ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Suudi Arabistan’ın nükleer programına onay verdiği ancak taslak anlaşmada nükleer silah geliştirilmesini önleyecek güvenlik tedbirlerine yer vermediği ortaya çıktı.
Middle East Eye'ın haberine göre basına sızan taslak metin, Washington’ın Riyad’ın nükleer programına verdiği desteğin Trump’ın imza aşamasında olduğu aktarıldı.
İki ülke arasındaki müzakerelerin geçtiğimiz yıl ekim ayında tamamlanmış olmasına rağmen, henüz resmi imzanın atılmadığı ifade edildi.
Seçim öncesi Suudi baskısı
Kasım ayındaki seçimlerin ardından Kongre'de çoğunluğun Demokratlara geçme ihtimali bulunurken, Trump’ın dış politika gündemini tıkayabilecek bu tablo karşısında nihai karar için ne kadar bekleyeceği belirsizliğini koruyor.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve danışmanları, geniş rezervlere sahip olduklarını belirttikleri uranyumu zenginleştirmelerine izin verecek bir anlaşma için uzun süredir baskı yapıyordu.
Nitekim Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada, "Uranyumu zenginleştireceğiz, satacağız ve 'sarı pasta' üreteceğiz" diyerek krallığın hedeflerini açıkça ilan etmişti.
Pakistan'ın nükleer şemsiyesinden ABD korumasına
Suudi Arabistan’ın ABD’nin nükleer koruma şemsiyesi altına girme talebi, Veliaht Prens’in geçen yıl kasım ayında Beyaz Saray’a yaptığı ziyarette ana gündem maddelerinden biriydi. Yılın başlarında İsrail'in Katar'daki Hamas müzakerecilerine saldırmasından günler sonra Suudi Arabistan, İslam dünyasının tek nükleer gücü olan Pakistan ile bir savunma paktı imzalamıştı.
Yaklaşık 170 nükleer harp başlığına sahip olduğu tahmin edilen Pakistan ile yapılan bu anlaşmanın metninde, iş birliğinin "tüm askeri seçenekleri kapsadığı" vurgulanmıştı.
ABD'nin Suudi Arabistan ile yürüttüğü nükleer görüşmeler büyük bir gizlilik içinde sürdürülürken, Middle East Eye'a konuşan eski bir ABD istihbarat yetkilisi, krallığa nükleer koruma sağlamanın stratejik bir amacı olduğunu söylemişti.
F-35'lerden daha kritik
Şubat ayında Trump yönetimi Kongre’ye, Riyad ile sivil bir nükleer pakt peşinde olduğunu bildirdi. Gelecekte uranyum zenginleştirme potansiyelini açıkça yasaklamayan bir nükleer anlaşma, Trump yönetiminin Suudilere satmayı planladığı F-35 savaş uçaklarından çok daha fazla bölgedeki dengeleri değiştirme potansiyeline sahip.
Örneğin ABD, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptığı nükleer anlaşmada iş birliğini, BAE’nin uranyum zenginleştirmeme veya kullanılmış nükleer yakıtı yeniden işlememe taahhüdüne bağlamıştı.
BAE modelinden farklı
BAE, Fas ve onlarca Avrupa ve Asya ülkesi ABD ile bu "123 Anlaşması"nı imzalamıştı. ABD yasaları, bir ülkeye önemli miktarda nükleer malzeme veya ekipman ihraç edilmeden önce bu anlaşmanın yürürlükte olmasını şart koşuyor.
BAE bu protokolü 2009 yılında imzalamıştı. Trump yönetiminin Ek Protokol'ü takip etmediği durumlar için Kongre komitelerine ön rapor gönderdiği aktarılıyor.
Ayrıca ABD’li milletvekilleri, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (UAEA) beyan edilmemiş tesislere erişim yetkisi veren "Ek Protokol"ü imzalaması konusunda ısrar ediyor.
Bu durum, Trump'ın geleneksel dış politika endişelerini bir kenara bırakarak ticari ve siyasi anlaşmaları diplomasinin merkezine koyduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Kaynak: Gazete Oksijen





