Bilim insanları, dünyanın bilinen en büyük Tyrannosaurus rex iskeleti Scotty'nin kırık kaburgasını inceledi.
Araştırmada, dinozorun ölümünden önce yaşadığı bir yaralanmaya ait izler bulundu. Kaburganın içinde, kırığın iyileşmesi sırasında oluşan ve mineralize olmuş kan damarları keşfedildi. Bu yapılar, fosil kayıtlarında çok nadir görülüyor. Araştırmacılar, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'nda nötron görüntüleme yöntemini kullandı. Bu yöntem sayesinde fosile zarar vermeden kemiğin içi incelendi ve üç boyutlu görüntüler oluşturuldu.
Kan damarları fosilde nadiren korunuyor
Science Daily'e göre kan damarları gibi yumuşak dokular, fosilleşme sürecinde genellikle yok oluyor. Scotty'nin kaburgasında ise bu yapıların korunarak dinozorun yaralanma sırasında geçirdiği iyileşme sürecine dair bilgiler sağladı. Kaburga kırıldıktan sonra demir açısından zengin kan yaralı bölgeye ulaştı. İyileşme sırasında yeni kan damarları oluştu. Ancak Scotty, kırık tamamen iyileşmeden öldü.
Araştırmacılar, Scotty'nin daha sonra tuzlu bir bataklığa düştüğünü belirtiyor. Bu ortamın ayrışmayı yavaşlatması, kan damarlarının korunmasına yardımcı olarak günümüze ulaştırmış. Scotty'nin kalıntıları, Saskatchewan'daki Frenchman River Vadisi'nde bulundu. Bölge, Kuzey Amerika'nın en önemli dinozor fosili alanları arasında yer alıyor.
X-ray taramaları ilk ipuçlarını verdi
Çalışma 2020 yılında başladı. Saskatchewan Üniversitesi öğrencisi olan Jerit Mitchell, Scotty'nin kaburgasında kan damarlarına ait izleri tespit etti. Araştırmacılar ilk olarak Kanada Işık Kaynağı'nda mikro-BT taraması yaptı. X-ray tabanlı bu yöntem, kaburganın kesilmiş bölümlerinde fosilleşmiş yumuşak dokunun bulunduğunu kanıtladı. Ekip daha sonra farklı X-ray teknikleri ve mikroskopi yöntemlerini kullanarak iyileşme süreci ile korunmuş fosil dokuların daha ayrıntılı inceledi.
Araştırma başka fosillere de uygulanacak
Araştırmacılar, elde edilen verileri incelemeye devam ediyor. Ekip, nötron görüntüleme yöntemini başka fosiller üzerinde de kullanmayı planlıyor. Bilim insanları ayrıca farklı türlerdeki yaralanma ve iyileşme izlerini karşılaştırmak istiyor. Bu çalışmaların, fosillerde korunan hastalık ve yaralanma izlerinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması bekleniyor. Araştırmacılar, müze ve bilimsel koleksiyonlarda milyonlarca yıllık geçmişe dair henüz keşfedilmemiş bilgileri taşıyan çok sayıda fosil bulunduğunu belirtiyor.
