Paul Sonne, Valerie Hopkins, Andrew E. Kramer / New York Times
Grand Kremlin Sarayı’nın yeşil salonundaki yaldızlı bir koltukta oturan Venezuela lideri Nicolás Maduro, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e dönerek birlikte sahip olacakları parlak gelecekten söz etti.
Maduro, geçen mayıs ayında yapılan görüşmede, “Bugün insanlığın önde gelen güçlerinden biri olan büyük Rusya ile Venezuela arasındaki ilişkilerin geliştiğini göreceğiz” dedi.
Sekiz ay sonra ise Maduro, yaklaşık 7 bin 500 kilometre uzakta, Brooklyn’de şiddet olaylarıyla anılan ve aşırı kalabalık bir federal gözaltı merkezinde bulunuyor. Maduro, geçen cumartesi günü ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle düzenlenen bir ABD askeri operasyonunda Venezuela’nın başkenti Karakas’tan gizlice çıkarıldı.
Aradan bir hafta geçti ve Putin tek kelime etmedi.
Bu sessizlik, kısmen Rusya’nın geleneksel Yeni Yıl tatil döneminin bir sonucu olsa da, Kremlin’in aylardır izlediği daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Moskova, geçmişte sert tepkiler ve tehditler doğuracak ABD hamlelerini bu dönemde göz ardı ederek geçiştiriyor.
Putin, Ukrayna’da kendisi için elverişli bir sonuç elde etmeye çalışırken Washington’u kızdırmaktan özellikle kaçınıyor. Bu tutum, daha önce sert politikalar izleyebileceği dünyanın diğer bölgelerinde geri planda kalmayı göze alması anlamına gelse bile geçerli.
En son örnek çarşamba günü yaşandı. ABD ordusu, Atlantik Okyanusu’nda ABD Sahil Güvenliği’nden kaçtıktan sonra Rus bayrağı çekmiş olan yaptırım altındaki bir petrol tankerine el koydu. Rusya, başlangıçta Ulaştırma Bakanlığı’ndan yalnızca üç paragraflık bir açıklamayla yanıt verdi. Bu, zaman zaman nükleer savaş tehdidinde bulunan bir ülke için olağanüstü bir itidal anlamına geliyordu. Putin yine sessiz kaldı.
Putin Ukrayna'dan başka bir şey düşünmüyor
James Martin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Çalışmaları Merkezi’nin Avrasya Programı Direktörü Hanna Notte, “Onun tek bir hedefi var: Ukrayna’da zirvede çıkmak. Diğer her şey bu hedefe tabi” dedi.
Notte’ye göre Rusya, Venezuela’da Maduro’yu yakalamaya yönelik ABD operasyonunu zorlaştırabilecek kapasiteye sahip olabilirdi; ancak bu durum Trump ile tam bir kopuş riskini beraberinde getirirdi.
Notte, “Şu anda Rus dış politikasındaki tüm göstergeler, Ukrayna’nın diğer her şeyin çok önünde olduğunu gösteriyor. O halde neden Amerikalılara orada bir darbe indirip onları tamamen karşına alasın?” diye konuştu.
Moskova’nın bu ölçülü tepkisi stratejik olsa da, Putin’in hareket alanı aynı zamanda sınırlı. Rusya, küresel gücünün daha geniş çaplı bir çözülmesiyle karşı karşıya ve en iyi dönemlerinde bile otoriter müttefik devletler üzerindeki dinamikleri tam anlamıyla kontrol edemiyor.
Rusya'nın küresel gücünü aşındıran gelişmeler
Bu etki kaybı, 2022’de Ukrayna’ya yönelik tam kapsamlı işgalle başladı. Söz konusu savaş, Orta Asya, Kafkaslar ve Moldova’daki eski Sovyet ülkeleri üzerindeki Moskova nüfuzunu aşındırdı.
Bu eğilim, 2024’ün sonlarında, Putin’in on yıl boyunca pahalı bir askeri müdahaleyle ayakta tutmaya çalıştığı Suriye’de Beşar Esad yönetiminin çökmesiyle hızlandı. Ardından Trump’ın, Latin Amerika’daki en önemli Rus ortaklarından biri olan Venezuela üzerinde ABD gücünü açık biçimde ortaya koyması ve Kremlin’e yakın İran hükümetini tehdit eden kitlesel sokak protestoları geldi.
Geçen yıl, uzun süre Moskova’yı anlaşmazlıklarının hakemi olarak gören iki eski Sovyet cumhuriyeti Ermenistan ve Azerbaycan’ın liderleri, Trump’ın ev sahipliğinde bir barış anlaşması imzalamak üzere Beyaz Saray’a gitti.
Carnegie Rusya Avrasya Merkezi Direktörü Alexander Gabuev, “Ukrayna savaşı, Rusya’nın kaynaklarını yutan karanlık bir delik. Ülke içeride Batı baskısına karşı daha dayanıklı hale gelirken, küresel bir aktör olarak zayıflıyor. Çünkü hedeflerine harcayacak eskisi kadar kaynağı kalmıyor”
Gabuev’e göre Rusya, Karakas’ı savunmak istemiş olsa bile, ABD gibi bir nükleer güçle Venezuela’da savaşa girmeyecekti. Moskova, Ukrayna’daki hedeflerini riske atacaksa, Trump’ı ikincil meseleler yüzünden kızdırmazdı.
Kremlin, yıllardır dünyayı Rusya, Çin ve ABD gibi büyük güçlerin ayrıcalıklı çıkar alanlarına sahip olması gereken bölgeler bütünü olarak görüyor. Trump’ın ilk döneminde Rus yetkililer, bir noktada Washington’a, Ukrayna’da serbest hareket alanı karşılığında Venezuela’da tam yetki teklif etmişti. Trump da Washington’un ayrıcalıklı bir nüfuz alanı olduğuna inanıyor; Kanada ve Grönland’ın ABD’nin parçası olması gerektiğini söylemiş, son günlerde ise Venezuela’yı “yönetme” niyetini dile getirmişti.
Trump’ın, Ukrayna ve genel olarak Avrupa’da Rusya açısından sonucu belirleyebilecek ciddi bir gücü de bulunuyor. Kiev’deki Ukrayna hükümetine verdiği desteği azaltmış olsa da, ABD hâlâ Avrupa güvenliğinin baskın gücü konumunda ve Ukrayna ordusuna kritik istihbarat ve silah desteği sağlamayı sürdürüyor.
Maduro’nun yakalanmasının ardından Trump yönetimi, Danimarka’dan Grönland’ın alınması fikrini yeniden gündeme getirdi. Bu adım, İkinci Dünya Savaşı sonrası 1949’da Rus nüfuzuna karşı Avrupa’da ABD öncülüğünde kurulan NATO’nun geleceğini riske atıyor.
NATO parçalanırsa Rusya'nın rüyası gerçek olur
Notte, “Eğer Trump gerçekten Grönland’ı işgal edip askeri olarak ele geçirseydi, NATO biterdi ve bu Ruslar için inanılmaz bir kazanç olurdu” dedi.
Putin, yıllardır ABD’yi NATO’daki uzun süreli müttefiklerinden koparmaya çalışıyor. Böyle bir ayrışma, Kremlin’in Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra büyük ölçüde kaybettiği Avrupa’daki nüfuzunu yeniden tesis etmesine daha fazla alan açardı.
Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ABD öncülüğündeki görüşmeler sürerken, İngiltere ve Fransa son günlerde olası bir barış anlaşması durumunda yeni bir Rus işgalini caydırmak amacıyla Ukrayna’ya asker göndermeyi kabul etti. Moskova bu hamleyi hızla reddetti. Cuma günü ise Rusya, mesajını güçlendirmek istercesine, Avrupa Birliği sınırının hemen yakınındaki batı Ukrayna’daki bir hedefe, Oreshnik adı verilen nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip balistik füze fırlattı.
Ukrayna ordusunun eski komutanı ve şu anda İngiltere büyükelçisi olan Valeriy Zalujniy, Interfax-Ukrayna’ya yaptığı açıklamada, “Rusya savaşın bitmesini planlamıyor. Ukrayna’da uzun süreli bir cepheleşmeye hazırlanıyor” dedi.
Ukrayna’daki bazı kesimlere göre Putin, yurt dışındaki etkisinin kısıtlanmasını, ülkesine daha yakın alanlarda telafi etmeye çalışıyor.
Siyasi analist Mykola Davydiuk, “Latin Amerika’da bir şey yapamadı, Trump’a karşı bir şey yapamadı; bu yüzden Ukrayna’yı vurdu. Jeopolitikte zayıf ama hâlâ burada olduğunu, Ukrayna’da olduğunu göstermek istiyor” ifadelerini kullandı
© 2026 The New York Times Company