Michael D. Shear ve Stephen Castle / The New York Times
Dumbarton, Glasgow yakınlarında, Clyde Nehri kıyısında uzanan sakin ve manzaralı bir sahil kasabası. Bölgeyi 1999’dan bu yana İskoç Parlamentosu’nda İşçi Partili siyasetçi Jackie Baillie temsil ediyor. Ancak kasaba sakinlerine göre bu hafta her şeyi değiştirebilir.
Kasabadaki parklardan birindeki kafede oturan 98 yaşındaki Willie Henderson, “Siyasetçilere olan güvenimi tamamen kaybettim” dedi.
Yerel viski damıtımevinde 30 yıl çalıştığını anlatan Henderson, “Hepsi göreve iyi niyetle geliyor ama sonra sadece kendi ceplerini dolduruyorlar. Rahatın içinde yaşıyorlar” ifadelerini kullandı.
Perşembe günü İskoçya ve Galler’de seçmenler ulusal parlamentolar için oy kullanacak. İngiltere’nin birçok bölgesinde ise yerel meclis seçimleri yapılacak.
Babası hayatı boyunca İşçi Partisi’ni desteklemiş olsa da bu kez bağımsız bir adaya oy vermeyi düşündüğünü söyleyen Henderson, “Gökyüzü mavi, hava güneşliyse siyasetçilerin ne yaptığı çok da umurumda değil” dedi.
Kamuoyu yoklamalarına göre özellikle görevdeki siyasetçilere yönelik memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığı Birleşik Krallık genelinde hızla yayılıyor. Bu durumun, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi için ciddi bir seçim hezimetine yol açabileceği değerlendiriliyor.
Oyların cumartesi gününe kadar sayılmasıyla birlikte Starmer’ın partisi, binlerce yerel yarışta üçüncü sıraya hatta daha alt sıralara gerilemiş olabilir.
Araştırma şirketi More in Common’ın direktörü Luke Tryl, “Bu, geleneksel iki partili sistemin tamamen çöküşü anlamına geliyor. İnsanlar artık ‘Mevcut düzenden memnun değilim’ diyor” ifadelerini kullandı.
Starmer seçimlerde doğrudan aday değil ve ülkede genel seçimlerin 2029’a kadar yapılması gerekmiyor. Ancak anketlerde Britanya tarihinin en az popüler başbakanlarından biri olarak gösterilmesi nedeniyle perşembe günkü oylama, liderliği açısından bir güven oylaması olarak görülüyor.
Uzmanlara göre seçmenler, İşçi Partisi ve onun geleneksel rakibi Muhafazakâr Parti yerine giderek daha fazla alternatif partilere yöneliyor. Bu durum, Britanya siyasetinde son kuşağın en büyük dönüşümlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bu değişimin en büyük kazananları arasında, Nigel Farage liderliğindeki sağ popülist Reform UK ile çevreci ve sol çizgideki Green Party öne çıkıyor. Farage, ABD Başkanı Donald Trump’ın destekçileri arasında yer alıyor.
Anketler, “Tories” olarak bilinen Muhafazakâr Parti’nin son iki yılda yaşadığı büyük kayıpların ardından sandalye kaybetmeye devam edeceğini gösteriyor. Bir dönem Britanya siyasetinin “Demir Leydi”si Margaret Thatcher tarafından yönetilen partinin bazı bölgelerde dördüncü hatta beşinci sıraya kadar düşebileceği belirtiliyor.
Jane Green ise “Bu, iki büyük partiye yönelik temel bir reddediş ancak bir anda ortaya çıkmış değil. Asıl soru şu: İnsanlar artık sadece protesto mu ediyor, yoksa geri dönüşü olmayan bir noktaya mı geldiler?” değerlendirmesinde bulundu.
Farage, göç karşıtı Reform UK için tarihi seviyede destek beklediğini söylüyor. Eylül ayında Yeşiller Partisi liderliğine gelen eski hipnoterapist Zack Polanski ise partisinin İşçi Partisi’nden uzaklaşan liberal seçmenler için gerçek adres haline geldiğini savunuyor. İskoçya, Galler ve İngiltere’deki diğer partilerin yükselişi de seçmen tabanını daha parçalı hale getiriyor. Bu hafta Kuzey İrlanda’da ise seçim yapılmıyor.
Starmer açısından tablo o kadar olumsuz görülüyor ki, İşçi Partisi içindeki bazı rakiplerinin aylardır liderlik değişimi senaryoları üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
Galler’de “insanlar artık İşçi Partisi’nden memnun değil”
Tredegar’da, Cardiff’in kuzeyindeki bu eski maden ve demir işçiliği kasabasında, İşçi Partisi’nin tarihsel kahramanlarından biri olan Aneurin Bevan’ın duvar resmi dikkat çekiyor. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan ücretsiz sağlık sistemi NHS’nin mimarı olan Bevan’ın portresi, doğduğu sokağın yakınındaki bir binanın duvarında yer alıyor.
Emekli çelik işçisi ve İşçi Partisi destekçisi Melvyn Williams, geçmişte bölgede İşçi Partisi’nin koşulsuz destek gördüğünü anlatarak, “Bir eşeği aday gösterip yakasına kırmızı rozet taksanız bile insanlar ona oy verirdi” dedi. Williams, bu sözlerle partinin geleneksel kırmızı rengine ve kasabadaki tarihsel sadakate gönderme yaptı.
Ancak artık durumun değiştiği belirtiliyor.
Kamuoyu yoklamalarına göre seçmenler, Galler’in kendi parlamentosu olan Senedd’da İşçi Partisi’ni ilk kez çoğunluktan mahrum bırakmaya hazırlanıyor. Galler’in bağımsızlığını savunan sol çizgideki Plaid Cymru ile Reform UK ilk sırayı almak için yarışıyor.
Tredegar’da 18 yılı aşkın süredir kuaför salonu işleten 53 yaşındaki Claire Markey ise “Burası geleneksel olarak İşçi Partisi bölgesi ama insanlar şu an partiden memnun değil” dedi.
Kuaför koltuğunda saçını kestiren 83 yaşındaki emekli madenci David Jones da hayatı boyunca İşçi Partisi’ne oy verdiğini ancak bu seçimde Reform UK’yi destekleyeceğini söyledi. Jones, “İşçi Partisi adayları da diğer siyasetçiler gibi dünyayı vaat ediyor ama hiçbir şey sunmuyor” ifadelerini kullandı.
Caerphilly’deki seçim ofisinde konuşan Reform UK’nin bölgedeki önde gelen adayı Llyr Powell ise “Bu, İşçi Partisi’ni yenmek ve iz bırakmak için bir fırsat” dedi.
Bölgede yabancı doğumlu nüfus görece düşük olmasına rağmen Powell, göç meselesinin seçmen açısından temel konulardan biri olduğunu savundu. “İnsanlar bunu hissediyor ve doğrudan görüyor” diye konuştu.
İngiltere’de Reform UK'in yükselişi
İngiltere’de yerel yönetimlerin bel kemiğini belediye meclisleri oluşturuyor. Bu meclisler çöp toplama hizmetlerinden kütüphanelerin işletilmesine, yolların bakımından altyapı çalışmalarına kadar birçok temel hizmetten sorumlu. Belediyeler finansmanlarını merkezi hükümetten aldıkları kaynakların yanı sıra, hane halkı ve işletmelerden topladıkları emlak vergileriyle sağlıyor.
Perşembe günü seçmenler, kasabalarda, kırsal yerleşimlerde ve büyük şehir bölgelerinde görev yapacak belediye meclisi üyelerini belirlemek için sandık başına gidecek. Seçime konu olan yaklaşık 5 bin sandalyenin 2 bin 196’sı hâlihazırda İşçi Partisi’nin kontrolünde bulunuyor. Ancak anketler partinin bu sandalyelerin dörtte üçünü ya da daha fazlasını kaybedebileceğini gösteriyor.
Bu olası kayıpların arkasındaki nedenler ise bölgeden bölgeye değişiyor.
Londra’dan uzak küçük kasabalarda göç konusundaki endişelerin, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’ne desteği artırdığı belirtiliyor.
Buna karşılık başkent Londra’nın bazı merkezi bölgelerinde ise Zack Polanski liderliğindeki Green Party’nin ilerici seçmenler arasında güç kazandığı ifade ediliyor.
Bu seçmenlerin önemli bir kısmının Başbakan Keir Starmer’ın merkezci ekonomi politikalarından, göç konusundaki sert yaklaşımından ve Filistin haklarına yeterince güçlü destek vermediği algısından rahatsız olduğu belirtiliyor.
İskoçya’da İşçi Partisi’nin gerilemesi milliyetçilerin işine yarıyor
Jackie Baillie, temsil ettiği Dumbarton’da çeyrek asırdan uzun süredir milletvekilliği yapıyor. Ancak Baillie’nin seçimleri kaybetmesi, İşçi Partisi’nin İskoçya’daki gerileyişinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Dumbarton’da yaşayan 60 yaşındaki sosyal hizmet çalışanı James Curry, geçmişte Birleşik Krallık’tan bağımsızlık kampanyası yürüten ve yaklaşık 20 yıldır İskoç Parlamentosu’nu yöneten Scottish National Party’ni desteklediğini söyledi. Ancak bu seçimde kime oy vereceği konusunda kararsız olduğunu belirtti.
Curry, “Artık iktidarda yeterince kaldıklarını düşünüyorum ve verdikleri sözleri tutup tutmadıklarından emin değilim” dedi. Curry, İskoçya’daki Ulusal Sağlık Sistemi ve eğitim alanındaki sorunlardan duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi.
Ancak kesin olarak bildiği bir şey olduğunu vurgulayan Curry, Reform UK’ye oy vermeyeceğini söyledi.
Partinin göç karşıtı söylemine ve İskoçya’daki liderinin yaptığı iddia edilen homofobik şakaya değinen Curry, “Buna inanmıyorum. Bence üzerlerinde taşıdıkları çok fazla yük var” ifadelerini kullandı.
Edinburgh’da ise Lorna Jane Slater, şehrin liberal bölgelerinden birinde Green Party adına seçim kampanyası yürütüyor. Ay başında röportaj verdiği kahve dükkânının çevresinde Filistin yanlısı afişler ve çevre mesajlarının yer aldığı posterler dikkat çekiyordu.
Slater, yaşadığı bölgeyi anlatırken “Burada genellikle gençler, iyi eğitimli insanlar, kiracılar ve araba sahibi olmayan kişiler yaşıyor. Daha iyi toplu taşıma ve daha iyi bisiklet yolları istiyorlar” dedi.
Scottish National Party, her anne adayına kıyafet ve temel ihtiyaçların bulunduğu “bebek kutusu” verilmesi gibi popüler uygulamaları hayata geçirmişti. İskoç üniversitelerinde öğrenciler ücretsiz eğitim görüyor ve otobüsleri ücretsiz kullanabiliyor.
Ancak Slater, artan yaşam maliyetleri ile eğitim ve sağlık hizmetlerindeki gerilemenin yeni bir yaklaşım gerektirdiğini savundu. İşçi Partisi’nin seçmen nezdinde güçlü bir karşılık bulamayacağına inandığını da söyledi.
Slater, “Muhafazakârlar iktidardayken İşçi Partisi’nin söylemi hep ‘Bir gün İşçi Partisi iktidara gelsin, her şey düzelecek’ şeklindeydi. Ama şu an her şey iyi görünmüyor” dedi.
© 2026 The New York Times Company
Kaynak: Gazete Oksijen