ABD’de bir dönem “7 dolarlık latte ve avokadolu tost” harcamaları üzerinden eleştirilen milenyum kuşağı, finansal durumundan artık daha memnun. 3 bin yetişkinle yapılan ve finansal hizmetler platformu Chime tarafından yayımlanan ve Bloomberg Middle East tarafından haberleştirilen araştırmaya göre, ABD’deki milenyum kuşağının neredeyse yarısı mali durumunun beş yıl öncesine göre iyileştiğini düşünüyor.
Bu oran, X kuşağında yüzde 43, baby boomer kuşağında ise yüzde 40 olarak ölçüldü. Bloomberg’e göre 29-45 yaş aralığındaki milenyum kuşağının finansal algısındaki değişim, uzun yıllar boyunca yaşadığı ekonomik zorlukların ardından geldi.
Milenyum kuşağının önemli bölümü Büyük Durgunluk döneminde iş hayatına girdi ve yüksek öğrenci kredileriyle karşı karşıya kaldı. Ev sahibi olmak ve çocuk sahibi olmak gibi finansal hedeflere ulaşmaları da önceki kuşaklara kıyasla daha ileri yaşlara kaldı. Pandeminin ekonomide yarattığı sarsıntının ardından onlarca yılın en yüksek enflasyonu ve artan borçlanma maliyetleri de bu kuşağın mali durumunu zorlaştırdı.
Ancak Federal Rezerv verileri, milenyum kuşağının özellikle son yıllarda diğer kuşaklara kıyasla daha hızlı servet biriktirdiğini gösteriyor. 2021'in başından bu yana milenyum kuşağının toplam serveti yüzde 134 artarak 19,12 trilyon dolara çıktı. Aynı dönemde baby boomer kuşağının serveti yüzde 32, X kuşağının serveti ise yüzde 40 arttı.
Gelirleri önceki kuşakları yakaladı
Amerikan Enterprise Institute araştırmacısı Kevin Corinth'in 2026'da yayımlanan analizine göre milenyum kuşağının 36-40 yaş aralığındaki reel medyan hane geliri, aynı yaşlardaki X kuşağına göre yüzde 20 daha yüksek.
Corinth, 30 yaş ve üzerindeki milenyum kuşağının gelirlerinin aynı yaştaki önceki kuşakların gelirlerinden daha yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak milenyum kuşağının X kuşağına göre elde ettiği kazanımlar, baby boomer kuşağının kendisinden önceki Sessiz Kuşak'a kıyasla elde ettiği gelir artışı kadar yüksek değil.
Milenyum kuşağının servetindeki artışta borsadaki yükseliş de etkili oldu. Fed verilerine göre bu kuşak 2026'nın ilk üç ayında yaklaşık 4,94 trilyon dolarlık hisse senedine sahipti. Hisse senetleri ve yatırım fonlarındaki varlıklarının toplam değeri 2021'den bu yana iki kattan fazla arttı.
Buna karşın baby boomer kuşağı yaklaşık 29,71 trilyon dolarlık, X kuşağı ise 12,23 trilyon dolarlık hisse senedi ve yatırım fonu varlığına sahip. Ancak 2021'den bu yana bu varlıkların değeri baby boomer kuşağında yüzde 47, X kuşağında yüzde 51 artarken milenyum kuşağında artış çok daha yüksek oldu.
Bu farkın nedenlerinden biri, genç yatırımcıların portföylerinde hisse senetlerine daha fazla yer vermesi. Daha yaşlı yatırımcılar ise emeklilik dönemlerine yaklaştıkça tahvil ve daha düşük oynaklığa sahip varlıklara yöneliyor.
Ev sahipliğinde fark kapanıyor
Milenyum kuşağı hâlâ ev sahipliğinde diğer kuşakların gerisinde. Redfin verilerine göre 2025'te milenyum kuşağının yaklaşık yüzde 55'i ev sahibiydi. Bu oran baby boomer kuşağında yaklaşık yüzde 80, X kuşağında ise yüzde 73 seviyesindeydi.
Buna rağmen milenyum kuşağının ABD'deki toplam gayrimenkul servetinden aldığı pay da yükseliyor. Fed verilerine göre kuşağın sahip olduğu gayrimenkul serveti payı 2021'de yaklaşık yüzde 14 iken 2026'da yüzde 22'ye çıktı. Aynı dönemde baby boomer ve X kuşağının payları geriledi.
Ev sahibi olma yaşı da yükselirken ilk kez ev alanların medyan yaşı 40'a ulaştı. Bu durum, milenyum kuşağının finansal hedeflere önceki kuşaklardan daha geç ulaşmasının yalnızca bu kuşağa özgü olmadığını gösteriyor.
Borçta da artış var
Milenyum kuşağının finansal tablosundaki olumlu gelişmelere rağmen borçluluk önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Konut kredileri hariç tüketici borçları, kredi kartları, bireysel krediler, otomobil kredileri ve öğrenci kredileri dahil olmak üzere yaklaşık 2,34 trilyon dolara ulaştı.
Bu miktar 2021'in ilk çeyreğinden bu yana yüzde 46 arttı. Aynı dönemde tüketici borçları X kuşağında yüzde 16, baby boomer kuşağında ise yalnızca yüzde 3 yükseldi.
Bununla birlikte finansal güvenin yalnızca banka hesabındaki para miktarıyla açıklanamayacağı belirtiliyor. Chime ile çalışan sertifikalı finansal planlamacı Brittney Castro, finansal açıdan kendisini daha güvende hisseden kişilerin mutlaka en yüksek bakiyeye sahip kişiler olmadığını, daha çok paralarının kendileri için ne yapmasını istediklerini net biçimde bilen kişiler olduğunu ifade ediyor.
“Artık gelirimi kendim artırabilirim”
Bloomberg'in görüştüğü 33 yaşındaki Ryan Johnson da bu değişimin kişisel bir örneğini oluşturuyor. Yaklaşık dört yıldır kendi emekliliği için para biriktirmeyen Johnson, buna rağmen mali durumunun beş yıl öncesine göre daha iyi olduğunu düşünüyor.
Johnson, beş yıl önce otel şirketindeki proje yöneticiliği işinden ücretsiz izne çıkarılmıştı. Daha sonra kariyerini değiştirerek kendi finansal danışmanlık şirketini kurdu. İşini kurarken birikimlerinden harcama yapan Johnson, iki yılın sonunda tam zamanlı çalıştığı dönemdeki gelirine ulaşmayı başardı.
Kendi işinde daha fazla müşteri edinerek gelirini artırabileceğini belirten Johnson, daha önce güvenli gördüğü kurumsal kariyerinin kendi kontrolü dışındaki nedenlerle bir anda sona erebildiğini söylüyor. Bu deneyimin ardından gelirini ve geleceğini şekillendirme konusunda daha fazla güven kazandığını belirtiyor.
Milenyum kuşağının finansal durumundaki iyileşme, yaklaşan ABD ara seçimleri açısından da önem taşıyor. Bloomberg'e göre seçmenlerin gündeminde ekonominin yanı sıra özellikle yaşam maliyeti ve satın alma gücü öne çıkarken, milenyum kuşağının finansal koşullarındaki değişim bu başlıkların siyasi etkisini artırabilir.
Kaynak: Gazete Oksijen

