AB’nin Giriş/Çıkış Sistemi (Entry/Exit System – EES), Schengen bölgesine gelen AB dışı ülke vatandaşlarının parmak izlerini ve yüz görüntülerini kaydediyor. Sistem bir yıl önce kademeli olarak devreye alınmaya başladı ve nisan ayından itibaren Schengen bölgesinin tüm dış sınır geçişlerinde tam kapasiteyle çalışmaya başladı.
Ancak uygulama, özellikle yaz aylarında birçok havalimanında uzun bekleme sürelerine neden oldu. Bazı ülkeler yoğun dönemlerde sistemi geçici olarak devre dışı bıraktı. Belçika’daki Brüksel Zaventem Havalimanı’nda ise yolcular geçen ay beş saate varan kuyruklarda beklemek zorunda kaldı.
Brunner, üye ülkelerin sistem için hazırlanmak üzere yeterli zamana sahip olduğunu belirterek, “Üye devletlerin bu sisteme hazırlanmak için yeterli zamanı vardı. Sistemi kabul ettiler. Bu bir güvenlik meselesi. Çalışması gerekiyor. Üye devletlerin üzerlerine düşeni yapması gerekiyor” dedi.
Komisyonun sınır ajansı Frontex aracılığıyla destek ve uygulama için mali kaynak sağladığını söyleyen Brunner, sorunların bir sonraki tatil yoğunluğundan önce çözüleceğine güvendiğini ifade etti.
Belçika hükümeti havalimanını işaret etti
Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin’in sözcüsü ise Brunner’ın eleştirilerine karşı çıktı. Sözcü, bakanlığın sorumluluğunun, Brüksel Havalimanı şirketinin sağladığı altyapıda görev yapacak yeterli sayıda polis memurunu görevlendirmek olduğunu söyledi.
Sözcüye göre polis, geliş terminalindeki 12 kontrol noktasında tam kadroyla görev yapıyor. Ancak havalimanı saatte yalnızca 500 ila 600 Schengen dışı yolcuyu işleyebiliyor. Yoğun günlerde sabah 06.00 ile 10.00 arasında yaklaşık 3 bin 500 yolcu gelebiliyor. Belçika İçişleri Bakanlığı, mevcut altyapının bu talebi karşılayamadığını ve havalimanı şirketinin önemli değişiklikler yapması gerektiğini savundu.
Brüksel Havalimanı ise taraflar arasındaki sorumluluk tartışmasına doğrudan yanıt vermedi. Şirket, gecikmeleri azaltmak için tüm tarafların birlikte çalıştığını; yeni elektronik geçiş kapılarının ve ön kayıt kiosklarının test edildiğini, daha fazla polis memurunun eğitildiğini açıkladı. Ek altyapı ihtiyacının da değerlendirildiği belirtildi.
Sistem 230 milyon giriş ve çıkışı kaydetti
Brunner, EES’nin yaklaşık 1.500 sınır noktasında 230 milyona yakın giriş ve çıkış kaydettiğini söyledi. Sistemin verilerine göre yaklaşık 80 bin kişinin AB’ye girişi reddedildi. Bu kişilerden 2 bininin terörizm veya organize suç gibi faaliyetlerle bağlantıları nedeniyle güvenlik tehdidi olarak değerlendirildiği belirtildi.
Brunner, sonuçların sistemin işe yaradığını gösterdiğini savunarak EES’yi dünyanın en modern sınır yönetim sistemi olarak nitelendirdi.
Ceuta krizi AB’nin göç politikasını gündeme taşıdı
Brunner’ın karşı karşıya olduğu bir diğer önemli sınav ise yaz aylarında Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya on binlerce kişinin geçmesiyle yaşanan göç krizi oldu. Kriz, İspanya ve AB açısından gündemdeki yerini koruyor.
Madrid yönetimi başlangıçta sınırı geçenlerin neredeyse tamamının birkaç gün içinde Fas’a döndüğünü açıklamıştı. Ancak Ceuta’da binlerce kişi kaldı. Yerel makamlara göre geçen hafta Trampolín Plajı’ndaki kamp alanı boşaltıldığında bölgede 3 binden fazla kişi bulunuyordu. Bunlardan 1.200’den fazlası, sığınma başvurularının incelenmesi sürecine girmek yerine gönüllü olarak Fas’a dönmeyi tercih etti.
Binlerce kişinin yüzerek Ceuta’ya ulaşmasını gösteren görüntüler, aşırı sağcı siyasetçiler tarafından daha sert göç politikaları talebiyle kullanıldı. Göç meselesi İspanya’da seçim gündeminin önemli başlıklarından biri haline gelirken Başbakan Pedro Sánchez üzerindeki baskı da arttı.
Brunner, Ceuta’daki olayların AB’nin ani göç hareketlerine karşı daha hazırlıklı olması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Komisyonun önerileri arasında ortak ülkelerle işbirliğinin güçlendirilmesi, dış sınırların korunması, erken uyarı sistemleri kurulması ve insan kaçakçılığı ağlarıyla mücadele yer alıyor.
Frontex’in yetkileri genişletilmek isteniyor
Avrupa Komisyonu, Frontex’in daha hızlı görevlendirilebilecek personelden oluşan daimi kadrosunu güçlendirmeyi, AB dışındaki ülkelere geri gönderme süreçlerindeki rolünü artırmayı ve sınır izleme kapasitesini genişletmeyi önerdi. Plan kapsamında ajansın, ortaya çıkabilecek göç hareketlerini erken tespit etmek amacıyla sosyal medyayı izlemesi de öngörülüyor.
Brunner, düzenlemelerin ülkeleri istemedikleri Frontex operasyonlarını kabul etmeye zorlamayacağını belirtti. Plan, sınır acil durumlarında AB desteği sağlanmasını öngörürken dış sınırların korunmasına ilişkin sorumluluğu üye ülkelerde bırakıyor.
Yunanistan ve bazı diğer ülkeler, büyük ölçekli göç hareketleri sırasında sığınma başvurularının askıya alınabilmesini istiyor. Brunner, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in talep ettiği acil durum müdahale çerçevesi üzerinde ilerlemeye kararlı olduğunu söyledi. AB liderleri, bu hafta Brüksel’de düzenlenecek zirvede somut adımları ele alacak.
Brunner, Ceuta’da yaşananlar gibi kitlesel hareketlerin AB’ye karşı organize edilip bir baskı aracına dönüştürülebildiğini savunarak Birliğin bu tür durumlara daha hızlı ve esnek yanıt vermesini amaçladıklarını belirtti.
AB ayrıca Avrupa’ya düzensiz göçü azaltmak için ortak ülkelerin sınırlarını korumasına destek vermeyi planlıyor. Brunner, bu kapsamda pazartesi günü Bangladeş ve Pakistan’a giderek göç alanındaki işbirliğini güçlendirmeyi hedeflediğini açıkladı.
Kaynak: Gazete Oksijen

