Vivian Nereim / New York Times
Suudi Arabistan'da son on yılı aşkın sürenin en ölümcül saldırısının ardından Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Yemen'deki İran destekli Husilerin ülkesine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemesini durdurmanın bir yolunu bulması için giderek artan bir baskıyla karşı karşıya.
Ancak analistlere göre Suudi Arabistan'ın fiili lideri olan Veliaht Prens'in önünde çok az seçenek var. Muhammed bin Selman, on yıl önce öncülük ettiği ve felaketle sonuçlanan savaşın ardından daha da güçlenen bir düşmanla asimetrik bir çatışmanın içinde bulunuyor.
Husiler, geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki uluslararası havalimanına üç ölümcül saldırı düzenledi. Bunlar arasında cumartesi günü bir yolcu terminaline gerçekleştirilen, en az 12 kişinin ölümüne ve çoğu ağır olmak üzere 300'den fazla kişinin yaralanmasına yol açan saldırı da bulunuyor. Saldırı nedeniyle yetkililer havalimanındaki faaliyetleri durdurmak zorunda kaldı. Suudi yetkililer saldırının niteliğine ilişkin ayrıntı vermedi. Ancak saldırı hakkında bilgilendirilen bir Körfez ülkesi yetkilisi ile bir ABD'li yetkili, Husilerin havalimanındaki bir terminali seyir füzesiyle vurduğunu söyledi.
Saldırılar, Suudi Arabistan'ın Yemen'de yürüttüğü ve bugüne kadar ülke sınırlarının uzağında kalan savaşı kendi topraklarına taşıdı. Böylece Suudi Arabistan'daki siviller, komşu Yemen'e yönelik Suudi Arabistan öncülüğündeki yıllarca süren bombardıman boyunca büyük ölçüde korudukları güvenlik duygusunu kaybetti.
Husiler, saldırılarının misilleme olduğunu söylüyor. Saldırılar, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan'ı dışa kapalı ve petrole bağımlı bir ülkeden küresel bir iş ve turizm merkezine dönüştürme hedeflerinin tam kalbini vurdu.
Veliaht Prens'in önünde kolay bir çıkış yolu bulunmuyor. Analistlere göre talepleri giderek artan Husilerle siyasi bir çözüme ulaşmak daha da zorlaşırken, grubu askeri yöntemlerle yenilgiye uğratma girişiminin başarılı olması da pek olası görünmüyor. Kaybedecek fazla şeyi olmayan grup, kendisinden daha güçlü düşmanlarla defalarca karşı karşıya gelmesinin ardından savaş konusunda giderek daha deneyimli ve dirençli hale geldi.
Suudi Arabistan, Husilerle mücadelede ABD'den hedef belirleme desteği ve havada yakıt ikmali dahil önemli oranda askeri yardım alıyor. ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günkü saldırının ardından çatışmaya daha doğrudan müdahale etme konusunda "bir karar vereceğini" söyledi. Ancak Trump geçen yıl Husilere karşı bir bombardıman harekatı yürütmüş ve ABD'nin yalnızca ilk ayda yaklaşık 1 milyar dolar değerinde silah ve mühimmat tüketmesinin ardından kısa sürede zafer ilan etmişti.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Middle East Institute'ta Suudi Arabistan uzmanı olan F. Gregory Gause, "Suudiler için tek gerçekçi çözüm, ABD'nin İranlıları genel anlaşmanın bir parçası olarak Husilerin çatışmaları sona erdirmesini sağlamaya ikna ettiği bir İran-ABD savaşının sona ermesidir" dedi. Gause, "Ne yazık ki Suudiler açısından Başkan Trump'ın onları ne kadar dinlediği belli değil" ifadelerini kullandı.
Araştırma kuruluşu International Crisis Group'un Körfez ve Arap Yarımadası Projesi Direktörü Yasmine Farouk ise Suudi Arabistan hükümetinin çatışmayı sona erdirecek bir anlaşma için müzakerelere başlamadan önce grubu zayıflatmaya çalışacağını söyledi.
Farouk'a göre Suudi Arabistan açısından Husiler bu tür saldırılar düzenleme kapasitesini hala korurken müzakerelere başlamak için çok erken.
Son günlerde Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, hava yolu şirketlerine ve yolculara Suudi Arabistan'daki havalimanlarını kullanmamaları yönünde defalarca uyarıda bulundu ve bu havalimanlarını "güçlerinin operasyon sahası" ilan etti.
Havalimanına yönelik saldırılar, Suudi Arabistan'da düzenlenmesi planlanan birçok büyük siyasi ve ticari etkinliğin hemen öncesinde gerçekleşti. Bunlar arasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülük ettiği, dünya liderlerinin, milyarderlerin ve şirket yöneticilerinin geleneksel olarak Riyad'a akın ettiği yıllık yatırım zirvesi de bulunuyor. Üst düzey konukların artık etkinliğe katılacak kadar kendilerini güvende hissedip hissetmeyecekleri belirsiz.
Gause, "Suudiler açısından sorun, Husi saldırılarının kendi altyapılarında yarattığı zararın, karşı tarafta yarattıkları zarardan daha büyük olması" dedi. Gause, "Riyad Havalimanı'na yönelik bir saldırı, ülkeye yatırım yapmayı düşünen birinin kararını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir" ifadelerini kullandı.
Buna karşılık, Husilerin kontrolündeki Yemen'in başkenti Sana'nın büyük bir bölümü zaten yıkılmış durumda.
Cumartesi günkü saldırı, 2015 yılında bir camiye düzenlenen intihar saldırısından bu yana Suudi Arabistan'da gerçekleşen en ölümcül saldırı oldu. Aynı zamanda şubat ayında ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın başlangıcından bu yana herhangi bir Körfez Arap ülkesinde meydana gelen en ölümcül saldırı olarak kayıtlara geçti.
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilim, temmuz ayında Sana Uluslararası Havalimanı'nın bir hava saldırısıyla vurulmasının ardından tırmanmaya başladı. Milis grubu, saldırıyı Suudi Arabistan'ın düzenlediğini öne sürdü. Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti ise saldırının sorumluluğunu üstlenerek, izinsiz bir İran uçağının inişini engellemek amacıyla harekete geçtiğini açıkladı. Ancak analistler, mali ve askeri destek açısından büyük ölçüde Suudi Arabistan'a bağımlı olan Yemen hükümetinin kendi başına hareket etmiş olmasının pek olası olmadığını belirtiyor.
Bu saldırının ardından, Suudi Arabistan'ın uyguladığı hava sahası kısıtlamalarından uzun süredir rahatsızlık duyan Husiler, "ablukaya karşı abluka" politikası uygulamayı amaçladıklarını duyurdu. İran savaşının Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatları aksatmasının ardından Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı için önemli bir alternatif güzergah haline gelen Kızıldeniz'de Suudi gemilerine ambargo ilan ettiler.
Yemen'deki iç savaş yeniden alevlendi ve Husiler ile Suudi Arabistan destekli Yemen hükümetine bağlı güçler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Bu gelişmeler, geçen hafta Yemen hükümetinin Husilere karşı yeni bir taarruz başlattığını duyurmasıyla doruğa ulaştı. Hükümet, Husileri son 12 yılda ele geçirdikleri topraklardan çıkarmayı vadetti. Suudi Arabistan da hükümeti desteklemek amacıyla yeni bir bombardıman harekatı başlattığını açıkladı.
Çatışmaların giderek tırmanmasına rağmen Suudi yetkililer, ülkede hayatın normal seyrinde devam ettiği izlenimini korumaya çalıştı. Yetkililer, iki ölümcül saldırının ardından Riyad Havalimanı'nı açık tutarken, ancak cumartesi günü çok sayıda can kaybı ve yaralanmanın yaşandığı saldırının ardından havalimanını kapattı.
Yemen merkezli araştırma kuruluşu Sana Center'ın kıdemli araştırmacısı Abdulghani el-İryani, "Suudiler, kendilerinin büyük bir krallık olduğunu ve derme çatma bir milis gücünün güvenliklerini tehdit etmesinin mümkün olmadığını iddia ediyordu" dedi.
El-İryani, "Bu görüntü tamamen paramparça olmuş olmasına rağmen hala o görünüşü korumaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.
© 2026 The New York Times Company