathleen Rogers, o yıllarda Los Angeles’ta hava kirliliğinin görüş mesafesini düşürdüğünü ve bazı nehirlerin kirlilik nedeniyle alev aldığını hatırlatıyor.

Aradan geçen on yıllara rağmen, Apollo 8’in mirası güncelliğini koruyor. Frank Borman’ın sözleri bugün de aynı etkiyi yaratıyor: İnsanlık Ay’a ulaşmayı hedeflerken, en çok dikkatini çeken şey yine Dünya’nın kendisi oluyor.

Kaynak: Gazete Oksijen