25 Eylül 2022, Pazar
Haber Giriş: 14.05.2021 06:00 | Son Güncelleme: 17.09.2022 03:37

Çatışmaların işaret fişeğini Osmanlı tapuları ateşledi

Kudüs’te son çatışmaların fitilini yakan Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde Filistinlilere ait 6 evin boşaltılmaya çalışılması oldu. Filistinli aileler ellerindeki Osmanlı tapularıyla İsrail mahkemesine direniyor. İsrail ise mahallenin Abdülhamit döneminde el değiştirdiğini iddia ediyor
Çatışmaların işaret fişeğini Osmanlı tapuları ateşledi
Editör Editör

Dünya yaklaşık bir haftadır Kudüs’ten gelen dehşet görüntülerine tanık oluyor. İsrail ordusu Doğu Kudüs’te Filistinliler’in üzerine bomba yağdırırken, Hamas da Tel Aviv başta olmak üzere birçok İsrail şehrine yüzlerce füze attı. Peki neden bir anda bu olaylar patlak verdi? Tüm bu yaşananlar için işaret fişeğini yakan olay, ellerinde Osmanlı ve Ürdün döneminden kalma tapular olan Filistinliler’in İsrail hükümeti tarafından Şeyh Cerrah mahallesindeki evlerinden çıkarılmak istenmesi oldu. İsrail Yüksek Mahkemesi 40 yıla yakın hukuk kavgasında Türkiye’den getirtilen Osmanlı tapularını geçersiz kılan kararını açıklayacak ve Filistinli 38 aile yaşadıkları evlerden çıkarılacaktı. Oksijen bu davanın perde arkasında yaşananları sizin için araştırdı.  İsrail’in 1967’de kurulmasından bu yana Müslümanların çoğunlukta olduğu Doğu Kudüs ve 3 dinin en önemli merkezlerine ev sahipliği yapan Haremüşşerif ve Tapınak Dağı bölgesinin yönetimi, üzerinde en çok tartışma yaşanan unsurlardan. İsrail yönetimi Kudüs’ü bölünmez başkenti kabul ediyor. Filistinliler ise olası bir iki devletli çözümde kurulacak Filistin Devleti’nin başkenti olarak Doğu Kudüs’ü görüyor. Durum böyle olunca Filistinliler için Doğu Kudüs’teki varlıklarını koruyabilmek hayati öneme sahip. Bunun için de sahip oldukları en önemli kanıt, Osmanlı ve Ürdün yönetimlerinde elde ettikleri tapu belgeleri. Ancak İsrail, “Ben 1967’de burada yeni bir devlet kurdum ve daha önce alınan tapular beni bağlamaz” diyor.   Son olaylar da işte tam bu tartışmanın merkezinde yer alan Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesinde patlak verdi. Yaklaşık 1000 Filistinli’nin yaşadığı bu mahalle ile ilgili hukuki mücadele 1970’lerden bu yana devam ediyordu. 

Osmanlı arşivlerinde satış kaydı yok

İsrailli yerleşimcilere göre bir hahamın mezarı etrafına kurulan mahalle 1948’e kadar bir Yahudi mahallesiydi. Burada hak iddia eden isimlerden biri de aynı zamanda Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı olan Aryeh King. King, “Birisi malınıza konmuşsa onu oradan tabi ki çıkarmak istersiniz” diyor. Oysa ki New York Times’a göre Şeyh Cerrah tartışması Kudüs’ün Osmanlı kontrolü altında olduğu 19’uncu yüzyıla dayanıyor. İddiaya göre mahallenin bir bölümü, Osmanlı’da en büyük taht sorunlarından birinin yaşandığı 1876 yılında el değiştirdi. Akıl hastalığı nedeniyle 93 günlük padişalığının ardından tahttan indirilen V. Murat’ın yerine II. Abdulhamit 31 Ağustos’ta tahta geçerken aynı yıl iki Yahudi vakfı tarafından bugün Şeyh Cerrah mahallesinin kurulu olduğu arazi satın alındı. Fakat Osmanlı arşivlerinde bu Yahudi vakıflarına ait kayıtların olmadığı, satışın sahte olduğu iddia ediliyor. Kudüs uzmanı bir Filistinli akademisyen olan Khalil Toufakji, 2010 yılında Ankara’da Osmanlı arşivlerinde yaptığı araştırmada Yahudi grupların iddialarının gerçek dışı olduğunu kanıtladığını söylüyor. 

Ürdün’ün müdahalesi 

1948’deki Arap-İsrail savaşında Doğu Kudüs Ürdün’ün kontrolüne geçince Ürdün yönetimi Batı Kudüs’ten kaçmak zorunda kalan yüzlerce Filistinli aileyi konutlar inşa ederek bu mahalleye yerleştirdi. İsrail 1967’de bölgeyi tamamen kontrolüne alıp Doğu Kudüs’ü işgal edince bu mahallenin tamamını Yahudi vakıflarına verdi. Onlar da aşırı sağcı Yahudi yerleşimcilere sattı. 1970’lerden bu yana bu Yahudi yerleşimciler, Filistinliler’i evlerinden çıkarmak için uğraşıyor. Filistinliler ise Osmanlı döneminden kalma tapu belgelerini ibraz ederek oturdukları evlerin bulunduğu parsellerin hukuk dışı olarak İsrail devleti tarafından Yahudi vakıflarına verildiğini iddia ediyor. Buna karşılık yıllar içinde birçok yerel mahkeme Filistinliler aleyhinde karar alınca mahallenin yarısı Yahudiler’e devredildi. 

Türkiye’den gelen tapuya ret

1997 yılında bu mahallede yaşayan Süleyman Derviş Hicazi isimli bir Filistinli, Türkiye’den getirttiği büyük dedelerine ait Osmanlı tapusu ile İsrail Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak 2005’e kadar süren davada hakimler tapunun geçersiz olduğuna hükmetti. Tartışmalı Osmanlı tapularıyla ilgili konu son olarak İsrail Yüksek Mahkemesi’nin önüne geldi. İşte o mahkeme 50 yıllık bu sorunda son sözü geçtiğimiz Pazartesi günü söyleyecekti. Mahalledeki 38 konutta yaşayan Filistinliler için çıkacak kararın “evlerinden çıkarılma” olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Karar öncesinde Filistinli aileler Şeyh Cerrah sokaklarında iftar yemekleri organize ederek “Burayı terk etmeyiz” mesajı verirken, mahalle üzerinde hak iddia eden aşırı sağcı Yahudiler ise çadırlar kurarak “tahliye nöbeti”ne başladı. Hatta buna bazı aşırı sağcı milletvekilleri de destek verdi. Filistinlilerin evlerinin hemen karşısına kurulan çadırlar gerilimi daha da artırınca çatışma da kaçınılmaz oldu. Filistinli ailelere destek verenlerin Mescid-i Aksa’da toplanmasına İsrail polisinin sert müdahale etmesiyle kaosun fitili ateşlendi. Çatışmaların artması nedeniyle Yüksek Mahkeme kararını açıklamayı erteledi. 

20 bin konut yıkılabilir

İsrailli barış yanlısı Peace Now derneğinin verdiği bilgiye göre tartışmaya konu olan ev sayısı 200 ve bu durum 3 bin Filistinli’nin evlerinden olma ihtimalini beraberinde getiriyor. Ayrıca İsrail’in Doğu Kudüs’te dengeleri değiştirmek için 20 bin konut için de yıkım kararı aldığı biliniyor. 2004’te Kudüs için açıklanan master planda şehirde Müslüman nüfusunun yüzde 30 olarak hedeflendiği görülüyor. Oysa ki günümüzde bu oran yüzde 40. İsrail yasaları 1948’deki savaşta evlerini terk etmek zorunda kalan Yahudiler’in mallarını geri almasına izin veriyor. Ancak Müslümanlar için böyle bir hak söz konusu değil. İsrail yönetimi bunu, ülkenin Yahudi kimliğini koruma gerekçesiyle açıklıyor. Eleştirenler ise İsrail’in giderek Güney Afrika’da yaşanana benzer bir apartheid rejimine döndüğünü savunuyor.