08 Aralık 2022, Perşembe
Haber Giriş: 08.10.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:17

Ülkemiz sular altında kalsa BM üyesi sayılır mıyız?

Çin ile ABD'nin nüfuz savaşları arasına sıkışan yoksul ülkeler, salgın ve iklim tehdidi altında. BM'den çözüm bekliyorlar
Ülkemiz sular altında kalsa BM üyesi sayılır mıyız?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, 193 üye ülkenin katılımıyla gerçekleşen BM Genel Kurulu üst düzey toplantısının açılış konuşmasında, “Ömrümüzün en büyük krizler silsilesiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Özellikle iki kriz, yani iklim değişikliği ve Covid-19 pandemisi hakkında, dünyanın büyük güçlerinden ziyade küçük ve gelişmekte olan ülke liderlerinin anlatacakları vardı.  Nijer Dışişleri Bakanı Hassoumi Massaoudou, iklim değişikliğinin ülkesindeki “yıkıcı etkilerine” dikkat çekti. Nijer’de kuraklık giderek şiddetleniyor. 2010 yılındaki büyük kuraklıkta, ülkedeki sürülerin neredeyse dörtte birine karşılık gelen 4.8 milyon büyükbaş hayvan telef olmuş, bu felaket ülkeye 700 milyon dolardan fazlaya mal olmuştu.

Adaların çığlığı

Yükselen deniz seviyeleri Pasifik ada ülkelerindeki ekosistemi tamiri imkansız değişikliklerle tehdit ediyor; tamamen sular altında kalma tehlikesi söz konusu. Tuvalu Başbakanı Kausea Natano, “Ülkemiz sular altında kaldıktan sonra da BM üyesi olmaya devam edecek mi?” diye sordu. Gelişmekte olan ülkelerin böyle acil tehditlerle karşı karşıya olması, iklim konusunda etkin iş birliğinin ahlaki açıdan da zorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Ancak gelişmiş ülkelerin kendi çıkarları, onları motive etmek için başlı başına yeterli olmalı. Avrupa Merkez Bankası tahminlerine göre, iklim konusunda harekete geçilmezse Avrupa GSYİH’i yüzde 10 küçülerek şirket borçlarına ilişkin temerrütlerin yüzde 30 artmasına yol açacak.  Ancak iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarından kurtulma şansımız giderek azalıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin son raporuna göre, sera gazı emisyonlarında küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre 1.5 – en fazla 2 – derece ile sınırlı tutacak acil, hızlı ve büyük ölçekli bir düşüş olmazsa, değişim imkansız görünüyor.  BM Genel Kurulu’ndaki Küresel Güney ülkeleri, Covid-19 krizi hakkında da önemli görüşler sundu. Namibya Devlet Başkanı Hage Geingob, pandemiyi sona erdirmeye yönelik gelişmelere ket vuran bir “aşı Apartheid’ı” olduğunu söyledi.  Eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown’un geçtiğimiz günlerde işaret ettiği gibi, düşük gelirli ülkelerde yaşayan yetişkinlerin sadece yüzde 2’si tamamen aşılanmış durumda; yüksek gelirli ülkelerin çoğunda ise bu oran yüzde 50’yi aşıyor. 

100 milyon doz aşı çöpe gidecek

Covid-19 aşılarının üretimi verimli: Şu anda ayda 1.5 milyar doz üretiyoruz. Ancak iş aşı dağıtımına gelince vahim bir savurganlık içindeyiz. Araştırma kuruluşu Airfinity’ye göre, aşıların yeniden dağıtımı için derhal harekete geçmezsek, bu yıl sonuna kadar 100 milyon kullanılmamış dozun son tüketim tarihi geçmiş olacak. 2021 sonuna kadar düşük gelirli ülkelere en az iki milyar doz dağıtmayı amaçlayan Covid-19 Aşısına Global Erişim (COVAX) inisiyatifi, şu ana kadar sadece 300 milyon doz temin edebildi.  BM Genel Kurul toplantısı Hint-Pasifik’te jeopolitik cepheleşmenin giderek tırmandığı bir zamana denk geldi. ABD, Afganistan’dan çekilmesinin hemen ardından, Avustralya ve İngiltere ile birlikte yeni bir güvenlik ve teknoloji ittifakı oluşturdu; bu hamle Çin-ABD gerilimini daha da artırdı. Dünya nüfusunun yüzde 65’ine, global GSYİH’in yüzde 62’sine ve toplam mal ticaretinin yüzde 46’sına ev sahipliği yapan Hint-Pasifik bölgesindeki husumetlerin tırmanması, yıkıcı olabilir. ABD-Çin rekabeti, iki ülkenin giriştiği “aşı diplomasisi” yüzünden Covid-19 pandemisini bitirme çabalarını da sekteye uğratıyor. Aşı diplomasisi uyarınca, iki taraf da aşı tedarikini diğer ülkeler üzerinde uzun vadeli siyasi bağımlılık ve jeopolitik nüfuz sağlama aracı olarak kullanıyor. Bu yaklaşım aşıların güvenli ve adil dağılımını tehlikeye atıyor çünkü virüsün kontrolsüz biçimde yayılmaya ve mutasyona uğramaya devam edeceği birçok Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika ülkesi görmezden geliniyor.  BM Genel Kurul toplantısı, katılanlarda bir dejavu duygusu yarattı. Barbados Başbakanı Mia Amor Mottley’in üzülerek ifade ettiği gibi, “Her şeyi bir daha bir daha bir daha söyleyip, sonunda hiçbir yere varmadığımız durumları daha kaç kez yaşayacağız?” Yanıt büyük ölçüde BM’ye bağlı.  BM eksiklerine rağmen uzun süredir çok taraflı siyasi sistemin kalbini oluşturuyor. Glasgow’daki BM İklim Değişikliği Konferansı (COP26) öncesinde, BM’nin bu eylem çağrılarını gerçek bir atılıma dönüştürebileceğini kanıtlaması gerekiyor. Küresel Güney’e kulak vermeyi de unutmamalı.