ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaş Orta Doğu'daki diğer ülkeleri de içine alacak şekilde genişleyerek birinci ayını tamamladı.
Şimdi gündemi ABD Başkanı Donald Trump'ın günde iki kez yaptığı açıklamalar ve ABD'nin İran'a yönelik olası bir kara harekatına ilişkin senaryolar belirliyor. Washington bölgeye 10 bin elit askerin gönderilmesi kararını almış durumda, bunların 3500'ü şimdiden bölgedeki ABD üslerine konuşlandırıldı.
Kara harekatı senaryolarının odağındaysa İran'ın Basra Körfezi'ndeki petrol ihracat merkezi Hark Adası var. ABD Başkanı Donald Trump da bugün Financial Times'a verdiği röportajda, “Belki Hark Adası’nı alırız, belki almayız. Çok fazla seçeneğimiz var. Ayrıca bu, bir süre orada kalmamız gerektiği anlamına da gelir” ifadelerini kullanarak, bu stratejik adanın odak noktalarından biri olduğunun sinyalini verdi.
Ancak Trump'ın Hark Adası'na yönelik ilgisi yeni değil.
ABD Başkanı'nın bundan 38 yıl önce, 1988'de The Guardian'a verdiği röportajda da Hark Adası'nı el geçirmek istediği görülüyor. Trump, o dönem Guardian'dan Polly Toynbee'ye verdiği röportajda, ABD'nin İran'a sert davranılması gerektiğini söylüyor ve bunun için bu stratejik adayı öne sürüyor.
Guardian'da yayınlanan röportajın ilgili bölümünde şu ifadeler yer alıyor:
Yani özenle dolaşıma sokulan söylentiler doğru mu; Donald Trump gerçekten başkanlığa aday olmak mı istiyor? Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme: “Şu an için değil ama siyasetle iç içeyim. Bulunduğum yerden de bunu yapabilirsiniz.” diyor.
Bir zamanlar şöyle dediği sıklıkla söylenir: “Eğer başkan olmak istersem, başkan olurum.
Artık aşağı yukarı bir siyasetçi gibi konuşmaya başlıyor. 'Programı ne olurdu?' diye soruyorum.
“Saygı,” diyor ve ağır bir duraksama yapıyor. “Saygı.” Sesi adeta The Godfather’ı andırıyor: “Biz ikinci sınıf bir ekonomik gücüz, borçlu bir ülkeyiz. Herkes bizi itip kakıyor.”
Mikhail Gorbaçov ile nasıl anlaşmalar yapacağını hayal etmeye çalışıyorum ama başaramıyorum. Bir konu seçiyorum: Örneğin İran konusunda ne yapardı?
“İran’a karşı sert olurdum. Bizi psikolojik olarak eziyorlar, bizi aptal gibi gösteriyorlar. Adamlarımızdan birine ya da gemilerimizden birine tek bir kurşun sıkılsın, Hark Adası'nı yerle bir ederim. Gider alırım. İran Irak’ı bile yenemiyor ama Amerika Birleşik Devletleri’ni köşeye sıkıştırıyor. Onlara karşı durmak dünya için de iyi olurdu.”

Hark Adası neden önemli?
Hark Adası, İran kıyılarından sadece 24 kilometre uzaklıktaki küçük bir kayalık çıkıntı. Boyutuna rağmen, İran'ın enerji altyapısının en kritik parçalarından biri.
İran'ın ham petrolünün % 90'ı, anakaradan boru hatlarıyla adadaki bir terminale taşınıyor.
Trump, bu boru hatlarını hedef alma olasılığından özellikle bahsetti, ancak İran ekonomisine uzun vadeli zarar vermemek için şu ana kadar bu adımdan kaçındığını belirtti.
BBC'ye göre terminal, her gün İran'ın üç ana açık deniz sahasından karmaşık bir su altı boru hattıyla taşınan tahmini 1,3 milyon varil ham petrolü işliyor. Ayrıca 18 milyon varillik depolama kapasitesine sahip; bu, normal koşullarda yaklaşık 10-12 günlük ihracat hacmine denk geliyor.
85 milyon galona (320 bin tondan fazla) kadar petrol taşıyabilen çok büyük tankerler, yükleme için adanın uzun iskelelerine yanaşabiliyor. Adanın kıyıları, anakaradaki daha sığ kıyılarının aksine, derin sulara oldukça yakın.
Tankerler daha sonra Körfez'den aşağı doğru iniyor ve Hürmüz Boğazı'ndan çıkarak İran petrolünün başlıca müşterisi Çin'e doğru gidiyorlar.
İran petrolünün ihracatı için bir terminal görevi gören ada, Devrim Muhafızlarına önemli bir gelir kaynağı sağlıyor.
Kaynak: Gazete Oksijen