04 Ekim 2022, Salı
Haber Giriş: 30.07.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:16

4 kişiden biri aşı karşıtı

Türkiye’de her 4 kişiden biri aşı olmadı. Bu rakam çok manidar. Çünkü 1 yıl önce IPSOS’un dünya genelinde yaptığı ankette Türklerin hemen hemen aynı oranda aşıya mesafeli olduğu ortaya çıkmıştı. Yani aşı olmak isteyenler zaten oldu, geriye şüpheciler kaldı. Sadece biz değil, tüm dünya bu kritik eşiği aşmanın yolunu arıyor
4 kişiden biri aşı karşıtı
Editör Editör

Dünyanın en saygın araştırma kuruluşları arasında yer alan IPSOS, geçen yılın Ağustos ayında 27 ülkede 20 bin kişiyle çok önemli bir anket yaptı. Dünya Ekonomi Forumu’nda açıklanan ankette “Eğer Covid’in aşısı bulunursa olur musunuz?” sorusu soruldu. Türkiye’de halkın yüzde 16’sı “Olmayı tercih etmem”, yüzde 14’ü ise “Kesinlikle olmam” yanıtı verdi. Yani yüzde 30’luk bir kesimin aşı konusunda dirençli olduğu görüldü. 80 milyonla bu oranı çarptığımızda bu rakam hemen hemen bulunduğumuz noktaya işaret ediyor. Günde 1.5 milyonu bulan aşılamanın yeniden 100 binlere kadar düşmesinin nedeni, aşı olmak isteyen herkesin olup geriye sadece aşıya tavırlı olanların kalmış olması olabilir. 

Dünyada ‘olurum’ diyen yüzde 74

IPSOS’un dünya sonuçları da Türkiye’den çok farklı değil. Dünya genelinde “aşı olurum” diyenlerin oranı yüzde 74’te kalıyor. Fransa, Polonya, Macaristan, İtalya gibi ülkelerde aşı karşıtlarının oranı yüzde 40’ların bile üzerinde. Durum böyle olunca hiçbir ülke aşılamada istenilen düzeye ulaşamıyor. Bunun için de aşının zorunlu tutulması tartışmaları alevlenmiş durumda. 

Fransa, Yunanistan, İtalya’da protesto

Fransa’da sağlık sektörü çalışanları için zorunlu hale getirilen aşının, konser, cafe, restoran, toplu taşıma ve 50’den fazla kişinin bulunduğu yerlere girişte şart koşulması kararlaştırıldı. Ancak ülkede haftalardır tam bir isyan dalgası var. Cumhurbaşkanı Macron’u “diktatör” olmakla suçlayan on binler “Aşı olmak istemiyoruz” diye polisle çatışıyor. Buna karşılık Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran, halkın yüzde 90-95’inin aşılanması halinde günlük vaka sayısının 20 bin değil 300’lerde kalacağını söyleyerek halkı aşı olmaya çağırdı. Yunanistan’da aşının sağlık çalışanlarına zorunlu kılınmasının ardından şimdi de normal vatandaşlara zorunlu olması tartışılıyor. Tartışma sürerken binlerce kişi sokaklara döküldü. Benzer bir durum Avustralya’da da var. Aşı olmak istemeyen, maske takmayı reddedenler sokaklarda.  İtalya’da kapalı alanda yemek yemek ya da spor salonuna gitmek isteyenler, aşı olduklarına dair “Yeşil Paso” göstermek zorunda. 6 Ağustos’tan itibaren müze, yüzme havuzları, spor salonları ve hatta açık havadaki konser ve etkinliklere de sadece aşı olanlar gidebilecek. Roma, Napoli, Turin ve Milano’da binlerce kişi tepki için maskesiz gösteriler düzenledi. Eylemciler Nazi toplama kamplarında Yahudilere takılan sarı yıldızlardan takarak hükümeti protesto etti.

Aşı karşıtları neden bu kadar etkili?

Bu soruyu masaya yatıran New York Times gazetesine göre milyonlar, korku ve panik havası yaratan videolara inanmayı, sağlık otoritelerinin sönük ve pasif aşı kampanyalarına tercih ediyor. Sadece ABD’de değil tüm dünyada aşı karşıtı internet siteleri ve sosyal medya gruplarının sayısında adeta bir patlama var. Teknolojiyi kullanarak aşıya güvenen insanların bile aklında soru işaretleri yaratacak paylaşımlar hazırlıyorlar. ABD’de Cumhuriyetçiler başta olmak üzere Batılı ülkelerde popülist ve muhafazakar siyasetçilerin de desteğiyle geniş bir kitleye hitap etme olanağı buluyorlar. Karşılarında ise her gün aşı karşıtı mesajlarla bombardımana tutulan, sözleri sönük kalan bilim insanları ve sağlık otoriteleri var. New York Times gazetesine göre milyonlar, korku ve panik havası yayan aşı karşıtı videolara inanmayı, sağlık otoritelerinin sönük ve pasif kalan aşı kampanyalarına tercih ediyor. Oysa uzmanlara göre aşının insanlık için değerini anlatan kampanyalar da en az aşı karşıtlarının mesajları kadar agresif ve cesur olmak zorunda. Çünkü ortada insan hayatı var. 

Düz dünyacılar gibi

İnternette aşı karşıtı web sitelerini izleyen İngiltere Merkezli Institute of Strategic Dialogue düşünce kuruluşundan Aoife Gallagher’a göre, aşı karşıtlarının büyük çoğunluğu kendilerinin sıradan insanlara göre olaylara daha eleştirel baktığını düşünüyor. Ancak bu, düz dünyacılar veya küresel ısınma inkarcıları gibi, açık gerçeklere itiraz ederek farklı olma çabasından öteye gidemiyor. Bu kişiler görüşleriyle alay edildiğinde, hakaretlere maruz kaldıklarında mesajlarını daha da sertleştirip savundukları yanlışlara daha da bağlanıyorlar. Mesajlar sertleştikçe hitap ettikleri kitleler, aşıdan daha da uzaklaşıyorlar. 

‘Aşı karşıtlarıyla baş etme’ rehberi

Dünya Sağlık Örgütü, aşı karşıtlığını 2019’da toplum sağlığı önündeki en büyük 10 tehdit arasında göstermiş, “Sesleri yüksek çıkan aşı karşıtlarına nasıl yanıt verilmeli?” başlığını taşıyan 53 sayfalık bir kitapçık yayınlamıştı. Oksijen’in incelediği bu kitapçıkta yer alan uyarılar şöyle:

Aşı karşıtlarının özellikleri

  • Bilimsel gerçekleri eğip bükerler. 
  • Argümanlarını desteklemeyen rakamsal sonuçları reddederler. 
  • Açık tartışmalardan kaçınırlar, eleştirilere karşı çok serttirler. 

Nasıl konuşmalısınız?

  • Aşının hem bireysel hem toplumsal faydaları net şekilde ortaya konmalı. 
  • “Biz anne-babalar” gibi ifadelerle kapsayıcı bir dil kullanılmalı. 
  • Bilim dünyasında aşı konusundaki konsensus tartışmasız ortaya konmalı.  
  • Aşı karşıtı argümanlar tekrarlanıp değer kazandırılmamalı. 
  • Karşıt grupların motivasyonu sorgulanmamalı, ana mesaja odaklanılmalı. 
  • Aşıyla ilgili anahtar mesajlar tekrar tekrar anlatılmalı. 
  • Aşı kadar ciddi bir konuda işe espri ve mizah katılmamalı. 
  • Yahudilere Tevrat’tan bir başkasının hayatını kurtarmanın önemi anlatılabilir. Hristiyanlara nesillerin korunması prensibi hatırlatılmalı. Müslümanlara ise hayatı korumanın, toplumsal zararı engellemenin değerini anlatan ayetler gösterilebilir. 

İşverenler aşıyı zorlayabilir mi?

ABD’de işyerlerinde çalışanlara aşı zorunluluğu getirilip getirilemeyeceği tartışması yaşanıyor. Özellikle siyahi Amerikalılar’ın yüzde 42’sinin aşı olmayı reddettiğine yönelik Pew anketi, tüm işyerlerine sadece aşılı kişilerin çalışmasına izin verilmesi düşüncesini beraberinde getirdi. New York Times’a göre bu durum Starbucks, Uber, Wallmart gibi büyük firmalarda hem çalışanların tümüne hem de müşterilere güven vermesi açısından çok faydalı bir uygulama olabilir. Peki hukuki olarak şirketler “aşısızsan benimle çalışamazsın” diyebilir mi? 1905 yılında alınan bir Yüksek Mahkeme kararına göre kişilerin kendileri dışındakilere zarar vermesini engellemek için aşı zorunlu kılınabiliyor. Ancak bazı hukukçular günümüzde kullanılan aşılara “acil kullanım izni” verildiğini gerekçe göstererek bu kararın kapsamına girmeyebileceğini savunuyor. Şirketler ise bu konuda karar almakta aceleci değil. 

Delta’yı ilk fark eden Hintli öğrenci

Mart ayında Hindistan’da vaka sayıları büyük artış gösterirken Yeni Delhi’deki Biyoloji Enstitüsü’nde doktorasını yapmakta olan 3’üncü sınıf öğrencisi Bani Jolly, virüsün genetik kodlarını incelemek için bilgisayarının başına geçti. O dönemde İngiliz (Alfa) varyantının Hindistan’da da etkili olduğu düşünülüyordu. Ancak Jolly, Hindistan’ın dört bir yanından gelen binlerce virüs örneğinde Alfa varyantından çok farklı ve tehlikeli mutasyonlar tespit etti. Hatta bunlardan ikisi, bu yeni varyantı daha önce görülen tüm örneklerinden daha tehlikeli ve bulaşıcı hale getirecek mutasyonlardı. Jolly hemen ensitüdeki hocalarıyla bulduğu sonuçları paylaştı. Hindistan genelindeki diğer laboratuvarlarla iletişime geçilerek bu çok tehlikeli virüs ortaya çıkarıldı. Şimdi biz o varyantı delta adıyla biliyoruz.