17 Nisan 2024, Çarşamba
Haber Giriş: 19.07.2022 16:19 | Son Güncelleme: 19.07.2022 17:17

21. yüzyılın en büyük silahı gıda olabilir

Rusya, Ukrayna tahılını ablukaya alarak dünyada gıda jeopolitiğini öne çıkardı. Rusya Devlet Başkanı Putin'in kararları, birçok gelişmekte olan ülkeyi zor durumda bırakarak, gıda ve tarımın silah olarak kullanılabilecek büyük bir güç olduğunu gösterdi
21. yüzyılın en büyük silahı gıda olabilir

Ukrayna'nın içinde yer aldığı zor durum tarımsal güvensizliğin jeopolitik kargaşayı kışkırtmak için nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden yönetiminin, her sene Kongreye göndermesi gereken Ulusal Güvenlik Strateji belgesini, Ukrayna'daki savaştan çıkarılacak dersleri hesaba katarak yeniden yazdığı bildiriliyor. Bu belge genelde devlet ve diplomasi konularına odaklanıyor, ancak bu yıl ele alması gereken bir konu daha eklendi: Gıda.

Ukrayna’daki çatışmalar gıda jeopolitiğini manşetlere taşıyor, çünkü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, açlığı Kiev’e ve dünyanın çoğuna karşı bir silah olarak kullanıyor. Putin, jeopolitik güvensizliğin nasıl gıda güvensizliğine yol açabileceğine dair bir ders veriyor, bu da dünya genelinde birçok sorunu daha da kötü hale getirebilir.

 Açlık sınırındaki insan sayısı 10 kat arttı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün yakın tarihli bir raporu üzücü sonuçlar ortaya çıkarıyor. Dünyada yetersiz beslenen insan sayısı Covid-19 salgını nedeniyle, 2019-2021 yılları arasında 150 milyon civarında arttı. 2020’de orta ve şiddetli gıda güvensizliği kabaca önceki beş yılın toplamı kadar arttı.

Yaklaşık 3,1 milyar insanın sağlıklı beslenmeye gücü yetmedi. Bazı tahminlere göre açlık sınırındaki insan sayısı 2019'dan bu yana on kat arttı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü raporda, açlıkla mücadelede  “Bu yılki rapor, dünyanın geriye gittiğine dair devam eden şüpheleri ortadan kaldırmalı" ifadelerini kullansa Ukrayna’daki savaş, bu durumu karıştırdı.

 Rusya dünya çapında milyonlarca insanı besleyen Ukrayna tahılını ablukaya aldı ve özellikle Orta Doğu ve Afrika gibi gelişmekte olan bölgeleri zor durumda bıraktı. Batı tarafından uygulanan yaptırımlar, küresel müşterilerin Rus gübresi satın almasını zorlaştırdı. Enerji ve nakliye maliyetlerindeki artış da gıda fiyatlarını yükseltiyor.

Putin kendi siyasi amaçları için kullanıyor

Dünya Gıda Programı, 2022 yılında 47 milyon insanın daha ağır gıda güvensizliğine düşebileceğini tahmin ediyor, bu da sağlıklı ve üretken bir yaşam sürmek için yeterli gıda alamadıkları anlamına geliyor. Destek ve yardımın Ukrayna’ya yönlendirmesiyle Somali, Yemen, Sudan ve diğer ülkelerde açlıktan ölümler artıyor.

Ekonomist Amartya Sen'e göre kıtlık, siyasi patolojilerin bir ürünüdür. Ancak Putin açlığı kendi siyasi amaçları için kullanıyor. Rusya, Kiev'in destekçilerini sonunda mücadeleden ve savaştan bıktıracak küresel kargaşa dalgaları yaratarak, Ukrayna'yı uluslararası destekçilerinden izole etmeyi hedefliyor.

Rus diplomatlar Karadeniz ticaretinin yeniden açılmasına yönelik müzakerelere yapıcı bir şekilde katılıyormuş gibi davranıyor olabilirler. Ancak, Putin bu müzakerelerin başarılı olmasını dilemiyor, çünkü bu durum onu en güçlü kozlarından birinden mahrum bırakıyor.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki yoğun açlık, Avrupa'nın siyasetini daha da altüst edecek ve iç bölünmelerini şiddetlendirecek mülteci akışlarına yol açabilir. Gıda kıtlığı, radikal grupların sömürebileceği bir sefalete neden olabilir ve  şiddet ve istikrarsızlığı tetikleyebilir.

Örneğin, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Sri Lanka hükümetinin düşmesine neden olan gıda kıtlığından Rus politikasını sorumlu tuttu. Putin'in stratejisi sonunda başarılı olabilir ve Kiev'i daha az destekleyen ülkelerin Ukrayna'dan tavizler talep etmesine neden olabilir. Ancak, Washington ve diğer Batı ülkeleri Putin'in Karadeniz ablukasını zorla kırmaya kışkırtarak, felaketle sonuçlanabilir. Ya da, dünyamızda sadece daha fazla siyasi ve strateji problemlerine yol açabilir.

"Gıda güvenliği yoksa dünya düzeni de yok"

Gıda ve jeopolitik, ilk kez bu kadar problematik bir şekilde etkileşime girmiyor. 1917’de ki Rus Devrimi, Birinci Dünya Savaşı'nın yetersiz demiryolu sistemine aşırı yük bindirdiği ve aynı zamanda öfkeli bir nüfusu beslemeyi imkansız hale getirdiği bir dönemde yer aldı. Bu devrim Rusya’yı savaştan çıkardı; aynı zamanda, 20. yüzyılın tarihin en kanlı yüzyılı yapan, komünizm ideolojisini başlattı. Sonraki yüzyıla yaklaşırken Arap Baharı, kısmen artan gıda fiyatları nedeniyle meydana geldi ve kitlesel huzursuzluklara neden oldu.

Gıda güvensizliği ve uluslararası güvensizlik birlikte giden kavramlardır. John Hopkins Üniversitesi'nde Gıda Politikası ve Etik Profesörü olan Jessica Fanzo yazdığı gibi, “Gıda güvenliği yoksa, dünya düzeni de yok”

Hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların sorunu hafifletmek için yapabilecekleri şeyler var: Mesela tarımsal verimi artırmak, sağlıklı beslenme için gerekli olan gıdaların üretimine öncelik vermek, yoksullar için acil durum desteğini güçlendirmek ve etkilenen nüfuslara daha fazla uluslararası yardım yönlendirmek.

ABD, Ukrayna'nın tahıl ihracatını komşu ülkeler ve ardından da yurtdışına göndermek için kara ve nehir rotalarını kullanarak artırmaya çalışıyor. Ancak bu durum, muhtemelen Ukrayna tahılının bir kısmını serbest bırakabilir.

 Ukrayna'daki sorunun kökü teknokratik değil, jeopolitik: Rusya, komşusunu izole ederek ve ardından fethetme umuduyla ilerleyerek, dünyanın gıda kaynaklarını sıkıştırıyor. ABD ve diğer önde giden demokrasiler, bu sorunun nasıl çözüleceğini henüz bulabilmiş değiller, bu da dünyamızda gıda ve çatışmanın giderek daha fazla etkileşime gireceğinin bir göstergesi olabilir.

(Kaynak: Bloomberg)