23 Mart 2026, Pazartesi
Haber Giriş: 23.03.2026 20:50 | Son Güncelleme: 23.03.2026 20:55

Enerji altyapısına yönelik saldırılar savaşı yeni bir evreye taşıdı

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaşta tehdit, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ötesine geçti. Katar başta olmak üzere Körfez’deki enerji altyapısına yönelik saldırılar, doğalgaz arzını, taşımacılığı ve küresel ekonomiyi yıllara yayılabilecek bir krizle karşı karşıya bıraktı
Fotoğraf: Lauren DeCicca/New York Times
Fotoğraf: Lauren DeCicca/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Patricia Cohen / New York Times

Oyun değişti.

ABD ile İsrail’in İran’a saldırdığı andan itibaren, küresel ekonomi açısından en çok konuşulan kâbus senaryosu, dünyanın petrol akışı açısından en önemli boğaz noktası olan Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıydı.

Ancak çok daha farklı ve daha ürkütücü bir kâbus şekillenmeye başladı: Basra Körfezi bölgesinin enerji üretiminin belkemiğine doğrudan saldırılar düzenlenmesi ve dünyanın doğalgazının kritik bir bölümünü sağlayan tesislerde milyonlarca dolarlık uzun vadeli hasar ortaya çıkma ihtimali.

Artık yetkililer ve ekonomistler, savaşın günler ya da haftalar sürüp sürmeyeceğini tartışmak yerine, etkilerinin aylar ve yıllar boyunca sürebileceğini konuşuyor.

Eski bir ABD diplomatı ve Enerji Bakanlığı yetkilisi olan David Goldwyn, “Geçici bir önlem olan geçişi durdurma noktasından, uzun vadeli etkiler yaratan altyapıya saldırı aşamasına geçtik” dedi.

Savaşın bu yeni aşaması Çarşamba günü, İran’ın Katar’daki dev enerji kompleksi Ras Laffan’a misilleme amaçlı füze saldırısı düzenlemesiyle başladı. Bu tesis, evleri ısıtmak, yemek pişirmek, fabrikalara enerji sağlamak ve Asya ile Avrupa genelinde elektrik üretmek için kullanılan, taşınabilir bir yakıt olan dünyanın sıvılaştırılmış doğalgazının (LNG) yaklaşık beşte birini üretiyor.

İran, Perşembe günü Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’daki diğer rafinerileri ve gaz tesislerini de vurdu. Bu saldırılar, İsrail’in İran’ın Güney Pars doğalgaz sahasına düzenlediği saldırının ardından geldi.

Yetkililer ve çalışanlar hâlâ enkazı inceliyor ve hasarın tam boyutu henüz belirlenmiş değil. Buna rağmen Katar Enerji Bakanı Saad Sherida al-Kaabi, Perşembe günü yaptığı açıklamada onarımın beş yıla kadar sürebileceğini ve bunun ülkenin ihracat kapasitesini yüzde 17 azaltacağını söyledi.

Bu saldırılar, İran’ın zayıflıklarına rağmen küresel ekonomi üzerinde çok büyük bir kaldıraç kurduğunu gösterdi. Goldwyn, İranlıların son derece gelişmiş ve pahalı füze sistemlerine karşı küçük ölçekli ve düşük maliyetli silahlar kullanarak, “Körfez genelindeki altyapıya saldırabilecek uzun vadeli bir tehdit oluşturduklarını gösterdiklerini” söyledi.

Hâlâ belirsiz olan çok şey var. Sahadaki gelişmeler ve siyasi liderlerin kapalı kapılar ardındaki hesapları baş döndürücü bir hızla değişiyor. Saldırılar, kritik enerji altyapılarını hedef alan yeni hamlelerle daha da tırmanacak mı? Boğaz ne kadar süre kapalı kalacak? Savaş ne kadar sürecek? Çatışmalar bittikten sonra ne olacak?

Şu anda, Basra Körfezi’ndeki birçok enerji tesisi faaliyetlerini askıya almış olsa da bunların büyük bölümü fiziksel olarak ayakta.

Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi’nin kurucu direktörü Jason Bordoff, “Hâlâ öyle bir noktadayız ki, boğaz yarın açılsa bölgedeki enerji üretiminin büyük kısmı makul ölçüde hızlı bir şekilde yeniden devreye alınabilir” dedi ve bunun birkaç ay sürebileceğini belirtti.

Ancak saldırılar devam ederse durumun her an değişebileceğini de ekledi.

Küresel ekonomi daha tehlikeli bir yola girmek üzere

Net olan şu ki, dünyanın enerji arzı ve deniz taşımacılığı sektörü üzerindeki bu baskının yarattığı hasar, küresel ekonomiyi farklı ve daha tehlikeli bir yola sokma potansiyeline sahip.

Michigan State Üniversitesi’nde tedarik zinciri yönetimi profesörü olan Jason Miller, “Bu, tarih boyunca gördüğümüz açık ara en büyük ham petrol ve rafine ürün kesintisi. Petrol her şeyin içinde var” diyen Miller, bu nedenle enflasyonist etkinin çok büyük olabileceğini söyledi.

Enerji danışmanlık şirketi Wood Mackenzie’nin analistleri, savaş öncesinde yaklaşık 73 dolar seviyesinde olan petrolün varil fiyatının 2026’da 200 dolara çıkmasının ihtimal dışı olmadığını belirtti.

Miller, “Enerji fiyatları bu seviyeye çıkarsa ekonomilerin resesyona girmeye başlamayacağını düşünemiyorum” dedi.

Daha yüksek enerji fiyatları genellikle ekonomik büyümeyi yavaşlatır, işsizliği artırır ve enflasyonu hızlandırır.

Ayrıca farklı şekilde işlenen motorin ve jet yakıtı fiyatlarının, sürücülerin pompadan satın aldığı benzine kıyasla genellikle daha hızlı yükseldiğini de not etmek gerekir. Bu da malların dünya genelinde uçak, gemi ya da kamyonla taşınması üzerinde orantısız bir etki yaratır.

Bu yüksek enerji fiyatları, sonunda dünya genelinde alınıp satılan neredeyse her avokadonun, otomobilin, spor ayakkabının, cep telefonunun ve ilacın fiyatını artırabilir.

Bazı bölgelerde taşımacılık şirketleri aynı zamanda hızla yükselen navlun fiyatları, kapanan rotalar, mahsur kalan gemiler, uzun dolambaçlı güzergâhlar ve yüksek riskli sigorta primleriyle de mücadele etmek zorunda kalıyor.

Basra Körfezi’nde binlerce gemi yığılmış durumda. Maersk ve CMA CGM gibi taşımacılık şirketleri de müşterilerine, konteynerleri en yakın uygun limanda boşaltma haklarını saklı tuttuklarını bildirdi. İlave maliyetler ise müşterilere yansıtılacak.

Petrolün yükselişi manşetleri daha çok süslese de, geçen hafta Körfez’de yoğunlaşan çatışmaların ekonomik sonuçlarının merkezinde birçok bakımdan doğalgaz arzı bulunuyor.

Sıvılaştırılmış doğalgaz yani LNG işleme tesisleri, petrol tesislerine kıyasla çok daha az sayıda. Dünyanın en büyüğü olan Katar’daki tesis haftalardır çalışmıyor ve hasar görmüş durumda. Bu durum, gübre ve yarı iletken çip üretiminde kullanılan doğalgaz yan ürünü helyum gibi kritik maddelerin fiyatını ve bulunabilirliğini de etkiliyor.

Rystad Energy kıdemli analisti Jan-Eric Fahnrich, etkinin yalnızca gaz sahalarındaki hasarla sınırlı olmadığını söyledi. Ona göre güvenli olduğu varsayılan kritik Körfez enerji altyapısı artık kırılgan olarak kabul ediliyor. Artık bir emsal oluşmuş durumda.

© 2026 The New York Times Company