CNN, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde yayınladığı analizde "Çin’in Trump’ı ağırlayacağı gösterişli törenler onu uluslararası arenada saygın bir devlet adamı olarak öne çıkaracak olsa da, bu ziyaret aynı zamanda özellikle sona erdiremediği İran savaşı gibi başkanın bazı kararlarının hem kendi otoritesini hem de ABD’nin küresel etkisini nasıl zayıflatabileceğini de gözler önüne serebilir" yorumunda bulundu.
Haberde, ABD ile Çin arasındaki liderler zirvelerinin geçmişte genellikle istikrarı koruma amacı taşıdığı hatırlatılırken, Trump’ın ise öngörülebilirlikten uzak bir liderlik tarzıyla ABD’yi küresel belirsizliğin ana kaynaklarından biri haline getirdiği yorumu yapıldı. Buna göre, İran’da net bir sonuç alamaması ve savaşın küresel ekonomide yarattığı sarsıntılar, ABD’nin gücüne dair yeni soru işaretleri doğurdu. İran’ın Trump’ın anlaşma çağrılarına direnmesi, başkanın Tahran’ın geri adım atmak üzere olduğu yönündeki söylemlerini zayıflatırken, bu meydan okuma Trump’ın siyasi imajını da zedeliyor.
CNN, Trump’ın serbest ticaret, geleneksel ittifaklar ve ABD öncülüğündeki uluslararası düzen gibi Amerikan gücünün temel dayanaklarını da zayıflattığını savundu. Buna göre Trump bu yaklaşımı ABD’nin bağımsız hareket etme kapasitesinin bir göstergesi olarak sunarken, eleştirmenler bunu Washington’ın kendi küresel etkisini aşındıran bir politika olarak görüyor.
Trump pazartesi akşamı ulusal güvenlik ekibiyle bir araya geldi. CNN’e göre başkan, İran’a yönelik askeri operasyonların yeniden başlatılması ihtimalini son haftalara kıyasla daha ciddi şekilde değerlendiriyor. Tahran ise Trump’ın Pekin ziyareti öncesinde sert bir mesaj verdi. İran’ın yarı resmi Tasnim haber ajansına göre, ülkenin yeni dini liderinin danışmanlarından Ali Ekber Velayeti, “Sayın Trump, İran’ın mevcut sakinliğinden yararlanarak Pekin’e zafer kazanmış gibi girebileceğinizi sanmayın” ifadelerini kullandı.
Çin, Trump’ın İran savaşındaki sıkışmışlığını avantaja çevirmeye çalışabilir
CNN’in analizine göre, İran savaşı ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapacağı zirveyi daha karmaşık hale getirirken, Pekin’e de yeni diplomatik fırsatlar sunuyor.
Haberde, Trump yönetiminin Çin’den İran üzerindeki etkisini kullanarak Tahran’a baskı yapmasını beklediği, ancak Pekin’in farklı bir yol izleyebileceği belirtildi. Özellikle Çin’in petrol ithalatı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının Pekin’i rahatsız ettiği, bu durumun Çin’i İran yerine Trump üzerinde baskı kurmaya yöneltebileceği ifade edildi.
CNN’e konuşan eski bir üst düzey ABD yetkilisi, “Büyük güçler arasında yapılacak bir zirveye girerken isteyeceğiniz stratejik koşullar bunlar değil” değerlendirmesinde bulundu.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde (CSIS) Çin Çalışmaları Başkanı Edgard Kagan ise İran savaşının, Hazine Bakanı Scott Bessent ile ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer tarafından ağırlıklı olarak ekonomik gündemle hazırlanan zirveye öngörülemez bir boyut eklediğini söyledi.
Kagan, “Bu durum farklı çünkü İran meselesi her iki taraf için de son derece önemli. Trump elbette Çin’e, kendi açısından tatmin edici bir çözüm elde etmiş ve siyasi olarak güç kazanmış şekilde gitmeyi tercih ederdi” dedi.
Trump'ın yarattığı belirsizlik ABD'nin Asya'daki müttefiklerini de yeniden pozisyon almaya itiyor. Washington’ı Çin’in artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak gören Tayland bu değişimin önemli örneklerinden biri. Tayland Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow’un geçen ay Washington Post’a yaptığı açıklamada ABD’nin İran savaşı nedeniyle oluşan ekonomik baskıyı hafifletmek için hiçbir adım atmadığından şikayet etmişti. Sihasak, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile yaptığı görüşme sırasında “ABD’yi doğrudan kınamak istemiyoruz ama bu hiç başlamaması gereken bir süreçti” ifadelerini kullanmıştı.
Çin ve İran, Trump’ın doğaçlama dış politikasının sınırlarını ortaya koydu
Analizde, Trump’ın Çin ziyareti sırasında ikinci başkanlık döneminin rahatsız edici bir başka yönünün de öne çıkabileceği belirtildi:
Trump küresel güç gösterisi söylemini sürdürse de, hem Çin hem de İran başkanın doğaçlamaya dayalı dış politika yaklaşımının zayıf yönlerini ortaya çıkardı.
CNN’e göre Pekin, geçen yıl Trump’a karşı en etkili kozunu, ABD teknoloji sektörünün bağımlı olduğu nadir toprak elementleri üzerindeki kontrolünü kullanarak oynadı. Bu baskı sonucunda Trump’ın Çin ürünlerine uygulanan gümrük tarifelerini önemli ölçüde düşürmek zorunda kaldığı, böylece Çin’in Trump’ın küresel ticaret savaşlarında geri adım attıran ilk büyük güç olduğu ifade edildi.
İran’ın da ekonomik baskı gücünü benzer şekilde kullandığı belirtilen analizde, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatarak küresel enerji krizine yol açtığı ve yükselen benzin fiyatları üzerinden Trump üzerinde ciddi siyasi baskı oluşturduğu kaydedildi.
Çin, Trump’la çalışmak zorunda ama kendi şartlarıyla
CNN’in analizine göre, Trump ile Şi Cinping zirvesini gölgeleyen ağır uluslararası kriz ortamına rağmen hem Washington hem de Pekin’in görüşmeden olumlu bir sonuç çıkmasını istemesi için güçlü nedenler bulunuyor.
Trump yeni bir dış politika krizini siyasi olarak kaldırabilecek durumda değil. Aynı zamanda Şi Cinping’in bu yıl içinde ABD’ye yapabileceği olası bir devlet ziyaretinin yaratacağı diplomatik gösteriyi de istiyor.
Çin açısından ise öncelik ekonomi. Şi, Çin ekonomisini zorlayan yükselen küresel enerji fiyatlarını düşürmek için ABD’yi İran konusunda geri adım atmaya ikna etmeye çalışabilir. Çünkü Çin’in ihracata dayalı büyüme modeli, istikrarlı ve sağlıklı işleyen bir küresel ekonomiye bağlı.
Ancak Trump’tan farklı olarak Şi uzun vadeli hareket edebiliyor. Trump anayasal görev süresi nedeniyle Ocak 2029’da Beyaz Saray’dan ayrılmak zorundayken, Şi’nin otoriter yönetiminin çok daha uzun süre devam etmesi mümkün.
İki liderin ortak noktaları
CNN’e göre Trump ve Şi’nin bazı benzer özellikleri, İran ve diğer hassas başlıklardaki görüşmeleri şekillendirebilir. Her iki lider de kendi gücünü agresif biçimde sergilemeyi seviyor ve mevcut uluslararası düzene mesafeli yaklaşıyor.
Analizde, Çin’in kurallara dayalı uluslararası sistemi ABD lehine işleyen bir yapı olarak görmesinin anlaşılabilir olduğu, ancak benzer bir yaklaşımın bir Amerikan başkanı tarafından benimsenmesinin onlarca yıllık ABD dış politika çizgisinden ciddi bir kopuş anlamına geldiği ifade edildi.
Trump ve Şi aynı zamanda güçlü milliyetçi liderler ve dünyanın en güçlü iki ismini aynı masada buluşturan zirvelerin sembolik gücünü önemsiyor.
Trump pazartesi günü, “Başkan Şi ile harika bir ilişkim var” diyerek, devletler arası ilişkileri liderler arasındaki kişisel bağlarla birlikte okuyan yaklaşımını yineledi. Bu yaklaşım, bazı çevrelerce diplomatik taviz elde etmek için kişisel yakınlığı kullanma yöntemi olarak değerlendiriliyor.
CSIS Çin Çalışmaları Başkanı Edgard Kagan’a göre ise Çin artık Trump’ın öngörülemezliğine alışmış durumda. Kagan, Pekin’in Trump’ın bazı beklenmedik dış politika başarılarını da dikkate aldığını ve bu nedenle onunla doğrudan güçlü bir ilişki kurmanın en etkili yöntem olduğuna inandığını söyledi.
“Çin istikrar istiyor. Onların gözünde Trump yönetimiyle baş etmenin en iyi yolu Başkan Trump’la çok güçlü bir ilişki kurmak” dedi.
Ancak Trump’ın Şi ile kişisel yakınlığının İran üzerinde belirleyici bir baskı yaratacağı düşüncesi fazla iyimser olabilir.
Çin, yükselen gücüne rağmen kendi yakın çevresi dışındaki krizlerde doğrudan güç kullanma konusunda genellikle temkinli davranıyor. Ayrıca Pekin’in İran’da ABD’ye daha yakın bir yönetim görmek gibi bir çıkarı da bulunmuyor.
Öte yandan ABD’nin yeniden Orta Doğu’da uzun süreli bir çatışmaya saplanması ve askeri kaynaklarını Asya’dan uzaklaştırması, Washington’ın yıllardır ertelenen Asya stratejisini daha da zora sokuyor.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için ABD Donanması’nı devreye sokmaması ya da bunu istememesi ise Tayvan konusunda Washington’ın kararlılığına ilişkin yeni soru işaretleri yaratıyor.
Geçen hafta İran Dışişleri Bakanı’nın Pekin ziyareti, Washington’da Çin’in savaşta arabuluculuk rolü üstlenebileceği yönünde umut yaratmıştı. Ancak bazı uzmanlara göre bu ziyaretin amacı, Şi’nin Trump’a İran’a boğazı yeniden açması yönünde zaten çağrıda bulunduğunu söyleyebilmesi olabilir.
ABD başkanlarının Çin’e yaptığı her devlet ziyareti, hem ilgili yönetim hem de dünya açısından kritik bir an anlamına geliyor.
Trump’ın Pekin’de sergilemeyi umduğu küresel hakimiyet yerine, kendi kararlarının onun gücünün sınırlarını ortaya koyması ise ironik bir sonuç olabilir.
Kaynak: Gazete Oksijen