22 Nisan 2024, Pazartesi
Haber Giriş: 17.12.2021 04:40 | Son Güncelleme: 23.02.2022 21:35

Geçmişi bugüne getiren kadraj!

Sanatçı Dawoud Bey, eski Louisiana şeker kamışı tarlalarını gösteren çalışmasıyla sesleniyor: Fotoğraflarla bugünkü ırk tartışmalarını gündemde tutmak istedim…
Geçmişi bugüne getiren kadraj!

Aylarca Louisiana’daki eski plantasyon alanlarının manzara fotoğraflarını çektikten sonra Covid-19 nedeniyle fotoğrafçılığa ara verip karantinaya girmiştim. Hemen ardından George Floyd cinayeti yaşandı. Floyd’un beyaz bir polis memuru tarafından katli, aylarımı geçirdiğim ortamın içine işlenmiş tarihin bir yankısıydı. Louisiana’ya döndüğümde, tarihi unutmakla en çok kendimize zarar verdiğimize dair kanaatim pekişti. Bu gerçeği çalışmalarımda hatırlatmakla, geçmişin korkunç ve ilgi gösterilmemesi halinde hortlayabilecek parçalarının varlığına karşı duyarlılık sağladığımızı düşünüyorum.

Bir yıl için kendimi karantinaya aldım

Pandeminin ortaya çıktığı 2019 yılında Louisiana’da uzun süre kalıp ressamlığa ve fotoğrafçılığa devam ettim. Amacım her zamanki gibi Afrika kökenli Amerikalıların tarihiyle bir bağ kurmak, bu kadim gerilim ve travmaların bize sadece geçmişi göstermediğini, çağdaş dünyada da yankı bulduğunu anlatmanın yollarını bulmaktı. Takip eden bir yıllık dönemde kendimi karantinaya aldım. Eserimin güncel anlamı üzerine daha derin düşünmemi sağlayacak zaman ve alan buldum. Mississippi Nehri’nin batı kıyılarındaki Evergreen, Destrehan, Laura, Oak Alley ve Whitney plantasyonlarında araştırmalar yapıp manzara fotoğrafları çekmeye başladım. Buraları (şeker kamışı tarlaları, baraka, bataklık ve ağaçlar) tercih ettim çünkü Amerika ile siyahi vatandaşları arasındaki temel ilişkiyi kuran bölgeleri daha görünür hale getirmek ve bu sorunlu ilişkiyi güncel ırk tartışmaları içinde gündemde tutmak istiyordum. Bugünü açıklamak için tarihe bakmak çoğu zaman işe yarar. Köleleştirilmiş siyahların sömürüsünün hikayesi de aynı işlevi görebilir. Bu insanlar Amerika’nın plantasyonlarında zorla çalıştırılan, esir alınmış ücretsiz iş gücüydü. Siyahilerin sömürüldüğü, gözden çıkarılabilir görüldüğü bu ilişkiden Floyd’un öldürülmesine dosdoğru bir çizgi çekilebilir. Floyd’un Minneapolisli bir polis memuru tarafından canice katledilmesi, şimdilerde fotoğrafladığım plantasyonlardaki köleleştirilmiş Afrika kökenli Amerikalıların maruz bırakıldığı gaddarlığı ve zulmü yankılıyor. Bu bir yılın ardından aklımda bir tek soru var: George Floyd cinayetine verilen küresel tepkiden sonra, bugün yaşadığımız ülke eskisinden çok farklı bir yere dönüşmüş olabilir mi?