24 Temmuz 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 24.07.2026 13:16 | Son Güncelleme: 24.07.2026 13:20

İsrail'den propaganda için 'yardım diplomasisi': Gazze'de 73 bin ölü, Venezuela'da bayraklı şov

İsrail'in Venezuela'ya deprem sonrası gönderdiği yardım heyeti, insani desteğin ötesinde diplomatik tartışmalar beraberinde getirdi. Uzmanlar, Gazze savaşı nedeniyle eleştirilen Tel Aviv'in afet diplomasisini imajını güçlendirmek, Karakas'ın ise ABD ile yeni bir sayfa açmak için kullandığı aktarıldı
İsrail'den propaganda için 'yardım diplomasisi': Gazze'de 73 bin ölü, Venezuela'da bayraklı şov
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

24 Haziran 2026'da meydana gelen yıkıcı ikiz deprem, Venezuela genelinde büyük bir yıkıma yol açarak yalnızca kıyı eyaleti La Guaira'daki binaların yüzde 80'ini yerle bir etti.

Middle East Eye'ın haberine göre ülke genelindeki geniş çaplı yıkımın ortasında birden fazla rapor, ölü sayısının 5 binin üzerinde olduğunu ortaya koydu. Uluslararası toplumun tepkisi gecikmedi; birçok ülkeden yardım paketleri, mühendisler ve arama kurtarma görevlileri bölgeye ulaştı.

2009'dan bu yana diplomatik ilişkilerin bulunmamasına rağmen İsrail Devleti de "yardım ve afet müdahalesi" sağlamak üzere Dışişleri Bakanlığı ve İsrail ordusunun İç Cephe Komutanlığı'ndan bir heyet gönderdi.

İsrail'in Meksika Büyükelçi adayı Yoed Magen ve ordudan Tuğgeneral Elad Edri liderliğindeki İsrail yanlısı gruplar ile ordu, insani kurtarma çalışmalarını sosyal medyada paylaştı.

Bu durum, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana en az 73 bin kişiyi katlettiği ve bombalamalarla bölgeyi moloz yığınına çevirdiği Gazze'deki rolüyle tam bir tezat oluşturdu.

Filistin Politika Ağı'nın ABD uzmanı Tariq Kenney-Shawa, Middle East Eye'a yaptığı açıklamada, "Bu durum, İsrail'in uluslararası alanda giderek artan yalnızlığı ve kurabileceği her türlü ilişkiyi geliştirme yönündeki çaresiz çabaları bağlamında değerlendirilmelidir" dedi.

Kenney-Shawa, "İsrail'in insani jestleri hiçbir zaman bundan fazlası değildir. Bunlar sadece birer gösteriden ibarettir" ifadelerini kullandı.

Diplomatik temasın perde arkası

3 Temmuz'da Venezuela Devlet Başkanı Vekili Delcy Rodriguez düzenlediği basın toplantısında, "İsrail'den son derece uzman ve profesyonel bir ekip teslim aldık" açıklamasını yaptı.

Altyapının değerlendirilmesinden hayatta kalanların tespit edilmesine kadar ekibin üstlendiği rolleri anlatan Rodriguez, İsrail hükümetiyle koordinasyonu sağlayan Venezuela Başhahamı Isaac Cohen'e de şahsen teşekkür etti.

Daha önce İsrailli mevkidaşı Gideon Sa’ar'ı "savaş suçlusu ve soykırımcı" olarak niteleyen Venezuela Dışişleri Bakanı Yvan Gil de İsrail Devleti'ne şükranlarını sundu. 8 Temmuz'da Rodriguez, yeniden yapılanmayı görüşmek üzere İsrail heyetiyle bir araya geldi ve iki hafta daha kalmalarını talep etti. Bu durum, "faaliyetleri genişletmek" üzere ek İsrail kuvvetlerinin sevk edilmesini sağladı.

Bu temaslar; eski Başkan Hugo Chavez'in 2009'da diplomatik ilişkileri kesmesinden ve 2013'te göreve gelerek 3 Ocak 2026'da ABD güçleri tarafından kaçırılana kadar bu tutumu sürdüren eski Başkan Nicolas Maduro'dan bu yana Karakas ile Tel Aviv arasındaki ilk resmi temas oldu.

Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden Venezuelalı siyasi analist Carlos Eduardo Pina Middle East Eye'a yaptığı değerlendirmede, "Başlangıçta Delcy Rodriguez, Venezuela iktidar partisinin 27 yıldır sürdürdüğü çizgiye uygun olarak İsrail karşıtı bir duruş sergiledi" dedi.

Pina, Rodriguez'in ilk başta ABD saldırısını ve Maduro'nun kaçırılmasını reddettiğini, "bu silahlı saldırganlığı teşvik eden radikalleri" kınayarak Siyonist imalar öne sürdüğünü belirtti.

Pina, Rodriguez'in artık "kendisini Amerika Birleşik Devletleri'ne sevdirmek için siyasi bir hesap yaptığını" söyledi.

Pina sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mevcut hükümetin siyasi elitini ABD kamuoyunun gözünde en çok olumsuz etkileyen faktörlerden biri, Hizbullah ve İran ile olan ilişkilerinin yanı sıra Hamas'ı uzun süredir kararlılıkla savunmalarıydı. Sonuç olarak, birçok Cumhuriyetçi temsilci ve bazı Demokratlar, yıllardır Venezuela hükümetini eleştirdi ve bu bağları ABD'nin Venezuela'ya yönelik eylemlerini haklı çıkarmak için kullandı. Şimdi bu gruplardan uzaklaşmaya çalışırken, eş zamanlı olarak İsrail ile bir bağ kurmaya çalışıyorlar."

Pina bunun depremle başlamadığını, bu yöndeki çalışmaların birkaç aydır devam ettiğini ekledi:

"İsrail ile yakınlaşmanın Delcy Rodriguez'in siyasi tabanındaki desteği zayıflatması da muhtemel, bu yüzden bunu bir gecede yapamazlar. Bu kademeli bir süreçtir."

Kronik iki yüzlülük

Doğal afetlerden etkilenen bölgelere kurtarma ve yardım ekipleri gönderme uygulamasının yeni olmadığını belirten Kenney-Shawa, Venezuela örneğinin özellikle trajikomik olduğunu vurguladı:

"Venezuela genelinde binlerce insanın enkaz altında kaldığı yıkıcı bir depreme müdahale ediyorlar; oysa Gazze'de, İsrail bombaları ve dozerleri nedeniyle oluşan milyonlarca ton molozun altında kaldığı düşünülen 10 bin kayıp insanımız var."

İsrail'in Gazze'deki soykırımı sonucu ortaya çıkan enkaz miktarı, 2008'den bu yana küresel çapta yaşanan çatışmaların ürettiği miktarın yaklaşık 20 katıdır.

Bu taktik ilk olarak 1953 yılında, yaklaşık 750 bin Filistinlinin zorla yerinden edildiği Nakba'dan sadece beş yıl sonra uygulandı.

Yeni kurulan İsrail ordusu, Yunanistan'daki depremzedelere yardım etmek için insani bir heyet gönderdi. Burada "kurtuluş denizcileri" olarak karşılandılar ve Kefalonya adasındaki bir caddeye onların onuruna "İsrail" adı verildi. Cadde bu adı bugün de taşımaktadır.

2010 Haiti depremi de İsrail'e geniş bir PR potansiyeli sağladı. O dönemde İsrail ordusuyla birlikte Haiti'de aktif olan İsrailli sivil toplum kuruluşu IsraAID'in kurucusu ve CEO'su Shachar Zahavi, "Her zaman yanımızda bir İsrail bayrağı taşırız ve çalıştığımız her yere asarız. Hiçbir şeyi gizli kapaklı yapmayız" açıklamasını yapmıştı.

Oysa aynı dönemde İsrail, Gazze ve Batı Şeria'da Filistinlileri öldürmeye ve yerinden etmeye devam ediyor, Haiti'nin kendisine ise 20. yüzyıl diktatörlerine silah satıyordu.

'Büyük PR fırsatları'

Venezuela'da, aralarında IsraAID ve 7 Ekim 2023'te kesik bebek başları ve sistematik cinsel şiddet iddialarını uydurarak itibarsızlaşan Zaka grubunun da bulunduğu sivil toplum kuruluşları olay yerine akın etti.

Enkaz temizlemekten binaları değerlendirmeye kadar, İsrailli bir haham olan Yosef Garmon liderliğindeki "İnsani Koalisyon" altında çalışıyorlar.

Garmon, Zaka'nın ilk Latin Amerika şubesini 2018'de Guatemala'daki Volcan de Fuego patlamasına yanıt olarak kurmuştu.

Bu adım, Hristiyan Siyonist eski başkan Jimmy Morales'in Guatemala büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşımasından bir ay sonra gerçekleşti.

Yerinden edilmiş aileler için evler inşa ederek Escuintla eyaletinde "Yeni Kudüs" adında bir topluluk kurdular; bu sırada İsrail Dışişleri Bakanlığı 10 bin dolar yardım göndereceğini duyurdu.

Sadece birkaç on yıl önce, Guatemala'nın yerli Maya halkına yönelik iç savaş ve devlet destekli soykırım sırasında Guatemala, belgelenmiş korkunç suçların sahnesiydi ve İsrail bu katliamların kolaylaştırıcısı olarak hizmet etmişti.

Venezuelanalysis genel yayın yönetmeni Ricardo Vaz, "Doğal afetler harika bir PR fırsatı sunuyor. Her şeyini kaybetmiş bir aileye gidip onlara bir kutu yemek verir ve bayrakla fotoğraf çekilmelerini isterseniz, evet diyeceklerdir" dedi.

Manipülasyon ve yanlış bilgiler

Kenney-Shawa, İsrail'in halka yardım ettiğini net bir şekilde göstermek için genellikle "kameralar ve bayraklarla" basın ekibini gönderdiğini söyledi. Nitekim, "Sosyal medya ve geniş medya altyapısı, propaganda söz konusu olduğunda onların mızrak ucudur" dedi.

"Son birkaç aydır İsrail'in sosyal medya propagandasına harcadığı miktarı dört katına çıkaracağı açıklandı, çünkü gençler arasında İsrail'e olan desteğin çöktüğünün farkındalar."

Yardımdan cephaneliğe

İsrail'in Venezuela'daki varlığı, Başkan Nasry Asfura yönetimindeki Honduras'tan Daniel Noboa yönetimindeki Ekvador'a ve 7 Ağustos'taki göreve başlama töreninin ardından Abelardo de la Espriella yönetimindeki Kolombiya'da genişleyen Latin Amerika varlığıyla da yakından bağlantılıdır.

ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki, "narko-terörle savaş"a giren bu yeni sağcı düzen; büyükelçilerin geri dönmesinden güvenlik ekipmanı ve gözetim teknolojisi ticaretinin artırılmasına kadar İsrail ile ilişkileri hızla yeniliyor.

Venezuela'nın fiilen ABD kontrolü altında olmasıyla birlikte Vaz Middle East Eye'a şunları söyledi:

"İsrail'in ayaklanmaları kontrol etme ve yüksek teknolojili casus yazılım teknolojisi geliştirme konusundaki uzmanlığı, ABD'nin buradaki kontrolünü pekiştirmesine yardımcı olmak amacıyla Rodriguez hükümetine veya bir sonrakine sunabilecekleri şeylerdir. Şimdiden etrafta uçan İsrail ve ABD dronları var."

Tel-Aviv merkezli teknoloji firması olan dron üreticisi XTEND yakın tarihli bir gönderisinde, "XTEND teknolojisinin Venezuela'da meydana gelen son depremin ardından yürütülen arama ve kurtarma çalışmalarını destekleyebilmesinden onur duyuyoruz.

Düşüncelerimiz etkilenen herkesle birlikte ve derin saygılarımız hayat kurtarmak için yorulmadan çalışan ekiplere gidiyor" ifadelerine yer verdi.

Oysa Filistin'de aynı cihazlar binaları taramak ve mühimmat fırlatmak için kullanılıyor. XTEND'in kurucu ortağı Aviv Shapira'da göre, bu cihazlar İsrail'in Ekim 2023'teki soykırımının başlangıcından bu yana kullanılıyor.

Bilim insanları ve mühendisleri içeren çok gizli bir "start-up" birimi olan İsrail ordusunun Yiftach Tugayı ile iş birliği içinde, "bu dronlara monte edilen ve böylece onları bir silaha dönüştüren bir harp başlığı geliştirildi." Ağustos 2025'te şirkete, İsrail ordusuna 5 bin adet 10 inçlik taarruz FPV dronu tedarik etme ihalesi verildi.

Kaynak: Gazete Oksijen