26 Mayıs 2024, Pazar Gazete Oksijen
Haber Giriş: 21.05.2021 06:00 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:15

“Aşk insanda keşfetme arzusu doğuruyor”

Zeynep Göğüş üçüncü romanı Yok Çünkü Telafisi’de okuru köksüzlük ve aşk üzerine bir tarihi yolculuğa çıkarıyor
“Aşk insanda keşfetme arzusu doğuruyor”
Zeynep Göğüş üçüncü romanı Yok Çünkü Telafisi (Everest Yayınları) ile bu kez bizleri Abdülhamid’in tıraş sehpası eşliğinde tarih sayfalarında bir yolculuğa çıkarıyor. Romanın ana karakteri gazeteci Murat, Brüksel’de Türkiye-AB ilişkileri muammasının ortasında kendine tarih yaratma çabasında iken, bitpazarından aldığı tıraş sehpasıyla kendini “hatıratını”, şanlı kök ve aile tarihini yazdırmak isteyen Oğuz Göker’in evinde buluyor. Sadece evinde de değil; Göker’in hayatının muammasında, çarpıttığı kök tarihinde, karısı Sitare’nin sessizliğinde ve kızı Handan’ın kara kutusunda…

Mekanları iyi bildiğim yerlerden seçtim

Yok Çünkü Telafisi’nin sizdeki çıkış noktası neydi? Tarihin farklı yüzlerine bakma isteği. Romanın merkezine toplumsal ve kişisel tarihin nasıl inşa edildiğini koyarak çıktım yola. Devletlerin tarih yazımı ile bireylerin yaşam öykülerini kurgulayışı arasında paralellikler olduğunu düşünüyorum. Bu paralellik üzerine düşünme arzum temel motivasyonumdu. İnsanların nesnelerle kurduğu ilişkiler, kuşaklararası aktarım ve yazma eylemi üzerine ise epeydir düşünüyordum.   Rumeli ve Gaziantep kültürlerinin buluştuğu bir aile ortamında büyüdünüz. İstanbul ve Brüksel arasında yaşadınız. Romanı okuduğumda, hayatınızdaki coğrafi mekânların yer aldığını gördüğümde, her ne kadar yazarla karakter arasında ortaklık kurmak istemesem de bu ister istemez oldu. Üstelik romanın ana karakteri Murat da Brüksel’de gazeteci... Mekânı olarak iyi bildiğim yerleri seçtim. Brüksel benim yaşamımda İstanbul kadar, Ankara kadar belirleyici bir yere sahip. Gaziantep’te yaşamadım ama baba memleketim. İlk romanım Işık Ülkesinden’de anne tarafımın geldiği Rumeli’den yola çıkmıştım. O romandaki zeytinlikler ikinci romanım Zeytin Kuşu’na mekân ve doğayı sahiplenme olarak sarktı. Yok Çünkü Telafisi’nde sıra Kudüs’ten Urfa’ya uzanan bir hatta, baba memleketi olan Antep’i de işin içine katmaya gelmişti. Murat karakterinin de benim gibi Brüksel’de gazetecilik yapması, bahsettiğiniz türden bir özdeşlik kurulmasına yol açabilir elbette.  Romandaki “İnsan yazarken dönüşürmüş çünkü aynı zamanda kendisiyle yüzleşirmiş” cümlesinden yola çıkarak, sizin bu cümleyi ne kadar yaşadığınızı merak ediyorum…  Çok! Yazarken kendinizi serbest bıraktığınızda bilinçdışınızdan dökülenler bilincinde olmadığınız duygularınız, düşünceleriniz olarak karşınızda dikiliyor. Bu da düşünmeyi getiriyor. Böyle bir süreç yaşayan biri ister istemez dönüşür. Yazmanın en güzel taraflarından biri bu.

Yazar başkasına bakıp kendini gözlemler 

Kahramanımız Murat’ın kendini sorguladığı bir bölüm var: “bitpazarlarında dolaşıp kendime tarih mi yaratmaya çalışıyordum” diye soruyor. Başkalarının tarihlerinin derinliklerine inmeye çalışıp yer yer kendi tarihiyle de yüzleşiyor sanki... Evet, tıpkı bir yazar gibi. Yazar başkalarının hikayesine yakından baktıkça kendini onlar üzerinden yeniden gözlemlemiş oluyor. Öteki kişiler bir tür ayna tutmuş oluyor ona. Murat’ın Oğuz Göker’in köklü ailesinin tarihini yazarken karşılaştığı sırlar, aile ilişkileri, ülke ve dünya tarihi ile bu ailenin geçmişi arasındaki bağlar, Murat’ı da hem kendi kişisel hikayesini hatırlamaya hem de tarih yazımı, kuşaklararası aktarım, kurmaca ve yazma eylemi üzerine düşünmeye sevk ediyor. Düşüncelerini derinleştirmesinde en büyük pay ise kuşkusuz ki Oğuz Bey’in kızı Handan’a duyacağı aşk. Çünkü aşk birine herkesin baktığı gibi bakmamanızı sağlar. Onu araştırmanıza, merak etmenize, keşfetme arzusu duymanıza yol açar. 

Edebiyat dayanma gücü veriyor

Romanın “10 yıl sonra” bölümü sizin hayatınıza benziyor; artık Türkiye’de yaşıyorsunuz, gazeteciliği bıraktınız ve sadece edebiyata yöneldiniz… Kendinizi nasıl hissediyor, edebiyattan nasıl bir güç alıyorsunuz? Gazeteciliği bırakıp edebiyata dönme anlamında evet, fakat otobiyografik ögeler taşıyan bir roman değil Yok Çünkü Telafisi. Ona da sıra gelir belki. 80’lerden sonra gitmeli gelmeli bir ilişkim oldu Brüksel’le. Roman yazma fikri yıllardır aklımdaydı. Beş yıldır tam zamanlı edebiyatla uğraşıyorum. Olup bitene dayanma gücü veriyor edebiyat. Yazabildiğim için evrene şükrediyorum ve kendimi şanslı hissediyorum.  Yok Çünkü Telafisi/ Zeynep Göğüş/ Everest Yayınları.