14 Ocak 2026, Çarşamba
Haber Giriş: 13.01.2026 16:15 | Son Güncelleme: 13.01.2026 16:39

Le Pen'in siyasi yasak kararı temyiz mahkemesinde: Fransa aşırı sağını bekleyen ihtimaller neler?

Marine Le Pen’in yolsuzluk mahkûmiyeti sonrası aldığı seçim yasağı, 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı yarışında dengeleri değiştiriyor. Temyiz süreci yalnızca Le Pen’in kaderini değil, aşırı sağın liderliğinin Jordan Bardella’ya geçip geçmeyeceğini de belirleyecek
Le Pen'in siyasi yasak kararı temyiz mahkemesinde: Fransa aşırı sağını bekleyen ihtimaller neler?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Fransa’da aşırı sağın uzun süredir tartışmasız lideri olan Marine Le Pen, siyasi kariyerinin en kritik eşiğinde. Avrupa Parlamentosu fonlarının parti amaçlı kullanılması nedeniyle geçen yıl mahkûm edilen Le Pen’e verilen beş yıllık seçim yasağı, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasını şimdilik imkânsız kılıyor. Bu karara karşı açılan ve ocak ayında başlayan temyiz davası, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi sonuçları itibarıyla da Fransa siyasetinin seyrini belirleyecek. 

Le Pen’in stratejisi bu kez geçmişteki sert “siyasi komplo” söyleminden uzak. Avukatları, temyizde kararın orantısız olduğu ve usule ilişkin hatalar bulunduğu tezine odaklanıyor. Parti içinden isimlerin Politico'ya göre aktardığına göre savunma, davayı politikleştirmekten özellikle kaçınacak; hâkimleri ikna etmeye dönük teknik bir hukuk dili tercih edilecek . Bu yaklaşım, 2024’teki ilk yargılamada kamuoyu mücadelesine ağırlık veren ve mahkûmiyetle sonuçlanan savunmanın tersine işliyor.

Kamuoyu desteği Bardella'ya kayıyor

Ancak temyiz başarıya ulaşsa dahi Le Pen’i zorlayan bir başka gerçek var: kamuoyu desteğinin Jordan Bardella lehine kayması. Ipsos ve Odoxa anketleri, 30 yaşındaki RN liderinin Le Pen’i hem beğeni oranlarında geçtiğini hem de olası bir cumhurbaşkanlığı yarışında ikinci turu kazanabildiğini gösteriyor. Bu tablo, partinin “B planı” olarak sunulan Bardella’nın fiilen “A planı”na dönüşmesine yol açmış durumda.

Bu dönüşümün arka planında Le Pen’in uzun vadeli siyasi projesi bulunuyor. 2011’de babası Jean-Marie Le Pen’den devraldığı Ulusal Cephe’yi (FN), açık antisemitizm ve ırkçılıkla özdeşleşen mirastan koparmak amacıyla Ulusal Birlik (RN) adıyla yeniden markaladı. “Şeytanlaştırmadan arındırma” olarak tanımladığı bu strateji, partiyi 2023 erken genel seçimlerinde Meclis’te en fazla sandalyeye sahip tek parti konumuna taşıdı. Eleştirilere rağmen RN, göç ve hayat pahalılığı gibi gündelik sorunlar üzerinden geniş bir seçmen tabanına ulaştı.

Le Pen ise mahkûmiyet kararını “siyasi ölüm” olarak nitelendiriyor ve yargılandığını açık bir siyasi hedef alma olarak görüyor. Buna karşın, temyiz sürecinde daha düşük profilli bir tutum sergilemesi dikkat çekici. Kararın onanması hâlinde yeniden üst mahkemeye gitmeye zaman kalmayacağını daha önce kabul eden Le Pen, bu senaryoda Bardella’nın adaylığını açıkça destekleyeceğini söylüyor.

Temyiz mahkemesinin yaz aylarında vermesi beklenen karar, yalnızca Le Pen’in kişisel geleceğini değil, Fransa’da aşırı sağın liderlik ve söylem hattını da belirleyecek. Yasak kalkarsa Le Pen son ve belki de en güçlü adaylığına çıkacak. Aksi hâlde, 2027 seçimleri Bardella liderliğinde, daha genç ama aynı ideolojik mirası taşıyan bir RN ile şekillenecek. Her iki durumda da Fransa siyasetinde sarsıntının kaçınılmaz olduğu açık.

Marine Le Pen neden siyasi yasak almıştı? 

Marine Le Pen’e verilen siyasi yasak, Avrupa Parlamentosu fonlarının kötüye kullanılması suçlamasıyla açılan dava sonucunda geldi. Mahkeme, Le Pen ve parti yöneticilerinin, parlamenter asistanlık sistemi üzerinden AB kaynaklarını Fransa’daki parti faaliyetleri için kullandığına hükmetti. Asistanların büyük bölümünün Brüksel’de yasama faaliyeti yürütmediği, parti merkezinde çalıştığı tespit edildi.

Kararda bu uygulamanın münferit değil, RN yönetimi tarafından planlanan ve sürdürülen sistematik bir yapı olduğu vurgulandı. Le Pen, hem Avrupa Parlamentosu milletvekili hem de parti lideri olarak bu yapının kurulmasında ve devam ettirilmesinde merkezi sorumluluk taşıyan isimlerden biri kabul edildi. Bu nedenle mahkûmiyet, para ve hapis cezasının yanı sıra beş yıl süreyle seçilme yasağını da kapsadı.

Le Pen ise yargılamayı siyasi saiklerle yürütülen bir süreç olarak nitelendirdi ve hedefin kendisini 2027 cumhurbaşkanlığı yarışından saf dışı bırakmak olduğunu savundu. Ancak mahkeme bu iddiayı reddetti. Temyiz sürecinde tartışmanın odağında, suçtan ziyade verilen cezanın, özellikle de seçim yasağının orantılı olup olmadığı yer alıyor.

Kaynak: Gazete Oksijen