Dünyanın en önemli deniz taşımacılığı boğazlarından birinin abluka altına alınması, Körfez’e yağan füze saldırıları ve hızla yükselen enerji fiyatları doğal olarak küresel piyasalarda kaosu tetikledi.
The Telegraph'ın haberine göre, yaşanan çalkantının büyük bölümü dünya genelindeki borsalarda ve tahvil piyasalarında açık şekilde görüldü. Ancak acı, finansın daha gölgede kalan alanlarında da hissediliyor.
Brookings Institution’da kıdemli araştırmacı olan Robin Brooks geçen hafta Substack’te yazdığı yazıda, “Oynaklık arttıkça piyasaların her köşesindeki yüksek kaldıraçlı pozisyonlar patlıyor. Bana öyle geliyor ki bu cephede bir kırılma noktasına yaklaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Özellikle bir sektör oldukça kırılgan görünüyor: Amerika’nın 3 trilyon dolarlık özel kredi piyasası.
Genellikle “gölge bankacılık” olarak adlandırılan bu alan zaten sorunlarla mücadele ediyordu. Sektör, artan temerrüt oranları ve yapay zeka kaynaklı endişeler nedeniyle yatırımcılardan gelen yoğun para çekme talepleriyle karşı karşıyaydı.
Goldman Sachs’ın eski patronu Lloyd Blankfein, sektörde “yangın” riski bulunduğu uyarısında bulunmuştu.
Şimdi hızla yükselen petrol fiyatlarının bu acıyı daha da artırması kesin görünüyor.
Pahalı petrol pek çok şeyin fiyatını artıracak
Daha pahalı petrol, gıdadan giyime kadar her şeyin fiyatını yükselterek geniş tabanlı enflasyonu tetikleyecek. Bu da daha yüksek faiz oranları ve büyüme üzerinde ağır bir darbe anlamına geliyor. Para vermeye dayalı bir sektör için bunların hiçbiri iyi haber değil.
ING’de kredi stratejisti Timothy Rahill, “Bir çöküş hâlâ temel senaryom değil ancak kesinlikle endişelenmemiz gereken bir risk” diyor.
Özel kredi, bankalar dışında kalan kurumların verdiği kredileri kapsayan bir terim. Bu krediler genellikle yatırımcılardan fon toplayan özel sermaye şirketleri tarafından sağlanıyor.
Sektör son yıllarda hızla büyüdü. Morgan Stanley’e göre 2020’den bu yana 1 trilyon dolardan fazla genişleyerek geçen yılın sonunda toplam 3 trilyon dolara ulaştı. City analistleri bunun 2030’a kadar 5 trilyon dolara çıkabileceğini düşünüyor.
Ancak İran’daki savaş ve ortaya çıkan enerji krizi bu iş modelinin üzerindeki baskıyı artırıyor.
Birçok özel kredi sağlayıcısı kısa vadeli borçlanıp uzun vadeli yatırım yapıyor. Faizlerin düşük olduğu ve düşmesinin beklendiği dönemlerde bu model işe yarıyor. Ancak faizler yükselmeye başlarsa, özel kredi kurumları finansman için ödedikleri faizin kazandıkları faiz gelirinden daha yüksek olduğunu görebilir.
Faiz artırımı beklentisi yükseliyor
Savaşın başlamasından bu yana Brent petrolünün fiyatı yüzde 50’ye yakın artarak varil başına 110 doların üzerine çıktı. Merkez bankaları enflasyon tahminlerini yükseltiyor ve faiz indirimi beklentilerine mesafeli yaklaşıyor. Pek çok yatırımcı artık faiz artışlarının gündeme gelebileceğini düşünmeye başladı.
Brooks, “Bir ay önce kimse bunu beklemiyordu. Bu durum ABD'nin finans piyasasındaki daha kırılgan alanlar için gerçekten istikrarsızlaştırıcı” dedi ve şöyle devam etti:
“Özel kredi tarafında dolaplarda çok sayıda iskelet olduğunu biliyoruz. Piyasanın kırılgan olduğunu düşünüyorum”
CreditSights makro strateji başkanı Zachary Griffiths'a göre özel kredi alanındaki borçlanmaların büyük çoğunluğu değişken faizli kredilerden oluşuyor. Bu kredilerin faizleri piyasa maliyetlerine göre ayarlanıyor. Griffiths'a göre en kötü senaryo sadece faiz indirimlerinin ertelenmesi olsa bile, faizlerin düşmesine güvenen şirketler için bu durum yine de acı verici olacak.
Eğer savaş uzar ve kalıcı bir enerji arz şokuna dönüşürse, özel kredi piyasası çifte darbe alabilir. Hem kendi finansman maliyetleri artabilir hem de kredi verdikleri şirketler baskı altına girerek borçlarını ödemekte zorlanabilir.
Moody’s Analytics baş ekonomisti Mark Zandi, “Savaşın sonuçları, daha zayıf büyüme, muhtemel resesyon ve daha yüksek enflasyon ile faiz oranları, yüksek borçlu şirketler için işleri daha da zorlaştırır” dedi ve ekledi:
“Temerrütlerin ve belki bir noktada iflasların artmasını beklerim. Eğer hangi fay hattının kırılıp depreme dönüşebileceğini düşünüyorsanız, bakılacak yerlerden biri kesinlikle burası”
Fitch Ratings’in izlediği, borcu 500 milyon doların altında olan orta ölçekli şirketler arasında kredi temerrüt oranı 2024’te yüzde 8,1 iken 2025’te rekor seviye olan yüzde 9,2’ye yükseldi.
Bu oran, özel kredi temerrüt oranlarının diğer ölçümlerinden daha yüksek çünkü “gölge temerrütler” olarak adlandırılan vakaları da kapsıyor. Bu durum, şirketler ödeme yapmakta zorlandığında kreditörlerin borç vadelerini uzatması veya borcun hisseyle değiştirilmesi gibi geleneksel temerrüt ölçümlerinde görünmeyen işlemleri içeriyor.
Savaş özel kredi sektörü için en kötü zamanda geliyor.
Geçen sonbaharda otomobil kredisi sağlayıcısı Tricolor ile otomobil parça üreticisi First Brands’ın çöküşü, bu şirketlere kredi veren kurumlarda büyük zararlar yarattı. Bu durum aynı zamanda yatırımcıların gölge bankacılık kredi portföylerinin sağlığı konusunda endişelenmesine yol açtı.
JPMorgan CEO’su Jamie Dimon daha fazla “hamamböceği”nin ortaya çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.
Ardından yapay zeka devriminin özel kredi tarafından desteklenen birçok şirketi tamamen işlevsiz hâle getirebileceğine dair endişeler geldi. Sektörün kredilerinin en az üçte biri teknoloji şirketlerine veriliyor ancak yazılım ürünleri, birkaç basit komutla aynı işi yapabilen yapay zekâ hizmetleri tarafından yerinden edilebilir.
Bloomberg analizine göre yatırımcılar yılın başından bu yana BlackRock, Apollo ve Morgan Stanley tarafından yönetilenler de dahil olmak üzere bir düzineden fazla fondan 13 milyar dolar çekmeye çalıştı. Bunun 4,6 milyar dolardan fazlası para çekme sınırlamaları nedeniyle fonlarda kilitli kaldı.
Özel kredi şirketlerinin hisseleri sert şekilde düştü. Blackstone, Apollo, KKR ve Blue Owl hisseleri bu yıl şu ana kadar sırasıyla yüzde 31, yüzde 25, yüzde 30 ve yüzde 41 geriledi.
Rahill, “Karşımızda baskı altında olan bir piyasa var” dedi.
Para çıkışı şimdilik para çekme sınırları sayesinde durduruldu. Ancak bu sınırlar sadece üç ay geçerli ve çoğu kişi bu sınırlama kalktığında para çekme taleplerinin sona ereceğini düşünmüyor.
Raymond James’ten Sunaina Sinha Haldea, “İran çatışmasının yatırımcı duyarlılığındaki bozulmayı hızlandırdığı konusunda hiç şüphe yok. Özellikle de bireysel yatırımcıların duyarlılığında bozulma var ve bu maalesef bir kısır döngü” şeklinde konuştu.
Rahill ise şu ifadeleri kullandı:
“Bu fonlar üzerinde devam eden geri ödeme baskısı kaçınılmaz görünüyor”
Bu durum aylarca sürerse fonlar büyük miktarda nakit kaybedecek. Sorunu daha da karmaşık hâle getiren şey ise fonların portföyündeki kredilerin likit olmaması. Fonlar yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamak için bu varlıkları kolayca nakde çeviremiyor. Bunun yerine ABD’deki bölgesel bankalardan kredi hatlarına başvurmak zorunda kalacaklar.
Rahill, “Bu durum o bankalar üzerinde ciddi baskı yaratacak” şeklinde konuştu.
İran savaşı başlamadan önce Moody’s Analytics’e göre ABD’nin önümüzdeki 12 ay içinde resesyona girme olasılığı ocak ayında yüzde 35 iken şubat ayında yüzde 49’a yükselmişti. Bu artışın arkasında zayıflayan iş gücü piyasası vardı.
Zandi’ye göre daha yüksek petrol fiyatları resesyon ihtimalini daha da artıracak.
Bu durum özel kredi için bilinmeyen bir alan anlamına geliyor.
Pimco’da çoklu varlık kredi stratejisti Lotfi Karoui, “Eğer bu durum tam anlamıyla bir resesyon şokuna dönüşürse temerrütler patlayacaktır. Bu muhtemelen bu varlık sınıfı için ilk gerçek sınav olacak” dedi.
Covid şoku büyüktü ancak o dönemde geniş çaplı devlet destekleri vardı ve özel kredi sektörü bugünkü büyüklüğünün yalnızca küçük bir kısmıydı.
Sektörde önemli bir başarısızlık yaşanması durumunda etkileri geniş çaplı olacak.
Yaşanacak kriz ABD ile sınırlı kalmaz
Brooks, “ABD’de özel kredi patlarsa bunun Avrupa’ya da büyük etkileri olur” dedi.
En büyük soru savaşın ne kadar süreceği.
Griffiths, “Bu durumda ne kadar uzun süre kalırsak özel kredi ve genel ekonomi için risk o kadar büyür ve kırılganlık o kadar artar” ifadelerini kullandı.
