24 Ağustos 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 24.08.2026 08:54 | Son Güncelleme: 24.08.2026 09:32

Almanya’da AfD'ye karşı “B planı": Berlin, aşırı sağın zaferini nasıl engelleyeceğini tartışıyor

İç istihbarat bilgileri olmak üzere hassas devlet verilerinin korunmasından mali yardımların sınırlandırılmasına kadar Berlin’de AfD yönetimini nasıl sınırlayabileceğine ilişkin dört seçenek tartışılıyor
Almanya’da AfD'ye karşı “B planı": Berlin, aşırı sağın zaferini nasıl engelleyeceğini tartışıyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Almanya’da ana akım partilerin yıllardır uyguladığı ve AfD’yi hükümetlerden uzak tutan siyasi “güvenlik duvarı” aşılmak üzere.

6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’ta yapılacak eyalet seçimlerinde AfD’nin büyük bir zafer kazanması bekleniyor. Parti eyalet parlamentosunda mutlak çoğunluğu elde ederse, AfD’nin eyalet teşkilatının lideri Ulrich Siegmund başbakan olabilir. Bu gerçekleşirse AfD, 2013’te kurulmasından bu yana ilk kez bir eyalet hükümetinin başına geçmiş olacak. Politico’ya göre bu, Alman siyasi sistemi açısından tarihi bir kırılma anlamına gelecek.

Siegmund’un başbakan olması halinde karşılaşacağı ilk sembolik görevlerden biri de eyalet başbakanları konferansının dönüşümlü başkanlığını üstlenmek olacak. Bu görev kapsamında Berlin’de Başbakan Friedrich Merz ile birlikte basının karşısına çıkması gerekecek. Merz daha önce AfD’nin Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 1949’dan bu yana aldığı temel kararları sorguladığını söylemişti. Ancak Almanya’nın federal yapısı, AfD yönetimindeki bir eyalet ile federal hükümet ve diğer eyaletler arasında belirli düzeyde işbirliğini zorunlu kılıyor.

Politico’nun federal ve eyalet hükümetlerindeki yetkililerle yaptığı görüşmelere göre Berlin’de en büyük kaygılardan biri, AfD’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetimiyle yakın ilişkileri nedeniyle istihbarat bilgilerinin güvenliği. Thüringen İçişleri Bakanı Georg Maier, AfD’nin Moskova ile “iyi kanallara” sahip olduğunu savunarak, partinin Saksonya-Anhalt’ta başbakan çıkarması halinde “Kremlin’de şampanya şişelerinin patlayacağını” söyledi.

Putin'le yakın ilişkiler yüzünde hassas toplantılar AfD’siz yapılabilir

Berlin ve bazı eyalet başkentlerinde AfD hükümetini sınırlamak için tartışılan ilk seçenek, özellikle güvenlik ve istihbarat konularında ek ve gayriresmî toplantılar düzenlemek. Almanya’daki 16 eyaletin bakanları düzenli olarak çeşitli konferanslarda bir araya geliyor. İçişleri bakanlarının toplantıları da istihbarat ve güvenlik açısından en hassas başlıklardan bazılarını ele alıyor.

Tartışılan modele göre, resmi toplantılar devam ederken özellikle hassas konular için yalnızca diğer 15 eyaletin içişleri bakanlarının katıldığı ayrı toplantılar yapılabilir. Böylece AfD yönetimindeki Saksonya-Anhalt temsilcisi bu görüşmelerin dışında bırakılabilir. Anayasa hukuku uzmanı Christoph Degenhart, böyle bir uygulamanın mümkün olabileceğini ancak ne kadar sürdürülebileceği ve mahkemeler tarafından kabul edilip edilmeyeceğinin belirsiz olduğunu belirtti.

İstihbarat bilgilerine “duvar” çekilmesi

İkinci seçenek, AfD yönetimindeki eyaletin hassas istihbarat bilgilerine erişiminin sınırlandırılması. Thüringen İçişleri Bakanı Maier, özellikle AfD’nin eyalet içişleri bakanlığını yönetmesinin ciddi risk yaratabileceğini söyledi. Ona göre, bir eyaletin Almanya’nın iç istihbarat ağından tamamen çıkarılması kamu güvenliği açısından mümkün değil. Bunun yerine ortak bilgi sistemlerinde bazı bilgilere erişimi engelleyecek “duvarlar” oluşturulabilir.

Maier, özellikle aşırı sağ ve casuslukla ilgili istihbaratın AfD’den uzak tutulabileceğini savundu. AfD’nin Saksonya-Anhalt teşkilatı ise Rusya ile yakın ilişki iddialarını reddetti. Parti sözcüsü Patrick Harr, AfD’nin Moskova ile “kırmızı telefonu” olmadığını ve iktidara gelmesi halinde hassas bilgilerin sorumluluğunu anlayacağını söyledi.

Almanya’daki endişenin arkasında Avusturya örneği de bulunuyor. Yeşiller Partili milletvekili Konstantin von Notz, aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi’nin (FPÖ) 2017’de hükümete girmesinin ardından yaşananları hatırlattı. FPÖ’nün içişleri bakanlığını kontrol ettiği dönemde Avusturya’nın iç istihbarat teşkilatına baskın düzenlenmiş ve müttefik ülkelerden gelen bilgiler dahil hassas veriler ele geçirilmişti. Sonrasında Batılı istihbarat servisleri Avusturya ile gizli bilgi paylaşımını sınırlamıştı. Von Notz, benzer bir durumun Almanya’da yaşanması halinde İngiltere, ABD, Polonya ve Ukrayna gibi ülkelerin Berlin ile istihbarat paylaşımını kesebileceği uyarısında bulundu.

Mali yardımların kesilmesi gündemde

Tartışılan üçüncü seçenek ise Saksonya-Anhalt’a yapılan mali transferlerin sınırlandırılması. Almanya’nın mali denkleştirme sistemi, daha zengin eyaletlerden daha yoksul eyaletlere kaynak aktarılmasını sağlıyor. Saksonya-Anhalt bu sistemden uzun süredir yararlanıyor. Eyalet, 2025’te yaklaşık 2,8 milyar euro aldı; bu miktar eyalet bütçesinin yaklaşık beşte birine denk geliyor.

AfD içinde, bu ödemelerin azaltılması veya durdurulmasının gerçek bir risk olduğu düşünülüyor. Ancak Baden-Württemberg Maliye Bakanı Danyal Bayaz, mali denkleştirme sisteminin anayasal güvence altında olduğunu ve siyasi koşullara göre kolayca değiştirilemeyeceğini söyledi. Buna karşın Bayaz, bir eyalet hükümetinin hukuk devleti ilkelerini sorgulaması halinde federal hükümet ve diğer eyaletlerle güven ilişkisinin, dolayısıyla mali işbirliğinin de etkilenebileceğini belirtti.

“Nükleer seçenek”: Federal hükümet eyalete müdahale edebilir

Dördüncü ve en sert seçenek ise Almanya Anayasası’nın 37. maddesinde yer alan “Bundeszwang”, yani federal zor kullanma yetkisi. Bu mekanizma, federal hükümetin Bundesrat’ın onayıyla bir eyaletin anayasal ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak için gerekli önlemleri almasına olanak tanıyor.

Söz konusu yetki bugüne kadar hiç kullanılmadı. Politico’nun görüştüğü isimler arasında da bunu seçim öncesinde açıkça gündeme getiren olmadı. Ancak AfD çevresindeki aşırı sağcı düşünürler, federal müdahaleyi uzun süredir olası bir senaryo olarak değerlendiriyor. Örneğin AfD yönetimindeki bir eyaletin sığınmacıların temel ihtiyaçlarını karşılamaması halinde Berlin’in bağlayıcı talimatlarla müdahale edebileceği ve gerekirse eyalet makamlarına talimat verme yetkisine sahip bir federal komiser görevlendirebileceği belirtiliyor.

Asıl risk AfD’nin iktidara gelmesi olabilir

Ancak Almanya’daki siyasi aktörlerin önündeki sorun yalnızca AfD’yi nasıl sınırlayacakları değil. Bu adımların, partinin yıllardır kullandığı “siyasi sistem bizi iktidara geldiğimizde bile kabul etmiyor” söylemini güçlendirme riski bulunuyor. Temmuz ayında yapılan temsili bir ankette Almanların yalnızca yüzde 42’si, Sosyal Demokratlar ve CDU’nun AfD ile işbirliğini reddetmesini doğru buldu. Başka bir ankette ise AfD’yi dışlama stratejisine verilen destek 2025 başındaki yüzde 54 seviyesinden yüzde 46’ya geriledi.

Bu nedenle ana akım partiler açısından hiçbir olağanüstü önlem almamak da bir seçenek olarak görülüyor. AfD yıllardır muhalefetteyken rakiplerinin hatalarını siyasi malzemeye dönüştürerek güç kazandı ancak hiç hükümet yönetmedi. İktidara gelmesi halinde parti, bu kez kendi yönetimindeki başarısızlıklar ve iç çatışmalarla karşı karşıya kalabilir. AfD’ye yakın bazı isimler de bunun farkında. Aşırı sağcı yayıncı Götz Kubitschek, partinin iktidara gelmesi halinde “en başarılı öğrenciler gibi” hazırlanması gerektiğini söylerken, AfD’ye yakın başka bir isim olan Benedikt Kaiser ilk 90 günde halkta korku yaratmayacak bir yönetim anlayışı izlenmesi gerektiğini savundu.

Kaynak: Gazete Oksijen